Yazar "Albogha, Asma" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Alimlerde Taakkub -Tenkit ve Tashih- Metodunun Kullanım Alanı (Hadis İlmi Örneği)(Veysel ÖZDEMİR, 2020) Albogha, AsmaMüslümanlar, ilk asırlardan beri ilmin korunup sağlamlaştırılmasına büyük önem vermişlerdir. Bu hedef doğrultusunda Müslümanların amaçları her ilmi ehline verme şeklinde olmuştur. Böylece alimler, kendilerinden öncekileri tasnif konusunda taakkube ve onların görüşlerini ele alırken de tenkide başvurmuşlardır. Burada söz konusu alimler tüm bunları yaparken Allah korkusunu, başkalarının görüşlerine saygı duymayı ve güvenilir ilmi metodları takip etmeyi gözetmişlerdir. Taakkub yöntemiyle her yeni gelen öncekiler üzerine bina tesis etmiş, onların dediklerini tashih edip düzelterek eleştiri süzgecinden geçirmiş, eserlerini tenkit etmiş ve onları sınamıştır. Böylece hem sonraki gelenler öncekilerden istifade etmiş hem de yeni bilgiler ortaya konulmuştur. Yapılan bu taakkubat, asırlar boyunca ilmi tartışmayı hedefleyip eksiklikleri kaldırarak tamamlayan yapıcı tenkide yeni bir renk katmıştır. Bu süreçte alimlerin bilgi ve anlayış ölçüleriyle çeşitli ilimleri ele alışları da ortaya çıkmıştır. Taakkub, ilmi araştırma sahasında hakkı verilmeyen bir alandır. Söz konusu alana dair ayrıntılı bir araştırmaya ihtiyaç duyulduğundan bu çalışmaya karar verilmiştir. Bu çalışmada bu kavramın manası, kökleri, sebepleri, faydaları, yöntemi, başkalarının görüşüne karşı alimlerin davranışı, Müslüman alimlerin ahlakı, onların muhaliflerine veya hataya düşen kimselere karşı davranış yöntemi ve bununla ilintili olan her şey ele alınmıştır. Ayrıca hadislerin değerini düşürmekle yıkıcı eleştiriye tabi tutan yönelişleri takip eden Arapça ve Türkçe modern çalışmalarla çağdaş araştırmacıların taakkub konusunda yapmış olduğu araştırma ve değerlendirmelere de yer verilmiştir.Öğe Bilişsel Psikoloji Perspektifinden Muhaddislerde Tenkit Metodu(2022) Albogha, Asmahis research aims to read psychological states through Islamic knowledge that includes the method of hadith criticism. Because, in the hadith studies, we understand that the critic makes evaluations in the field of cognitive psychology. The implementations of these scientific rules related to the science of cognitive psychology, which isThis research deals with reading the psychological states through Islamic knowledge that includes the method of hadith criticism. Because, in the hadith studies, we understand that the critic makes evaluations in the field of cognitive psychology even though he or she doesn’t use psychological terms. The implementations of these scientific rules related to the science of cognitive psychology, which is used to accept or reject hadiths, reveals that there is a similarity between these two sciences because their subject is human knowledge. Scholars of both sciences were compared in terms of cognitive processes such as attention, memorization, memory and measurement tests, and some subjects related to human psychology, which are the focus of these processes, such as their abilities, motivations and the imbalances that affect them. After that, examples from the studies of the hadith scholars and researchers in the science of psychology were presented in the method of criticism in order to determine the points where they converged and diverged. As a result, although they differ in terms of starting point and result, it was concluded that there is a partial similarity between the two sciences in terms of subjects related to mental actions. The condition for the Zabt of the Thiqa definition of hadith critics includes the meaning of attention that psychologists talk about. However, the hadith scholars were more selective in this regard due to the Shari’a reasons such as good deeds and sins. In cognitive