Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Dursunoğlu, İsmail" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 16 / 16
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Erzurum İlinde Yaşayan Seçmenlerin Siyasal Davranışlarında Sosyo-Kültürel Faktörlerin Etkisi
    (2019) Dursunoğlu, İsmail
    Bu çalışmada, sosyo-kültürel faktörler üzerinden seçmendavranışları incelenmektedir. Sosyo-kültürel faktörler arasındaaile, arkadaş çevresi, geçmişe yönelik oy verme, din, sivil toplum, kültürel değerler gibi başlıklarda katılımcıya sorular yöneltilmiştir. Çalışmada, saha araştırması için Erzurum ilinin tercih edilmesi, şehrin sosyo-kültürel açıdan güçlü niteliğinin bulunduğuna dair ön kabuldür. Nitekim araştırma sonuçları dabunu göstermektedir. Çalışmada, Erzurum il merkezinde yaşayan 18 yaş üstü kişilere(seçmen), seçmen davranışlarını içerenanket uygulanmış ve alınan cevaplar üzerinden analizler yapılmıştır. Çalışmada tesadüfi örnekleme yöntemi referans alınmıştır. Çalışmanın amacı, sosyo-kültürel faktörlerin seçmendavranışları üzerindeki etkisini ölçmektedir. Çalışma bulgularına bakıldığında Erzurum ilinde yaşayan seçmenlerin siyasaldavranışlarında bu faktörlerin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Önerisinin Muhtevası Üzerine Bir Değerlendirme
    (2024) Dursunoğlu, İsmail
    Devlet; yasama, yürütme yargı erkelerinden oluşmaktadır. Hükümet sistemi, erklerin oluşma biçimine ve aralarındaki ilişkiye göre belirlenmektedir. Bu ilişki kuvvetler birliği şeklinde olabileceği gibi demokrasiye uygun mahiyette kuvvetler ayrılığı biçiminde de görülebilir. Türkiye, uzun yıllar parlamanter sistemle yönetilmiş ardından başkanlık sistemine geçmiştir. Türkiye, 16 Nisan 2017 referandumu ile Türk tipi başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemi olarak da adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kabul etmiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerle fiili anlamda yeni hükümet sistemi hayata geçmiştir. Bu sistemle birlikte Türkiye partiler arası ittifaklarla tanışmış, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı kurulmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nden oluşan Cumhur İttifakı yeni sistemin tarafı olurken, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’den’ oluşan Millet İttifakı ise cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yoğun eleştirilerde bulunmuş ve parlamenter sisteme dönüş hedefi belirlemişlerdir. Hükümet sistemi tartışmaları yaşanırken, Millet İttifakı üyelerine ek olarak Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi’nin de bulunduğu “Altılı Masa” kurulmuştur. Bu masanın birincil hedefi sistem değişikliği olmuştur. Bu kapsamda 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu çalışmanın konusu, ilgili mutabakat metnidir. Çalışmada önerilen yeni sistemin, neyi, niçin, nasıl öngördüğü analiz edilmektedir. Çalışmanın amacı, önerilen sistemin anlaşılmasına katkı sunmaktır. Çalışmada, sistem önerisinin olumlu ve olumsuz yönlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, güncel bir meseleyi ele aldığından literatüre katkı sunmayı hedeflemektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” Önerisinin Ulusal Gazetelere Yansıması
    (2024) Dursunoğlu, İsmail
    Türkiye 2016 referandumunda kabul edilen ve bir yıl sonra fiili olarak hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) ile yeni bir siyasal zemine kavuşmuştur. Sadece basit bir hükümet sistemi değişikliği olarak görülmemesi gereken bu yenilik, aynı zamanda siyasal alanı da sistem tartışmaları çizgisine indirgemiştir. Bu tartışmalar; dem-okrasi, kuvvetler ayrılığı, meclisin etkinliği, iktidarın kişiselleşmesi gibi argümanlar ışığında yapılmıştır. Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) öncülüğünde, İYİ Parti, Saadet Partisi (SP), Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi(GP) ve DEVA Partisi’nden müteşekkil “Altılı Masa”nın birincil motivasyonu anti-demokratik olarak niteledikleri CHS’den yeniden parlamenter sisteme dönüştür. Bu kapsamda 28 Şubat 2022 tarihinde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem (GPS) önerisini kamuoyu ile paylaşmışlardır. Medya; yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde, siyasal, toplumsal, ekonomik vb. birçok gelişmenin kamuoyuna aktarılmasında aracılık eden bir platformdur. Medya ku-ruluşlarının kamuoyunu yansıtmak dışında, kamuoyu oluşturmak ve kamuoyunu yönlendirmek gibi işlevleri de bulunmaktadır. Medya, sahip olduğu bu güç nedeniyle siyasetle yakın ilişki içindedir. Medya, bütün bunlarla beraber siyasal alandan vatandaşa yönelik ileti sağlamaktadır. Bu çalışma, Altılı Masa tarafından açıklanan GPS önerisinin ulusal gazetelerde nasıl yer bulduğunu konu edinmektedir. Çalışmada Hürriyet, Milliyet, Sabah, Akşam, Sözcü, Cumhuriyet, Milli Gazete, Yeniçağ, Karar ve Yeni Şafak gazetel-erinden oluşan toplam on gazete incelenmiştir. Çalışmanın amacı, incelenen gazeteler ışığında medyanın GPS önerisini kamuoyuna nasıl yansıttığını belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden döküman incelemesi yapılmıştır. Çalışma, ilgili konu üzerinden siyaset ve medya ilişkisine yönelik bir değerlendirme yapmayı hedeflemekte-dir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Innovation in Politics: E-Meeting in Political Communication
    (2020) Dursunoğlu, İsmail
    Political communication is one of the important concepts in the distinction between ruled andmanaged. This concept deals with the relations of the parties in the process of obtaining power.Political communication is an important concept for power. Because the way to go to power is throughsuccessful communication with the voters. Information and messages shared between politicians andthe public from face to face communication, mass media, print media to social media are evaluatedwithin this framework. Political communication is a dynamic process. Because the feedback is inquestion after the message is transferred. Different methods and techniques can be applied to thisprocess. Unlike traditional rallies, in an e-rally held in the presence of a few parties, guests and pressmembers, it is possible to reach the participants by means of the technological infrastructure, internetnetwork, periscope, instagram live broadcast, link etc. tools. In this study, the manner ofimplementation of the e-meeting, the conditions and possibilities of implementation, positive andnegative aspects are discussed. In this respect, it is aimed to discuss a new concept from a theoreticalpoint of view in terms of political communication. It was determined that the e-meeting will be usedmore in the coming years in the study.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    İnsan Hakları Evrensel Bildirisi Perspektifinden Özbekistan Cumhuriyet Anayasası'nda İnsan Hakları Tasavvuru
    (BİLGİTOY BİLGİ, BİLİM, EĞİTİM,ARAŞTIRMA, GELİŞTİRME VE STRATEJİ DERNEĞİ, 2024) Dursunoğlu, İsmail; Ceylan, Mehmet Emin
    İnsan hakları, doğuştan kazanılan ve her insan için geçerli olan haklardır. İnsan haklarının birincil amacı, insan onurunu korumaktır. Bu hususta devletlere önemli görev ve sorumluluk düşmektedir. Günümüzde demokratik devletler başta olmak üzere hemen her devlet anayasasında insan haklarına yer vermektedir. İnsan haklarının tespiti, tanınması ve temsili devletlere güçlü bir meşruiyet zemini oluşturmaktadır. Bu çalışmada Özbekistan Cumhuriyet Anayasası'nda yer alan insan hakları incelenmektedir. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nde yer alan maddeler ışığında karşılaştırmalı bir değerlendirmeye yer verilmektedir. Çalışmanın amacı, Özbekistan Devleti'nin insan hakları konusundaki tutum ve yaklaşımını anayasal noktada ve İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ışığında değerlendirilmesidir. Çalışmada Özbekistan Cumhuriyet Anayasası'nda yer alan insan haklarının büyük oranda İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nde ifade edilen haklarla örtüştüğü sonucuna ulaşılmıştır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    KUVVETLER AYRILIĞI PERSPEKTİFİNDEN CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNDE YASAMA
