Yazar "Bayraktar, Bülent" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 20 / 20
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Anadolu Merinoslarında İrisin Hormon Yanıtı Üzerine Bazı Fizyolojik Parametrelerin Etkisi(2021) Bayraktar, Bülent; Tekce, EmreBu çalışmanın amacı, Anadolu Merinosu koyunlarında irisin hormon yanıtı üzerinde vücut kondüsyon skoru (VKS), laktasyon, gebelik, yaş ve cinsiyetin etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya dahil edilen tüm gruplarda yer alan Anadolu Merinosu koyunları vücut kondüsyon skorlarına (VKS<2,VKS=3-3.5,VKS?4) göre 3 gruba ayrılmıştır. 1.grup gebeliğin ilk dönemindeki koyunlar (ilk gebeliğin 100. gününde) (n=30), 2.grup erken laktasyon döneminde bulunan koyunlar (n = 30),3.grup farklı yaşta bulunan <2 (genç) (n=30), 2-8 (ergin) (n=30), 8> (yaşlı) (n=30), erkek ve dişi koyunlar (n=180) olmak üzere toplam 240 hayvan oluşturdu. Koyunlardan sabah yemlemesi öncesi vena jugularis’ten kan örnekleri alındı. Kan serumu örneklerinde ELİSA yöntemiyle irisin hormon düzeyleri belirlendi. Çalışma sonucunda laktasyon ve gebelik döneminde ortalama serum irisin hormon düzeyleri en düşük VKS<2 grubunda, en yüksek ise VKS ?4 gruplarında bulunan koyunlarda saptanmıştır. Aynı şekilde farklı yaş ve cinsiyet gruplarında ise en düşük ortalama serum irisin hormon düzeyleri VKS<2 grubunda bulunan genç kuzu ve toklularda iken, en yüksek düzey ise VKS ?4 grubunda yaşlı koyun ve koçlarda tespit edilmiştir. VKS değişimine bağlı olarak farklı yaş, cinsiyet, gebelik ve laktasyon dönemlerinin serum irisin hormonu düzeyi üzerine etkisi olduğu belirlenmiştir (p<0,05).Sonuçlarımız, irisin hormonun miyokin olması ve fizyolojik rolü nedeniyle, kas sistemine ait durumun incelenmesinde yararlı bir parametre olabileceğini göstermiştir.Öğe ANTİDİYABETİK, PROİNFLAMATUVAR, KARDİYOPROTOTEKTİF ETKİYE SAHİP BİR ADİPOSİTOKİN VİSFATİN HORMONUN FİZYOLOJİK SİSTEMLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN İNCELENMESİ(Akademisyen Yayınevi, 2019) Bayraktar, BülentSon zamanlarda keşfedilmiş olan antidiyabetik, proinflamatuvar, kardiyoprototektif etkiye sahip, Pre-B Koloni Arttıcı Faktör (PBEF) ve proenflamatuvar bir molekül olarak da bilinen visfatin, viseral yağ dokudan sentezlenen önemli bir adipokin hormonudur. Visfatin içerisinde bulunduğu adipositokinler, adipoz doku içerisinde lokal olarak etki gösterebildikleri gibi sistemik dolaşımla farklı organlara da ulaşabilmekte ve bu şekilde yiyecek alımı, vücut ağırlığının düzenlenmesi, insülin duyarlılığı, üreme, immünite, inflamasyon ve vasküler homeostaz üzerinde önemli fizyolojik etkileri bulunmaktadır. Ayrıca, lipid metabolizması, kardiyovasküler hastalıklar ile ilişkili olan bir hormon olmasının yanı sıra obezite, insülin direnci ve inflamasyonda önemli fizyolojik fonksiyonları bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, Visfatin seviyesi sepsis, romatoid artrit, inflamatuvar bağırsak hastalığı, akut akciğer hasarı, miyokardiyal infarkt gibi bazı akut ve kronik inflamatuvar hastalıklarda artış göstermekte ve nötrofil apopitozisini inhibe ederek inflamasyonun devamlılığında anahtar rolü bulunmaktadır (Luk ve ark., 2008). Bu fizyolojik etkisini enzimatik ya da nonenzimatik (sitokin benzeri) mekanizmalar aracılığı ile göstermektedir. Ancak, visfatin’in sitokin benzeri etkilerini hangi mekanizmalar aracılığı ile gerçekleştirdiği ise tam olarak bilinmemektedir (Wang ve ark., 2012). Bu nedenle, fizyolojik mekanizmaların aydınlatılması yönündeki ihtiyaç duyulan çalışmalar nedeniyle önemli bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada, son literatür verileri ışığında visfatin hormonun yapısı, fizyolojisi, fizyolojik sistemler üzerindeki etkisine yönelik bilgi içermektedir.Öğe Assessment of Nucleic Acid Extraction Kits for SARS-CoV-2 Surveillance in Wastewater Samples(2025) Sait, Ahmet; Korkmaz, Serol; Parmaksız, Ayşe; Bayraktar, Bülent; Aslan, İsmailObjective: The aim of this study is to evaluate the effectiveness of three commercial nucleic acid extraction kits (kit A, B and C) in isolating SARS-CoV-2 viral RNA from wastewater samples. Method: In this study, water samples were collected in March 2021 from three wastewater treatment plants located in different parts of Istanbul, and it was confirmed that they were negative for SARS-CoV-2. Different concentrations of the SARS-CoV-2 virus, previously inactivated at the BSL-3 laboratory of the Pendik Veterinary Control Institute, were added to the wastewater samples. RNA extraction and quantification were performed using commercial nucleic acid extraction kits and and