psychology, researchers have proven that people’s mental abilities play a role in attention and focus. The attention of hadith critics, who made comparisons among the narrators, concentrated on this point in order to distinguish the acceptable one from the others. used to accept or reject hadiths, reveals that there is a close relationship between these two sciences because their subject is human knowledge. Scholars of both sciences were compared in terms of cognitive processes such as attention, memorization, memory and measurement tests, and some subjects related to human psychology, which are the focus of these processes, such as their abilities, motivations and the imbalances that affect them. After that, examples from the studies of the hadith scholars and researchers in the science of psychology were presented in the method of criticism in order to determine the points where they converged and diverged. As a result, although they differ in terms of starting point and result, it was concluded that there is a partial similarity between the two sciences in terms of subjects related to mental actions. The condition for the Zabt of the Thiqa definition of hadith critics includes the meaning of attention that psychologists talk about. However, the hadith scholars were more selective in this regard due to the Shari’a reasons such as good deeds and sins. In cognitive psychology, researchers have proven that people’s mental abilities play a role in attention and focus. The attention of hadith critics, who made comparisons among the narrators, concentrated on this point in order to distinguish the acceptable one from the others.Öğe Hadis İlmi Penceresinden Hadis Rivayetinde Bulunan Kıraat İmamlarına Dair Bir Değerlendirme(2021) Albogha, AsmaBu araştırmanın amacı hadis ilmi ve kıraat ilmi arasında râvilerin cerh ve ta’dîli hakkındaki ihtilafı açıklamaktır. Râvinin güvenilir olup olmadığı tespit edilirken (ta’dîl), adâlet ve zabt olmak üzere iki rükün esas alınmaktadır. Bu iki rükündan zabt konusunda ölçüt olarak kıraat ilmi, hadis ilminden farklılık göstermektedir. Bu çalışmada muhaddislere göre zabtın tahakkuku için gerekli olan şartlar incelenmiş ayrıca kıraat imamlarının kıraatte hüccet olarak itibar ettiği şartlar ve makbul kıraatlerin şartları ortaya konmuştur. Cerh ehlinden münekkitlerin kıraat imamlarına ve râvilerine dair sözleri zikredilmiş ve ardından hadis ilmi açısından durumları değerlendirilmiştir. Ayrıca hadis rivayetlerinin neden zayıf olduklarının sebebi de ortaya konmuştur. Hadis ve kıraat ilmi arasında râvileri değerlendirme bakımından farklılık olması bir takım karışıklığa sebep olmuştur. Mesela kıraat ilminde imam olarak kabul edilen İmam Âsım b. Ebi’n-Necûd ve İmam Hafs b. Süleymân hadis ilminde tenkide uğrayan birer râvi olmuştur. Bu çalışmada söz konusu iki İmam Âsım ve Hafs’ın hadisteki durumlarından, cerh ve ta’dîl ehlinin bu iki imam hakkındaki değerlendirmelerinden bahsedildi. Bu doğrultuda hadis münekkidleri râvinin (rivayette bulunan k?ri) adâlet bakımından zayıf olduğunu belirtirse bu durum hadis ve kıraat için aynı ölçüde geçerlidir. Eğer zabt yönünden zayıf olduğu belirtilirse o zaman şu kurala göre amel edilir: Her ilim zabt konusunda kendi usûlüne göre hareket etmektedir. Her ilmin zabt şartları kendine hasstır. Yani bir ilim ehli, her ilmin zabt şartlarını taşımak zorunda değildir. K?ri dikkatini kıraate, hadisçi ise hadise verir. Dolayısıyla İmam Hafs kıraatte sika iken hadis ilminde zabtından dolayı zayıf olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca bu çalışmada kıraat imamlarının hadis açısından durumları hakkında genel olarak şu sonuca ulaşılmıştır: Bazıları daha alt seviyede olmakla birlikte genelde sadûk ve sika arasındadırlar. Çünkü kıraatte gösterdikleri itina ve şeyhlerine uyum