    (2019) Dursunoğlu, İsmail
    Türkiye 16 Nisan 2017 referandumu ile yasal zeminde ve 24Haziran 2018 seçimleri ile fiili olarak Cumhurbaşkanlığı HükümetSistemine geçmiştir. Yeni sistemin öncesi ve sonrasında en çok tartışılankonulardan biri Cumhuriyet rejimin en önemli unsurlarından kuvvetlerayrılığı ilkesi olmuştur. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirindenayrılması anlamına gelen kuvvetler ayrılığı, hukuk devletinin birgereğidir. Bu nedenle yapılan hükümet sistemi değişikliğinin erklerinyeni konum ve yetkilerini nasıl değerlendirdiği oldukça önemlidir.Özellikle yüzyılı aşkın parlamenter sistem tecrübesine sahip olanTürkiye, yeni sistemde yasamanın konumunu ve yetkilerini tümyönleriyle değerlendirmiştir. Daha önce yasama içinden çıkanyürütmenin halk tarafından belirlenmesi iki erk arasına net bir çizgiçekmiştir. Ancak sistemi “Türk tipi” yapan cumhurbaşkanının aynızamanda parti genel başkanı olması veya parti ile ilişkisinisürdürmesidir. Bu durum, erkler arası ayrıma gölge düşürmektedir.Bu çalışmada yeni sistemde meclis, gerek kuvvetler ayrılığınezdinde gerekse görev ve yetkileri açısından ele alınmıştır. Yasamanınyeni pozisyonu, kuvvetler ayrılığı ilkesi kapsamında değerlendirilmiştir.Çalışmada yöntem olarak, meclisin hükümet sistemi değişikliğiöncesinde ve sonrasındaki durumu karşılaştırılmıştır. Böylelikledeğişimin boyutlarının daha net biçimde ortaya konulmasıhedeflenmiştir. Bu kapsamda yasama erkinin yeni konum ve gücününanlaşılması çalışmanın bir başka hedefidir. Çalışmanın amacı isedemokrasi için hayati bir konumda bulunan yasama erkinin yenisistemde görünürlüğünü açıkça ortaya koymaktır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    RELATIONSHIP BETWEEN SOCIAL MEDIA AND POLITICAL BEHAVIORS
    (Süleyman Demirel University, 2017) Dursunoğlu, İsmail
    Political behavior has been discussed in the literature of political science frequently. Behavior, in its simplest form, is defined as the whole of the reactions against outside world. According to this, political behavior includes situation, attitude and actions of individual against the political system. Individuals are affected by many personal and environmental factors in constituting political behavior. One of these factors is social media. The theme of this study is to explore the relationship between political behavior and social media. The social media, which has become an important part of life in today's modern world, is medium to influence and to be influenced by political action. In this work, besides the theoretical and conceptual framework, the examples of real life situations are given and the assumption that "social media is influential on political behavior" is entertained.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNDEN SİYASAL KÜLTÜR OKUMASI MÜMKÜN MÜ? KARŞILAŞTIRMALI BİR ÇALIŞMA
    (2019) Dursunoğlu, İsmail
    Siyasal kültür, bireyin veya toplumun, siyasal düşünce ve davranışlarını belirleyen siyasal yapı, gelenek veeğilimler toplamıdır. En basit ifadeyle kültürün siyasal yönüdür. Siyasal kültürün oluşmasında bireylerin, siyasalsistem karşısındaki inanç, tutum ve faaliyetlerinin rolü bulunmaktadır. Siyasal kültür, farklı yöntem veçalışmalarla açıklanabilir bir kavramdır. Bu çalışmaların başında bir bölge üzerinde, alan araştırmasıyapılarak sonuçların değerlendirilmesi gelmektedir. Ancak bu çalışmada, siyasal kültürün bir sonucu olarakkabul edilen seçim sonuçları üzerinden siyasal kültür analizi yapılmaktadır. Çalışma, 1991-2015 yıllarıarasındaki genel seçim sonuçlarını, Yozgat-Bayburt örneği üzerinden karşılaştırma yaparak ortaya koymaktadır.