RT-qPCR kit specific to SARS-CoV-2. Results: At the end of the study, it was determined that kit C yielded the highest total RNA and produced more consistent results, significantly outperforming the other two kits in terms of RNA yield and purity. Statistical analysis revealed significant differences in RNA concentrations (p < 0.05) and gene copy numbers (p < 0.01) between the kits, and kit C demonstrated superior linearity and reproducibility. Conclusion: According to the findings, although all three evaluated kits are suitable for detecting SARS-CoV-2 RNA in wastewater samples, kit C provides the most efficient and reliable performance, especially for high-throughput studies. Additionally, this study highlights the importance of selecting appropriate nucleic acid extraction methods for wastewater surveillance, which serves as an early warning system for outbreaks that threaten public health.Öğe Bayburt’ta Organik Tarım ve Hayvancılığın Mevcut Durumu#(2017) Bayraktar, BülentGünümüzde, doğal koşullarda kimyasal katkı maddeleri kullanılmadan üretilen organik ürünlere yönelik her geçen gün sürekli olarak artış göstermektedir. Bununla beraber, yeni organik gıda pazarların oluşumu ve organik üretim potansiyeli yüksek olan bölgelerin değerlendirme ve geliştirme konusu önem arz etmektedir. Bu kapsamda, Bayburt ili, organik üretim için çok uygun ekolojik şartları barındırmaktadır. Yüzölçümünün önemli bir kısmını tarım arazileri ile çayır ve meralar oluşturmaktadır. Ayrıca, sanayi tesislerinin yok denecek kadar az ve kimyasal ilaç kullanımının düşük olduğu illerden birisidir. Potansiyeli yüksek olan bölgelerin değerlendirme ve geliştirmesinde kurumların önemli bir rolü bulunmaktadır. Ancak, kurumların belirleyeceği stratejik hedefleri, kaynakları ve yetkinliklerine göre değişkenlik göstermektedir. Bu derlemede, Bayburt ilinde uygulanan ortak projelerin, eğitim faaliyetlerinin ve tarımsal desteklerin, organik üretim gelişimine hız kazandırıcı bir etkisi olduğu gözlenmektedir. Bu yüzden üretimi yapılmayan ancak yüksek potansiyele sahip ürünlerin gelişiminin desteklenmesi mevcut organik tarım ve hayvancılığın gelişme sürecine büyük katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Öğe Covid-19 Pandemisi Sonrası Spor Bilimleri Fakültesi Akademisyenlerinin Siberkondria Düzeyleri ve İnfodemide Davranışları Beslenme Durumları ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Pilot Çalışma(2024) Erkılıç, Tuğçe Orkun; Erkılıç, Ali Ozan; Bayraktar, BülentBu çalışma Covid-19 sonrası dönemde akademik personelin siberkondria ile infodemi düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve beslenme durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırma, Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde görev yapan 23 Akademik personel ile yapılmıştır. Tüm katılımcılara demografik özelliklerinin ve beslenme durumlarının ve besin tercihlerinin belirlenmesine yönelik bir anket uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında Siberkondri Şiddet Ölçeği-Kısa Formu, İnfodemi (Dijital Ortamda Sağlık Bilgisi Edinme ve Teyit) Ölçeği ve Besin Tüketim Sıklığı formu kullanılmıştır. Çalışmada, ölçeklerin alt faktörlerinden aşırılık ile Web 1.0 ve Sağlık Bilgisi edinme arasında ve alt faktörlerden güvence ile Web 2.0 ve Dijital sağlık bilgisi edinme arasında pozitif bir ilişki belirlenmiştir. Katılımcıların aşırılık düzeyi yani sağlıklarıyla ilgili araştırmalarının artan ve tekrar eden yapısı arttıkça, sağlık bilgisi edinme düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir (p<0,05). Aynı zamanda katılımcıların profesyonel tıbbi tavsiye almaya yönlendiren araştırmalar (güvence düzeyi) arttıkça, dijital sağlık bilgisi edinme düzeylerinin de artması üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda Covid-19 sonrası dönemde akademik personelin siberkondria ile infodemi düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Covid-19 pandemisi sonrası siberkondri ve infodemi davranışlarındaki artış, bireylerin beslenme durumları ile doğru besine yönelmesi konusunda diyetisyenlerin önemi ve gerekliliğini ortaya koymuştur. Mevcut sonuçlarımızın bu alanda gerçekleştirilecek çalışmalar ve araştırmacılar için önemli katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.