hadis alanında aynı özen ve ihtimam içerisinde olmamışlardır. Hadiste kurrâlardan İmam Âsım gibi sika seviyesinden daha alt seviyede kalan ve İmam Hafs gibi zayıf seviyesinde olan imamların zayıflığı tevsîk’in şartlarından biri olan adâlet dolayısıyla değildir. Daha ziyade hadiste itibar edilen zabt şartları bakımından bir zayıflıktır. Çalışmada ulaşılan bir diğer sonuç ise alimlerin meşhur oldukları alan dışındaki eksiklikleri kendi alanlarında da eksik oldukları anlamına gelmemektedir. Çünkü aslında her alan kendi özel çerçevesinde yetişen ehil alimlere sahiptir. Bir kişi sadece bir ilim dalı ile ilgilenip kendi alanına yoğunlaşarak bu alanda derinleşebilir. Bununla birlikte diğer ilim dallarında eksik kalması mümkündür. Ancak bu eksiklik kendi alanındaki dehasına etki etmeyecek bir eksikliktir. Hadis alimleri fakihler, kadılar ve salihlerin de hıfz konusundaki zayıflıklarından bahsetmiştir. Ancak bu durum onların adâlet durumlarına ya da dinlerine yönelik bir eleştiri olarak değil hadis ilmi çerçevesinde yapılan bir değerlendirmedir. Kurraların durumları değerlendirilirken kurraların ahvalini beyan eden kitaplara müracaat etmek gerekir. Buna karşılık râvilerin ahvali değerlendirilirken rivayetlerde ismi geçen şahısları hadis ilmi çerçevesinde ele alan ricâl kitaplarına müracaat etmek gerekmektedir. Hadis alimleri, râvilerin hallerini en ince ayrıntısına kadar takip etmiş, cerh ve ta’dîl işleminden sonra taz’if edilenleri ve sika olarak görülenleri iki ayrı grup halinde sınıflandırmıştır. Hadis alimleri râvilerin hallerini açıklarken, zayıf noktalarını kuvvetli noktalarından ayırırken çok titiz ve dürüst hareket etmişlerdir. Bir kişi hakkında cerh veya ta’dîl yönünde hüküm verirken insaflı davranmaya özellikle özen göstermişlerdir. Bu durum da onların sözlerini ve hükümlerini daha güvenilir kılmakta ve bizlere doyurucu bilgiler sunmaktadır.Öğe Hadis İlmi Penceresinden Kıraat İmamlarına Dair Bir Değerlendirme(Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, 2021) Albogha, AsmaThe purpose of this research is to explain the difference between the science of ?adith and the science of qira?at about the al-jar? wa-l-ta'dil of the narrators. While determining whether the narrator is reliable (ta'dil) two orders, 'adala and zabt, are taken as basis. These two basis differ from the science of qira?at as a criterion for zabt from the science of ?adith. In this study, the conditions required for the realization of the zabt according to the mu?addiths were examined, and the conditions that imams regard as the qira?at and the conditions of the accepted qira?at were revealed. The words of the scholars of ahl-i jar? about the imams of qira?at and their narrators were mentioned and then their status was evaluated in terms of ?adith science with mentioning the thoughts of ahl-i jar? wa-l-ta'dil about them. In addition, the reason why the hadith narrations are weak is also revealed. The difference between the ?adith and the science of recitation in terms of evaluating the narrators has caused some confusion. For example, Imam '??im and Imam ?af?, who are regarded as imams in the science of qira?at were both criticized as narrators in the science of ?adith. The research talked about Imam '??im and Imam ?af? in ?adith and mentioned the thoughts of ahl-i jar? wa-l-ta'dil' about them, In this direction, if the hadith critics state that the narrator (kari has narration) is weak in terms of justice, this situation is equally valid for ?adith and recitation, but if only memorizing was criticized then it will be acted according to this rule: Every science acts according to its own method regarding around zabt. The terms of zabt of each science are unique. In other words, a scholar does not have to satisfy the requirements of every science. kari cares about