Çalışmanın amacı, siyasal kültürün nihai sonucu olarak değerlendirilen seçim sonuçları üzerinden o ilin siyasalkültürünü anlamlandırmaktır. Seçim sonuçlarının değerlendirilmesi şeklinde bir yöntem belirlenen çalışmada,sonuçtan sebebe doğru bir yaklaşım ön plana çıkarılmıştır. Kısacası siyasal kültürün sonucu olarak seçmentercihleri, başlı başına çalışmanın merkezine alınmış ve tümdengelim biçiminde sonuçlar üzerinden siyasalkültür çıkarımı yapılmıştır. “İki ilin siyasal kültürü de muhafazakar-milliyetçi temelde benzerdir” hipotezi,çalışma sonucunda doğrulanmış ve sonuç olarak iki ilin siyasal kültürüne yönelik benzerlik ve farklılıklarıbelirlenmiştir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNDEN SİYASAL KÜLTÜR OKUMASI MÜMKÜN MÜ? KARŞILAŞTIRMALI BİR ÖRNEK
    (Kilis 7 Aralık Üniversitesi, 2019) Dursunoğlu, İsmail
    Siyasal kültür, bireyin veya toplumun, siyasal düşünce ve davranışlarını belirleyen siyasal yapı, gelenek ve eğilimler toplamıdır. En basit ifadeyle kültürün siyasal yönüdür. Siyasal kültürün oluşmasında bireylerin, siyasal sistem karşısındaki inanç, tutum ve faaliyetlerinin rolü bulunmaktadır. Siyasal kültür, bilme-algılama-inanma boyutu, duygusal boyut ve değerlendirme boyutu şeklinde üç evrede değerlendirilmektedir. Her bölgenin kendine özgü siyasal kültürü, seçmen tercihlerini dolayısıyla seçim sonuçlarını belirleyen bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır. Siyasal kültür, farklı yöntem ve çalışmalarla açıklanabilir bir kavramdır. Bu çalışmaların başında bir bölge üzerinde, alan araştırması yapılarak sonuçların değerlendirilmesi gelmektedir. Ancak bu çalışmada, siyasal kültürün bir sonucu olarak kabul edilen seçim sonuçları üzerinden siyasal kültür analizi yapılmaktadır. Çalışmada 1991-2015 yılları arasındaki genel seçim sonuçları, Yozgat-Bayburt örneği üzerinden karşılaştırma yapılarak ortaya konulmaktadır. Çalışmada "farklı coğrafi bölgelerde yer alan Yozgat ve Bayburt illerinin siyasal kültürleri benzerdir" varsayımı seçim sonuçları üzerinden değerlendirilmektedir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    The Socio-Political Analysis of The July 15 Coup Declaration
    (2019) Dursunoğlu, İsmail
    Turkey, which is a democratic state of law based on separation of powers, has been subjected to different military interventions directly or indirectly throughout the history of democracy and this has deeply affected the political process. The last of these military interventions took place on 15 July 2016. This coup attempt is different in many respects from other military interventions. However, it reminds me of the 27 May 1960 coup with some aspects. Coup declaration were written and shared with the public during the military intervention process. Coup declarations are texts prepared carefully because they are the first messages given to the society. This messages, given to the society, encloses statements about yesterday, today and tomorrow. The coup declarations, which has become a tradition as in every military intervention, and which contains the reason, purpose and messages of the coup, has been read from TRT screens. The method of this study is to make a socio-political reading on the coup declaration. In this study, it is aimed to evaluate the efforts of the coupists to get public support or to convince society from a sociological and political point of view. Thus, the July 15 coup attempt is evaluated from a different perspective.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    TARİHSEL SÜREÇTEN GÜNÜMÜZE MECLİSİN DEVLET YÖNETİMİ VE KARAR ALMA ÜZERİNE ETKİSİ
    (2019) Yazıcı, Sinan; Dursunoğlu, İsmail