Öğe Covid-19 Pandemisi Sonrası Spor Bilimleri Fakültesi Akademisyenlerinin Siberkondria Düzeyleri ve İnfodemide Davranışları Beslenme Durumları ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Pilot Çalışma(2024) Erkılıç, Tugçe Orkun; Erkılıç, Ali Ozan; Bayraktar, BülentBu çalışma Covid-19 sonrası dönemde akademik personelin siberkondria ile infodemi düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve beslenme durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırma, Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde görev yapan 23 Akademik personel ile yapılmıştır. Tüm katılımcılara demografik özelliklerinin ve beslenme durumlarının ve besin tercihlerinin belirlenmesine yönelik bir anket uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında Siberkondri Şiddet Ölçeği-Kısa Formu, İnfodemi (Dijital Ortamda Sağlık Bilgisi Edinme ve Teyit) Ölçeği ve Besin Tüketim Sıklığı formu kullanılmıştır. Çalışmada, ölçeklerin alt faktörlerinden aşırılık ile Web 1.0 ve Sağlık Bilgisi edinme arasında ve alt faktörlerden güvence ile Web 2.0 ve Dijital sağlık bilgisi edinme arasında pozitif bir ilişki belirlenmiştir. Katılımcıların aşırılık düzeyi yani sağlıklarıyla ilgili araştırmalarının artan ve tekrar eden yapısı arttıkça, sağlık bilgisi edinme düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir (p<0,05). Aynı zamanda katılımcıların profesyonel tıbbi tavsiye almaya yönlendiren araştırmalar (güvence düzeyi) arttıkça, dijital sağlık bilgisi edinme düzeylerinin de artması üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda Covid-19 sonrası dönemde akademik personelin siberkondria ile infodemi düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Covid-19 pandemisi sonrası siberkondri ve infodemi davranışlarındaki artış, bireylerin beslenme durumları ile doğru besine yönelmesi konusunda diyetisyenlerin önemi ve gerekliliğini ortaya koymuştur. Mevcut sonuçlarımızın bu alanda gerçekleştirilecek çalışmalar ve araştırmacılar için önemli katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.Öğe Deneysel Olarak Sıcaklık Stresi Oluşturulan Broilerde Farklı Oranlarda Kullanılan Bazı Bitkisel Ekstrelerin Serum Demir Seviyesine Etkisinin İncelenmesi(2018) Bayraktar, Bülent; Tekce, EmreAmaç: Demir, yaşam için kritik bir öneme sahip dokulara oksijen taşıyan hemoglobinin yapısındabulunmaktadır. Hemoglobin, demirin bağlanması ve transportunda görevli bir protein olup;eskiliği, bağışıklık sisteminde baskılanma ve enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına, ayrıca beyinve motor fonksiyonların bozulmasına yol açarak önemli bir morbidite nedeni olabilmektedir. Gereçve Yöntemler: Vücuttaki demir seviyesinin, demir içeriğine sahip yiyeceklerin tüketilmesine, bazıhormon ve ilaçların kullanılmasına ve strese bağlı olarak etkilendiğini gösteren çalışmalara rastlanılmıştır.Diğer yandan, sıçanlarda deneysel olarak uygulanan psikolojik ve ısı stresi çalışmalarındaseviyenin azalma gösterdiği bildirilmektedir. Bu çalışmada; sahip strese en duyarlı hayvan olan tavuklarda22°C ve 36°C sıcaklık stresinde antioksidan etkilere sahip uçucu yağ karışımı (EOM)'nıniçme suyuna ilave edilmesiyle serum demir seviyesindeki değişimin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada hayvan materyali olarak bir günlük yaşta 400 Ross-308 erkek etlik civciv kullanılmıştır.Her grupta 50 hayvan olacak şekilde sekiz farklı grup, kendi içerisinde her bölmede 10 adet olacakşekilde yedinci günden 42. güne kadar 22°C stressiz ve 36°C stresli gruplara [Kontrol, EOM(uçucu yağ karışımı)] 250, EOM-500, EOM-750 uygulanacak şekilde beş alt gruba ayrılarak araştırma42 gün sürmüştür. Bulgular: Deney gruplarındaki serum demir düzeyleri sırasıyla 22°C’de88,2, 82,2, 103,4, 98,4 µg/dL iken, 36°C stres uygulanan broiler gruplarında sırasıyla 88, 78,2, 84,8,85 g/L bulunmuştur. Sonuç: Çalışma sonucunda, içme suyuna ilave edilen esansiyel yağ asidi karışımından(EOM) serum demir düzeyinin etkilenmediği (p>0,05) saptanmıştır.Öğe Determination of Salivary Cortisol Levels and Nutrition, Smoking and Physical Activity Status of University Students during the Exam Period(2024) Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Erkılıç, Ali Ozan; Ozcan, Gulbahar BoyukObjective: The aim of this study is to determine the salivary cortisol levels and nutrition, smoking and physical activity status of university students during the exam period. Method: This study was conducted at Bayburt University Faculty of Health Sciences during the 2023-2024 final exam period. A questionnaire determined the demographic characteristics, dietary and physical activity behaviors, while anthropometric measurements were taken and nutritional status was evaluated. ELISA analyzed the cortisol hormone levels in saliva samples taken before and after the final exam. Results: The study was conducted on 120 volunteer students between the ages of 18-25 who had no clinical health problems. In the study, a significant difference