qira?at, narrator cares about ?adith. Hence Imam ?af? was proved reliable in qira?at and weak in ?adith. The research also concluded that the reality of the imams of recitation in terms of hadith: they are generally between ?aduq and ?ika, and some of them are less than that; Because the care they showed in qira?at and the harmony with their shaykhs were not the same care and attention in the field of ?adith. For instance, Imam '??im and Imam ?af? relegated from reliability status, and their weakness was because of memorizing not Justice. The research also concluded that a scientist's failure in other majors doesn't mean his thoughts are rejected in his own major, because every specialty has its own experts. So, there's no relation between a scientist's weakness in a major and strength in another. ?adith scholars also mentioned the weaknesses of fuqaha?, qa?is, and righteous people in hifz.However, this is an evaluation made within the framework of the science of ?adith, not as a criticism of their justice or religion. When looking at readers' status, books which are concerned about mentioning their status should be reviewed. When looking at narrators' status on the other hand, we should review books devoted to the men of ?adith. The research also concluded ahl-i ?adith past and present care about al-jar? wa-l-ta'dil science as they have followed narrators' status in detail and talked about those who agree with discrediting and weakening them as well. And that mentioning the status of narrators and highlighting their weak and strong spots are considered as a very honest, accurate and fair method in judging them. Which leads to trust their sayings and reassurance of their judgments.Öğe Hadisçi ve Tarihçilerin Gözüyle Beytülmakdis'in/Kudüs'ün Faziletleri: Miftahu'l-makasid ve Feza'ilu Beyti'l-makdis Bağlamında(Veysel ÖZDEMİR, 2019) Albogha, AsmaTarihi kitaplar; ümmetin çeşitli faaliyetlerini ve ilmi ihtiyaçlarını kapsamaktadır. Alimler de bunları ilmi uzmanlıklarına göre farklı yöntemlerle ele almışlardır. Ortaya çıkan tarihi kitapların bir çeşidi de; İslam şehirlerinin tarihiyle ilgilenmek olmuştur. Zamanının tarihçilerinin ilgilendiği İslam şehirleri Mekke, Medine ve Kudüs'tür. Kudüs müslümanların iki kıblesinin ilki olması, Resulullahın Mirac'ının İsrası olması ve kendilerine rıhle edilmesi tavsiye edilen üç mescidden biri olması dolayısıyla müslümanlarca yüce bir mekana sahip olmuştur. Kur'an'ı Kerim bu durumu şu ayet ile desteklemektedir; ''Kulunu ayetlerimizden bir bölümünü kendisine gösterelim diye bir gece mescid-i haram'dan çevresini kutsal kıldığımız mescid-i aksa'ya götüren (Allah), her türlü eksiklikten uzaktır. Şüphesiz O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.'' Aynı şekilde resulullah da hadislerinde bu mescidin önemini açıklamış, ona rıhle yapılmasını ve cephelerinde ribatta bulunulmasını teşvik etmiştir. Kudüs'ün bu dini yüce öneminden dolayı müslümanlar geçmişte ve halen onun faziletleri hakkında eserler yazmaktadır. Bu yazma hareketini; Kudüs'ün faziletlerini ele alan, onun hakkında söylenmiş hadisler ve eserler bağlamında kaleme alınan eserler izlemektedir. Kudüs'ün bu dini ve tarihi öneminden dolayı hadisçiler ile tarihçiler Kudüs'ün faziletleri hakkında şer'i ve akideyle ilgili olmayan haberleri de işleyen eserler telif etmekle ortak bir paydaya sahip olmuşlardır. Bu da hadis ve tarih rivayetleri arasındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Çünkü hadis rivayetleri fıkhi ve akidevi hükümler oluştururken, tarihi rivayetler ise hadiseleri, hükmi kısımlarını dikkate almaksızın aktarır. İslam alimleri, önceleri farklı ilimleri tedvin ederken isnad yoluyla naklediyorlardı. Ancak hicri beşinci asrın bitiminden sonra isnada verilen önem azalmış, onun yerini peyderpey olarak telifler ve kitaplar