    Bu çalışmada, tarihsel süreçten günümüze kadar kurulan Türk Devletlerindeki meclis yapılanmasının rolü ve işlevi teorik bağlamda ele alınmakta, meclisin devlet yönetimi ve karar alma üzerindeki etkisinin incelenmektedir. Genel olarak bakıldığında Türk devletlerinde meclisin devlet yönetimi üzerinde etkin bir rolünün olduğu, karar alma bağlamında meclisin en üst karar alma organlarından biri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak süreç içerisinde meclis kurumunun zaman zaman etkisiz kalarak yürütme organının danışma organı konumuna indiği görülmektedir. Meclis bir kurum olarak Türklerin Orta Asya’da kurduğu devletlerde etkin, Osmanlının yükselme devri ile birlikte meclis etkisiz ve yetkisiz bir kuruma dönüşmüştür. Osmanlının son dönemlerinden itibaren meclis, yeniden etkin bir kuruma dönüşme sürecine girmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ile birlikte ülkede güçler ayrılığı ilkesi yerleşmeye başlamıştır. Ancak 1923-1950 döneminde tek partili sistemin hayatta olması nedeniyle, meclisin işlevlerini yerine getirmesi mümkün olmamıştır. Çok partili dönemde meclis asli fonksiyonlarına döndürülmüş olsa da, askeri darbeler, siyasal çekişmeler vb. gibi nedenler yüzünden meclis asli fonksiyonlarından uzaklaşmış, kimi zaman yönetim tıkanıklarının da asli unsuru haline gelmiştir. Ancak 16 Nisan 2017 tarihli referandum ile başlayan ve 24 Haziran 2018 tarihli seçimler ile hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile meclis, devlet yönetiminde asli fonksiyonu olan yasama faaliyetlerine döndürülmüştür.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    TÜRK DEMOKRASİ HAYATINDA ASKERİ UYARILAR: 1971- 2007 MUHTIRALARININ KARŞILAŞTIRMALI ANALİZİ
    (2018) Dursunoğlu, İsmail; Yazıcı, Sinan
    En basit tanımıyla halkın yönetimi olan demokrasi, moderndünyanın en önemli kavramlarından biridir. Meşruiyetinin halkadayanması nedeniyle en saygın yönetim sistemidir. Bu sistemgünümüzde,seçilentemsilcileraracılığıylasürdürülmektedir.Demokrasilerde düzenli aralıklarla yapılan seçimlerde halk, iktidarıkullanacak olan yöneticileri seçmektedir. Seçilen bu kişiler belli dönemleriçinde ve yasal çerçevede iktidarı kullanmaktadır. Hükümet etmesürecinde, siyasal partilerin veya temsilcilerin halka karşı sorumluluklarıbulunmaktadır. Nitekim halk, iktidarın devamlılığı noktasında nihai vetek karar merciidir. Bu yönüyle demokrasi, aynı zamanda hesapverilebilir bir anlayışı barındırmaktadır. Türkiye, eksikliklerine rağmenyüzyılı aşkın demokrasi geleneğini içselleştirmeyi başarmış bir ülkedir.Türkiye, demokrasi hayatı boyunca farklı vesayet odaklarının tehditlerinemaruz kalmış, dönem dönem demokrasi askıya alınmış veya demokrasiyebalans ayarı verilmiştir. Ancak bütün bu gelişmeler, devletindemokrasiye olan inancından ve bağlılığından bir sapma meydanagetirmemiştir. Demokratik değerleri aşındıran bu süreçlerden,demokrasiye sarılarak çıkan ülkede, yaşanan anti-demokratikuygulamaların izlerini silmek için adımlar atılmaktadır. Başta anayasadeğişiklikleri olmak üzere, siyasal, hukuksal ve sosyo-kültürel çerçevedeyapılan reformlar bu amaca hizmet etmektedir. Demokratikdüzenlemeleri yaparken, farklı vesayet odaklarına hareket imkânıkazandıran alanları bilmek ve bu alanları ortadan kaldırmakgerekmektedir. Bunun için de tarihsel süreçte yaşanan vesayetgirişimleri çok iyi analiz edilmelidir. Bu çalışma, Türkiye’de bir vesayetunsuru olan TSK’nın, 1971 ve 2007 yıllarında siyasal iktidarlara yönelik verdikleri muhtıraları konu edinmektedir. Çalışmanın amacı, muhtırametinleri üzerinden asker-siyaset ilişkisinin irdelenmesidir. Çalışmadamuhtıra öncesi yaşanan gelişmelere yer verilirken yöntem olarak içerikanalizi yapılmış ve iki bildiri metni karşılaştırılarak muhtıraların ortak vefarklı yönleri belirlenmiştir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    TÜRKİYE'DE DEMOKRATİK KÜLTÜR: TESPİTLER, ELEŞTİRİLER, TARTIŞMALAR