was found between the students' salivary cortisol levels before and after the exam (p<0.05). Cortisol levels were found to be lower in male students (n=60) than in female students (n=60) (p<0.05). Cortisol levels were found to be higher in smokers than in non-smokers (p<0.05) Exam anxiety was found to be higher in female students (p<0.05). No significant change was observed in terms of physical activity, nutritional behaviors or food preferences during the exam period (p>0.05). Conclusion: One of the important stress factors for students is the exam period. It is important to examine the effects on nutrition, physical activity and smoking during this period. Cortisol levels are an important marker for such studies and are thought to contribute to the evaluation of the effectiveness of stress prevention strategies.Öğe Effect of kangaroo mother care and white noise on physiological-stress parameters in heel lancing: randomized controlled study(BioMed Central Ltd, 2024) Kirbaş, Zila Özlem; OdabaşI Aktaş, Elif; Bayraktar, Bülent; Özkan, HavaBackground: Newborns are exposed to varying degrees of stressful interventions due to procedures such as heel lancing used in routine metabolic screenings. It is an examination of the effects of white noise and kangaroo care on some physiological parameters and stress markers (cortisol and glucose-regulated protein 78-GRP78) in heel lancing in newborns. Methods: Randomized controlled study was conducted at a gynecology service of a hospital between January and September 2023. 90 babies were divided into three groups: 30 babies in the Kangaroo Care Group (KCG), 30 babies in the White Music Group (WMG), and 30 babies in the Control Group (CG). All babies were randomly divided into groups. Stress parameters were measured by saliva collection method and physiological parameters by saturation device. Results: A statistically significant difference was determined between the total crying time, pulse and saturation values ??according to the groups (p < 0.001; p = 0.001). A statistically significant difference was determined between the mean values ??of cortisol and GRP78 measurements according to group and time interaction (p < 0.001). KCG was more effective in reducing total crying time and stabilizing pulse, saturation, salivary cortisol, GRP-78 values compared to WNG and CG. Conclusion: It was concluded that white noise and kangaroo care help reduce newborns’ stress in the case of heel lancing. Practical implications: The practice of kangaroo care and the use of white noise methods may assist healthcare professionals as supportive methods in stress management during invasive procedures. Trial Registration: NCT06278441, registered on 19/02/2024. © The Author(s) 2024.Öğe Evaluation of Small Livestock Farms in Çorum Province in terms of Structural Characteristics, Herd Management Practices, Biosecurity and Animal Welfare(Gökhan ARSLAN, 2025) Kotan, Gökşad Cemil; Bayraktar, Bülent; Aydemir, Şeyma; Tekce, Emre; Öztürk, DuyguThis study was conducted to examine the structural characteristics, biosecurity, and animal welfare practices of 120 small ruminant farms in Çorum province. The study included face-to-face surveys, observations, and measurements on farms with at least 50 animals, where a total of 17 different parameters were considered: 7 related to shelters, 7 related to building and equipment conditions, and 3 related to animal health. The majority of participating farm owners were young and middle-aged men who rely on livestock farming as their primary source of income (69%). The sector shows growth potential, demonstrated by the fact that 65% of farmers reported an increase in flock size over the last five years. However, a significant deficiency in modern herd management was identified, as 70% of farms do not use formal record-keeping systems. In terms of biosecurity, although 90.83% of breeders follow a regular vaccination schedule, crucial preventive measures like physical area disinfection and manure removal are performed infrequently, often only once a year. Lack of knowledge about biosecurity and excessive costs were reported as the main obstacles to effective implementation. The welfare assessment, based on the ANI 35L-derived protocol, rated the farms' housing and equipment status as "medium", with critical deficiencies noted in insulation and facilities for heat and cold protection (77.5% lack insulation). However, animal health parameters were generally rated as "moderate", with only skin condition being scored as "good". In conclusion, small ruminant farms in Çorum exhibit growth potential but urgently require improvements in key areas such as record-keeping, biosecurity measures, and modern barn infrastructure to enhance animal welfare and productivity.