almıştır. Bununla birlikte hadis alimleri İslam ümmetinin nakledilen şeylere karşı güven oluşması ve kalplerin mutmain olması için isnad ilmini muhafaza etmeye devam etmişlerdir. Bundan dolayı her iki ilim dalı kendi özel yöntemlerine göre farklılık göstermiş ve bu yöntemleri doğrultusunda eserler telif etmişlerdir. Bu araştırmamızda iki ilim dalının bu farklılıklarını Abdurrahim el-Kureşi'nin ''Miftahu'l-Makasıd ve Misbahu'l-Marasıd fi Ziyareti Beyti'l-Makdis'' adlı eseri ile ed-Diyaul Makdisi'nin ''Fedailu Beyti'l-Makdis'' adlı eseri çerçevesinde ele aldık. Bu çalışmada tarihçiler ve hadisçilerin yöntemleri ile alakalı bazı sorulara cevap bulmaya çalışacağız. Bu sorular; her iki ilimde olayların konusuna göre sırasıyla aktarılıp aktarılmadığı, olayın aslının tarihi rivayet olması dolayısıyla iki ilmin de isnadlı rivayet yolunu tutup tutmadığı, dayandıkları kaynakların neler olduğu, olayları açıklamak ve aralarında ki bağlantıları araştırmak için çaba gösterilip gösterilmediği, senet ve metin tenkidi yapıp yapmadıklarının ortaya konulmasıdır. Sonuçta; Hadisçiler ve tarihçilerin her ne kadar amaçları ve araştırdıkları olayların konusu bir ise de kitaplarındaki konu dağılımı, kitaplarındaki yol ve yöntemleri, dayandıkları ilmi kurallar farklılık göstermektedir. Tarihi kitaplar ve hikaye kitapları araştırılan tarihi olayın portresinin tamamlanabilmesi için tarihi olayları akışına göre dizer. Bundan dolayı senedi zikretmek bu olay örgüsüne zarar verebilir. İbn Şays de Kudüs'ün faziletlerini aktarırken bu tarihi örüntüye dayanmış, senedleri ve başka haberleri işlememiştir. Bunu yaparken olayların zaman sırasına dikkat etmiştir. Buna karşın Diya'nın hedefi ise Kudüs'ün faziletleri hakkında ki hadisleri senedleri ile zikretmek olmuştur. İbn Şayis çeşitli kaynaklara dayanmıştır. Başta İslami kaynaklara dayanmıştır ki bunların başında da Kur'an-ı Kerim gelir. Sonrasında nebevi sünnetler, alimlerin kaleme almış olduğu eserler ve bunlara ek olarak sema yoluyla almış olduğu ve kendisinin şahid olduğu önemli olaylar olmuştur. Hadisçi olan Diya ise sadece nebevi hadisleri aktarmıştır. Bundan dolayı Kudüs'ün faziletleri hakkında Peygamberin söylediği, müslümanları ilgilendiren; İsra, Mi'rac ve deccalın ortaya çıkışı gibi önemli hadisleri aktarmıştır. Tarihçiler Kur'an'a, mütevatir sünnete, müşahede edilmiş bir olaya veya mütevatir olmuş bir olaya aykırı olmayan her türlü haberi kabul ederler. Bundan dolayı İbn Şayis Peygamber efendimizin; İsrailoğullarından nakilde bulunmanızda sakınca yoktur. hadisine dayanarak İsrailoğulları hakkında fazlaca nakilde bulunmuş hatta akla ve mantığa uymayan bazı israiliyat haberlerini de eleştirmeden aktarmıştır. Bundan dolayı bunların birçoğunun zayıf olduğunu söylersek mübalağa etmiş olmayız. Hadisçiler ise önce kaynağa daha sonrada kaynağın güvenirliliğine önem vermişlerdir. Buna bağlı olarak Diya el-Makdisi eserindeki hadisleri senedleri ile zikredip hadis metinlerini eleştirmeden bazen bu senedleri kendisi eleştirmiş bazen de diğer alimlerin sened hakkında ki görüşlerini aktarmaktan geri durmamıştır. İbn Şayis ise sened zikretmemekle beraber metin tenkidini de ihmal etmiştir. Aynı zamanda İbn Şayis de kitabında önceki ümmetlerin haberlerinden ders çıkarıp faydalanmayı, nasihat etmeyi ve kendi kişisel görüşlerini aktarmayı da ihmal etmemiştir. Bu ise tarihçinin sadece olay örüntülerini aktarmadığını, aksine bu olayların tefsirine indiklerini, olaylar arasındaki bağlantıları da aktardığını ifade etmektedir. Buna karşın Diya'nın kitabının konusu ise Kudüs'ün faziletleri hakkında varid olmuş hadislerdir. Okuyucu kendi başına bu hadislerden vaaz ve nasihatler çıkarabilmektedir. Bu saydığım farklılıklar çalışma esnasında ortaya çıkardığım önemli farklılıklardır. Bu farklılıklar her ne kadar hadisçiler ve tarihçilerin yöntemine göre farklılık gösteriyor olsa da ancak bazen bir tarihçiden diğerine ve bir hadisçiden bir diğerine de aynı şekilde farklılık gösterebilmektedir. Umulur ki bu alanda da en çok fayda sağlayacak olan; her iki tarafın sened ve metin tenkidine önep verip bu ikisini ihmal etmemesidir. Bundan dolayı da tarihçiler ve hadisçiler arasında ortak konularda çalışmalar ve incelemeler yapmak bu anlamda İslam kütüphanesini zenginleştirir. Baştan sona hamd Allah'adır.