Öğe Investigating the adipokine and cardiac troponin response ın experimental thyroid dysfunction(University of Zagreb, Facultty of Veterinary Medicine, 2020) Bayraktar, Bülent; Tekce, Emre; Takma, Çiğdem; Bayraktar, Sevil; Kilinç, Ayten A.; Ülker, Ufuk; Kurtdede, EfeThis study was conducted to investigate adipokine [Apelin and brain-derived neurotrophic factor (BDNF)] and cardiac troponin (cTnI) response that emerged after adding an essential oil mixture (EOM) (Eucalytus glabutus labii, Thymus vulgaris, Cymbopogon nardus, and Syzygium aromaticum) at different rates to the drinking water of broilers in which thyroid dysfunction (hypo-and hyperthyroidism) had been experimentally induced. In the present study, 150 1-day-old Ross-308 male broiler chicks were used. They were divided into five groups, each with 30 animals. The groups were designed to include five subgroups: control (C), hypothyroid, hypothyroid + 250 ppm EOM, hyperthyroid, and hyperthyroid + 250 ppm EOM, with six animals in each group. At the end of the experiment, Apelin, p-BDNF, cTnI, T3, T4, and thyroid-stimulating hormone (TSH) levels were investigated in blood serum samples obtained by cervical dislocation from four randomly selected animals from each subgroup, making 100 animals in total. It was found that EOM administration resulted in a dose-dependent increase in p-BDNF and apelin levels, and a decrease in T4 levels in the experimentally induced hypo-and hyper-thyroidism groups, but did not affect T3 and cTnI levels. Conversely, an increase in TSH level was observed in the hypothyroidism groups, whereas a decrease was observed in groups with hyperthyroidism. This study is the first to examine adipokine (Apelin and BDNF) and cTnI response to EOM administration in thyroid dysfunction. © 2020, University of Zagreb, Facultty of Veterinary Medicine. All rights reserved.Öğe Investigation of the relationship between orthorexic tendencies and some anthropometric measurements and variables in university students(2024) Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Erkılıç, Ali Ozan; Ozcan, Gulbahar Boyuk; Bozok, Ümmü Gülşen; Bülbül, Ali Savaş; Turan, MerveOrthorexia nervosa (ON) is a type of eating disorder marked by an excessive preoccupation with eating healthily to preserve and promote health, which surpasses normal levels of concern. This study aims to investigate the correlation between orthorexic tendencies, anthropometric measurements, and several other characteristics among university students. A cross-sectional study was done with a sample size of 307 university students from various departments, consisting of 228 females and 79 males. The data-gathering process consisted of administering a demographic information form and the ORTO-11 questionnaire. Anthropometric measurements, such as weight, height, waist circumference, hip circumference, and chest circumference, were measured. In addition, Body Mass Index (BMI) was calculated. The TANITA BC-418 equipment was used to measure the weight of the participants, while a flexible tape measure was used to measure their height, waist circumference, hip circumference, and chest circumference. The BMI was calculated by the individual's weight (in kilograms) by the square of their height (in meters). The data analysis encompassed the utilization of descriptive statistics, t-tests, variance analysis, and Pearson correlation analysis. A score of 25 or lower on the ORTO-11 scale was categorized as orthorexic, whereas a score higher than 25 was deemed normal. The average age and orthorexia scores of the subjects were 20.81±1.86 and 27.76±4.42 for females, and 21.38±4.14 and 28.11±4.37 for males, respectively. It was determined that 29.3% of the participants were found to display orthorexic tendencies, while the remaining 70.7% did not. There were no statistically significant variations in age, hip circumference, and orthorexia scores across genders (p>0.05). No statistically significant relationship was found between the total orthorexia scores and BMIs of the individuals (r=-.051, p>0.05). ON is associated with psychological and social complications, which in turn contribute to the development of disordered eating patterns. The results of this study indicate that determining the frequency of orthorexic tendencies among university students may contribute to the development of strategies for its prevention.Öğe Investigation of the relationship of cardiac troponin I and cortisol hormone levels with some variables in children: Relational screening model(2024) Kırbaş, Zila Özlem; Bayraktar, Bülent; Aktaş, Elif OdabaşıThis study aimed to determine salivary cardiac troponin I and cortisol hormone levels in primary school students to evaluate the cardiac response depending on age and gender variables. The sample of the study consisted of a total of 180 children, including boys and girls aged 8, 9, and 10 years old. The ELISA technique determined cTnI and cortisol hormone levels in saliva samples taken from the children included in the study. There was a significant difference between the salivary cTnI levels and the age levels of the children in the groups (p<0.001). A significant difference was found between the mean level of salivary cortisol hormone and the gender and age variables of the child (p<0.001). As a result of the study, a positive, weak, and statistically significant correlation was found between salivary cTnI and cortisol hormone levels (p<0.05). In the model created for the dependent variable of saliva cTnI, it was found that 7.5% of the variance was explained by the independent variables (R2 adjusted=.075), and the age variable was a statistically significant positive predictor (p<0.001). In the model created for the dependent variable of cortisol hormone, it was found that 48.4% of the variance was explained by the independent variables (R2 adjusted=.484), and age and gender were positive statistically significant predictors (p<0.001). Within the scope of the data obtained in our current study, it was determined that cortisol hormone levels were also high in children with high salivary cardiac troponin I levels. It is thought that examining and monitoring cardiac troponin I and cortisol hormone levels may be useful parameters in the nursing care and practice of children with heart disease risk and disease.Öğe Saglık Bilimleri Için Fizyoloji(Akademisyen Yayınevi, 2020) Bayraktar, BülentEvrendeki canlılar dünyasını incelediğimizde canlılardaki biyoritim, kusursuz bir döngü içerisinde işleyen süreci ve ihtişamıyla bizleri büyülemektedir. Bu süreç içerisinde kalp atışından, vücut sıcaklığı, sindirim, metabolizmanın düzenlenmesi, büyüme, gelişme, davranışlarımızdaki ruhsal değişimlerdeki etkisiyle vücudumuzda kusursuz bir fizyolojik sistemlerden birisi de Endokrin Sistemidir. Topraktaki tohumun bitkiye dönüşüm süreci, bir bebeğin dünyaya gelişinden ölüme kadar yaşam döngüsü ve canlının büyümesinin her evresindeki kusursuz fizyolojik değişimi, diğer yandan buzağısını gören ve sesini duyan bir ineğin oksitosin hormonu sayesinde sütünü bırakmasını sağlayan annelik iç güdüsü, tehlike karşısında vücudunuzun alarm sinyali noradrenalin, acil enerji ihtiyacının karşılanmasında emri veren adrenalin, bir şeyi yapabilmemiz için bize motivasyon sağlayan hormon dopamin, uyku ve uyanıklık durumu, biyolojik saatimizin yönetimini sağlayan melatonin, metabolik süreçlerin başkahramanı tiroid hormonları, vücudumuzu yöneten ve endokrin sistemin en önemli yaşamsal molekülleri de hormonlardır. Endokrin sistem, vücudun hemen hemen her yerinde bulunan hormonları salgılayan endokrin bezleri barındıran, üreme,büyüme, gelişme, metabolizma, enerji regülasyonunda rolü bulunmaktadır. Endokrin sistem, sinir sistemiyle koordineli olarak çalışmaktadır. Endokrin sistemin temelini oluşturan majör endokrin bezler; insanlarda sırasıyla hipotalamus, hipofiz, epifiz, tiroid bezi, böbreküstü bezi, pankreas, ovaryum ve testislerdir (Şekil 1). Bunun yanı sıra, böbreklerden eritropoetin, kalpten atrial natriüretik peptid ve gastrointestinal sistemden gastrin gibi çok sayıda peptid hormon salgılanmaktadır.Öğe Sıcaklık Stresi ile İndüklenen Broilerde Farklı Oranlarda Uygulanan Bitkisel Eksraktların Bazı Kan Parametrelerine Etkisinin İncelenmesi(2019) Bayraktar, Bülent; Tekce, EmreSıcaklık stresi, immunosupressif etkisi nedeniyle kanatlılarda büyüme ve gelişme geriliği, metabolik problemlerden ölüme kadar varabilen sağlık sorunlarına yol açan önemli bir stres etmenidir. Bu çalışma, sıcaklık stresine maruzkalan kanatlılarda bitkisel ekstrakt kullanımına bağlı olarak serumda P düzeylerinin karşılaştırılmasının yanı sıra eşzamanlı olacak şekilde içme sularına ilave edilen stresin etkisini azaltılmasında antioksidan özelliklere sahip Eucalyptusglabutus labii (ökaliptus),Tymus vulgaris (kekik),Cymbopogon nardus (sitronella) ve Syzgium aromaticum (karanfil)bitkilerinden oluşan uçucu yağ karışımının (EOM) bazı kan parametreleri (Fosfor (P), Lipaz, Sodyum (Na), Klor (Cl),Doymamış