Öğe Hadisçilerdeki Tevsikü’l Cemai(2020) Albogha, AsmaBu çalışmada Tevsiku’l cemai" ravilerin hepsini bir arada tadil etmek "bütün yönleriyle incelenecektir. Tevsiku’l cemai’nin manası, Tevsiku’l Zimni ile alakası, hükmü ve ulema tarafından ne kadar itimad edildiği, tadil yöntemleri arasındaki mertebesi ve onunla amel etmenin şartları da açıklanmıştır. Ayrıca tevsiku’l cemainin türleri de sıralı bir şekilde anlatılmıştır. Tevsiku’l Cemai dört şekilde yapılmaktadır; bunların ilki: sika ravilerden başkasının rivayetinin yer almadığı rivayetlerdir. İkinci tür: Meşyeha kitaplarıdır; bu kitaplar sika ravilerle sınırlandırılmış ve hakkında cerh olan hocaların da zikredildiği Meşyeha kitapları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Ayrıca bu çalışmada söz konusu Meşyeha kitapları ve sika ravilerin toplandığı kitaplar arasındaki farklar da açıklanmıştır. Tevsiku’l cemai şekillerinden üçüncüsü ise; hadis kitaplarında ravilerinin sika olduğuna dair hüküm verilen isnattır. Dördüncü şekil zayıf raviler hakkında eser tasnif eden hocalardır; bu eserlerde sika ravileri almamak şart koşulmuştur. Zikredilen bu türler, uygulamaları, alimlerin ne kadar itimat ettiği ve bu türler hakkında yapılan tenkit ve itirazlar da çalışmanın içerisinde bulunmaktadır. Sonuçta ise tevsiku’l cemai ve cerh arasında karşılaştırma yapılarak değerlendirme yapılmıştır. Bu çalışmada bahsedilen sonuçların yanısıra bu yöntemin alimlerce muteber ve onunla amel edilen bir yöntem olduğuna da ulaşılmıştır.Öğe Kütüb-i Sitte Müelliflerinin Bab Başlıkları Altında Zikrettikleri Hadislerin Tertibinde Takip Ettikleri Yöntemler Üzerine Bir Araştırma ve Değerlendirme(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2022) Albogha, AsmaBu çalışma, Kütüb-i Sitte müelliflerinin, bab başlığı olarak verilen hadisleri takdim ve te'hir -tertibe- yollarını ele almaktadır. Muhaddisler, hadis eserlerinde farklı amaçları göz önünde bulundurmuşlardır. Bab başlıkları altında hadisleri sunarken birbirlerinden farklı yöntemleri takip etmişlerdir. Çalışmada, bu tertip çeşitliliğinin sebepleri, musannifin ilmi kişiliği, kendi eserini yazmasındaki maksadı ve takip etmiş olduğu metoda bağlılığı incelenmiştir. Nitekim, sahihliğine göre rivayetleri sıralamak isteyen musannifler, en sahih olan rivayetleri önce zikredip, zabtı az olan ravilerin rivayetlerini sonra zikretmişlerdir. Hadisleri sıhhat bakımından aynı derecede olanlar ise fıkhi veya isnad bakımından kendi bakış açılarına göre tertip etmiştir. İlletli olan rivayetleri bir araya getirmek isteyen müellifler, eserlerinde illetli hadisleri zikrettikten sonra, illetsiz yani sahih hadisleri almışlardır. Senedlerinin özellikleri gibi farklı kriterleri ön planda tutmak isteyen müelliflerin, bab başlığı hadisleri sıralama konusundaki metodu, farklılık arz etmektedir. Onlar, fıkhi bir hüküm ortaya koymak istediğinde sıhhati daha yüksek olan hadislerle başlar, sonra hadisi desteklemek için müttebileri ve şahidleri irad ederler. Bir hadisin illetini tespit edip ortaya koymak isteğinde sorun olan rivayeti öne alır, sonra sahih olan rivayeti zikreder. Ali isnadlar meselesini öne çıkarmak isteyenler ise, senedi ali olan hadisleri öne alır. Salt hadisleri bir araya getirmek isteyenler ise, bab başlığı hadisleri takdim ve te'hir konusunda belirli bir tertibe tabi olmamışlardır.