demir bağlama kapasitesi (UBİC), Total Demir Bağlama Kapasitesi (TIBC), Transferin Doygunluğu (%SAT) düzeyi üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Araştırmada her birinde 50 adet hayvan olacak şekilde 8 gruba ayrılmıştır. Gruplar kendi içerisinde her bölmede 10 adet hayvan olacak şekilde 5 alt grubu içermektedir. UIBC ve TIBCdüzeyleri kontrol grubuna kıyasla 22°C gruplarda 500 ml/1000 l gruplarda en fazla artış gözlenirken, 36°C gruplarda ise500 ml/1000 l gruplarda en fazla azalma tespit edilmiştir (p<0,05).Deney sonucunda gruplara ait veriler incelendiğindesıcaklık stresine maruz kalan broylerin içme suyuna ilave edilen EOM’un serumda P, Lipaz, Na, % SAT düzeyleri üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05).Öğe The Effectiveness of Juniper and Thyme Essential Oils in Reducing the Physiological Symptoms of Test Anxiety in Medical Students(Mersin University, 2026) Özcan, Gülbahar Böyük; Bayraktar, Bülent; Bozok, Ümmü Gülşen; Erkiliç, Tuğçe OrkunObjective: Medical students struggle with exam anxiety, which negatively affects cognitive and academic performance. Aromatherapy has become popular as an alternative to pharmacological treatments. This study examines how juniper and thyme essential oils psychophysiologically affect undergraduate students' exam anxiety. Juniper and thyme aroma inhalation was tested on asprosin, cyclic guanosine monophosphate response element binding protein (CREB), cortisol, and exam anxiety in students taking exams. Method: A random sample of 80 healthy students aged 18-25 from the Faculty of Medicine was collected during final exams. Participants were their own controls, and saliva was collected before and after aromatherapy. Saliva samples were tested for asprosin, CREB, and cortisol using ELISA. Heart rate, oxygen saturation, systolic pressure, diastolic pressure, and body temperature were monitored before and after aroma inhalation. Findings: According to the findings of this study, juniper and thyme aromatherapy were effective in increasing the average saliva levels of Asprosin, CREB, and cortisol hormones, with the most significant decrease observed in the groups receiving juniper aromatherapy (pÖğe The impact of aromatherapy on glossophobia among medical students: A study on cortisol levels and stress reduction(2024) Ozcan, Gulbahar Boyuk; Bozok, Ümmü Gülşen; Battal, Fetullah; Bayraktar, BülentGlossophobia (fear of public speaking, presentation anxiety) is an anxiety disorder characterized by extreme fear and anxiety about public speaking. Glossophobia is a very common phobia worldwide, reportedly affecting 75% of the population. This study aims to examine the effects of different aroma inhalations (Thyme and Juniper) on public speaking anxiety, and salivary cortisol hormone levels in university students. The sample of the research consisted of a total of 104 university students, male and female, between the ages of 18-20. In the first step, cortisol hormone levels were determined using the ELISA technique in the saliva samples taken from the university students included in the study. The average salivary cortisol hormone level and public speaking anxiety levels of the university students participating in the study showed a positive and statistically significant relationship (p=0.001). There is a significant negative correlation between the participants' public speaking anxiety and post-thyme oil status at a 99% confidence level and a 1% significance level, r=-.318. When public speaking anxiety and juniper oil were analyzed, a significant negative relationship was found at r=-.290, a 99% confidence level, and a 1% significance level. It was also concluded that inhalation of 2% thyme essential oil in individuals with high glossophobia is both safe and beneficial in reducing anxiety levels.Öğe Trakya At Irkında Serum Visfatin Seviyesi Üzerine Yaş, Cinsiyet, Mevsim Etkisinin İncelenmesi(2019) Bayraktar, Bülent; Tekce, EmreBu çalışmanın amacı, Trakya atında mevsim, cinsiyet ve yaş etmenlerinin visfatin hormon düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Çalışma materyalini farklı mevsim, cinsiyet ve yaşta bulunan 20 at oluşturdu. Çalışma grubunu oluşturan 1-6; 7-20 yaş aralığındaki dişi veerkek atlarda ortalama serum visfatin hormon düzeyleri kış mevsimi için sırasıyla 23.38, 21.40; 26.46, 23.96 ng/ml iken, yaz mevsimindeise 17.98, 18.68; 22.22, 21.32 ng/ml olarak tespit edilmiştir.Sonuç olarak mevsim, yaş, cinsiyet parametrelerine ait serum visfatin hormonudeğerleri karşılaştırıldığında istatiksel anlamlı fark tespit edilmiştir (p<0.5). Elde edilen sonuçlarla birlikte mevcut çalışma ilk olma özelliğinitaşımaktadır.Öğe Üniversite Öğrencilerinde Hedonik Açlık Durumları ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkisinin İncelenmesi(2024) Erkılıç, Tuğçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Taşci, Seda Çelikel; Çakır, YıldızHedonik açlık, enerji açığı olmadığında zevk almak için yemek yeme dürtüsüdür. Bu çalışma üniversite öğrencilerinde hedonik açlık durumları ile bazı değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Bayburt Üniversitesi’nin farklı bölümlerinde öğrenim gören 18-25 yaş arası 279 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin sosyodemografik bilgilerini sorgulayan bir anket ile besin gücü ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 26 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız örneklem t testi, One-Way ANOVA testi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin yaş ortalaması 21,44±3,08, boy uzunluğu (cm) ortalaması 169,31±8,67, ağırlık (kg) ortalaması 64,77±12,58 idi. Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) puan ortalamaları 3,19±0,66, BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları 2,81±0,85, BGÖ- Besin Mevcudiyeti alt boyut puan ortalamaları 3,35±0,82, BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları 3,53±0,75 olarak belirlenmiştir. BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0,05). BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0,01). BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları kadın öğrencilerde yüksek iken, BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları erkek öğrencilerde yüksek olduğu belirlenmiştir. BGÖ- Besin Mevcudiyeti ve BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları ile sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,01). Sınıf düzeyi değişkeni bakımından yapılan posthoc analizi sonucunda her iki alt boyut puan ortalamalarının 2. sınıf öğrencilerinin 3. sınıf öğrencilerinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak obezitenin önlenmesi ve tedavi stratejilerinde hedonik açlıkla ilişkili faktörlerin belirlenerek birey açısından doğru beslenme programlarının oluşturulması yönündeki bilişsel davranışçı terapiler geliştirilmesi ve beslenme programları üzerine gerçekleştirilecek araştırmalar için katkı sağlayacağı ve faydalı olacağı düşünülmektedir.Öğe Üniversite Öğrencilerinde Hedonik Açlık Durumları ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkisinin İncelenmesi(2024) Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Çelikel, Seda; Çakır, YıldızHedonik açlık, enerji açığı olmadığında zevk almak için yemek yeme dürtüsüdür. Bu çalışma üniversite öğrencilerinde hedonik açlık durumları ile bazı değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Bayburt Üniversitesi’nin farklı bölümlerinde öğrenim gören 18-25 yaş arası 279 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin sosyodemografik bilgilerini sorgulayan bir anket ile besin gücü ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 26 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız örneklem t testi, One-Way ANOVA testi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin yaş ortalaması 21,44±3,08, boy uzunluğu (cm) ortalaması 169,31±8,67, ağırlık (kg) ortalaması 64,77±12,58 idi. Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) puan ortalamaları 3,19±0,66, BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları 2,81±0,85, BGÖ- Besin Mevcudiyeti alt boyut puan ortalamaları 3,35±0,82, BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları 3,53±0,75 olarak belirlenmiştir. BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0,05). BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0,01). BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları kadın öğrencilerde yüksek iken, BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları erkek öğrencilerde yüksek olduğu belirlenmiştir. BGÖ- Besin Mevcudiyeti ve BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları ile sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,01). Sınıf düzeyi değişkeni bakımından yapılan posthoc analizi sonucunda her iki alt boyut puan ortalamalarının 2. sınıf öğrencilerinin 3. sınıf öğrencilerinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak obezitenin önlenmesi ve tedavi stratejilerinde hedonik açlıkla ilişkili faktörlerin belirlenerek birey açısından doğru beslenme programlarının oluşturulması yönündeki bilişsel davranışçı terapiler geliştirilmesi ve beslenme programları üzerine gerçekleştirilecek araştırmalar için katkı sağlayacağı ve faydalı olacağı düşünülmektedir.