    (Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, 2021) Dursunoğlu, İsmail; Katılmış, Ferdi
    Halkın yönetimi anlamına gelen demokrasi üzerinde uzun tartışmaların olduğu bir kavramdır. Sahip olduğu özellikler itibariyle ortaya çıkışından bugüne her geçen gün değer kazanan demokrasi, toplumların kültürel özelliklerine göre farklı biçimlerde tecrübe edilmektedir. Bu nedenle teorik gereklilikleri aynı olsa da uygulama pratikleri farklılaşmaktadır. Demokrasi hayatı, toplumların siyasi kültürüne katkı sunduğu gibi, siyasal kültür kodları da demokrasiyi biçimlendirmektedir. Türkiye'de modernleşme çabaları ile paralel ortaya çıkan demokratikleşme bazı eksikliklerine rağmen yüzyılı aşkın tarihsel arka plana sahiptir. Bu çalışma, Türk demokratik kültürünün kendine özgü niteliklerini ortaya koymaya çalışmaktadır. Çalışmada eleştirel bir yaklaşımla, siyasal ve toplumsal yaşamdaki "demokrasi algısı" irdelenmektedir. Çalışmanın amacı Türkiye'de demokrasi konusundaki sorunları tespit ederek, sosyo-politik açıdan bir bakış açısı oluşturmaktır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    TÜRKİYE'DE KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) İMAJINA YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA
    (Kamu Denetçiliği Kurumu, 2021) Dursunoğlu, İsmail; Boyalı, Handan; Gündoğdu, Serkan
    Tarihi 18. yüzyıla kadar giden Kamu Denetçiliği Kurumu, kamu örgütlerini devlet adına denetleyen bir kurum olarak ortaya çıkmıştır. Kamu örgütlerini denetleyerek vatandaşları idarenin keyfi uygulamalarına karşı koruması, devlet kurumlarını dışardan bağımsız ve tarafsız şekilde denetlemesi, yapılan başvurulara kısa süre içinde nihai çözümler üretmesi ombudsmanlık kurumunun önemini her geçen gün artırmıştır. Böylece kamu idarelerindeki kötü yönetim en aza indirilerek, insan hak ve özgürlüklerine yönelik ihlallerin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Dünyadaki gelişimine nazaran Türkiye'de Kamu Denetçiliği Kurumu ile ilgili çalışmalar daha geç başlamıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu'nun kurulmasına yönelik ilk girişimler 2006 yılında başlamıştır. 2012 yılına gelindiğinde ise kurulum gerçekleşmiştir. Bu kurum, günümüzde birçok iletişim kanallarını kullanmak suretiyle etkili ve bağımsız bir şikayet mekanizması oluşturmuştur. Vatandaşların gündelik hayatlarını kolaylaştırmayı, kamu idarelerini daha ilkeli ve güçlü bir yapıya kavuşturmayı, idare ile vatandaş arasında arabuluculuk misyonu üstlenmeyi amaçlayan Kamu Denetçiliği Kurumu, her geçen gün devlet ve halk nezdinde itibar kazanmaya devam etmektedir. Bu çalışmada Kamu Denetçiliği Kurumu'nun halk tarafından bilinirliği, imajı ve nasıl algılandığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, Türkiye'de nispeten genç bir kurum olan Kamu Denetçiliği Kurumu'nun imajını belirlemektir. CAWI yönteminin uygulandığı araştırma Türkiye örneklemini oluşturacak olan 26 ilde yapılmıştır. Çalışmada kurum imajına yönelik olumlu ve olumsuz bazı sonuçlara ulaşılmıştır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    TÜRKİYE’DE KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK) İMAJINA YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA
    (2021) Dursunoğlu, İsmail; Boyalı, Handan; Gündoğdu, Serkan
    Tarihi 18. yüzyıla kadar giden Kamu DenetçiliğiKurumu, kamu örgütlerini devlet adına denetleyenbir kurum olarak ortaya çıkmıştır. Kamu örgütlerinidenetleyerek vatandaşları idarenin keyfi uygulamalarına karşı koruması, devlet kurumlarını dışardanbağımsız ve tarafsız şekilde denetlemesi, yapılanbaşvurulara kısa süre içinde nihai çözümler üretmesi ombudsmanlık kurumunun önemini her geçengün artırmıştır. Böylece kamu idarelerindeki kötüyönetim en aza indirilerek, insan hak ve özgürlüklerine yönelik ihlallerin önüne geçilmeye çalışılmıştır.Dünyadaki gelişimine nazaran Türkiye’de Kamu Denetçiliği Kurumu ile ilgili çalışmalar daha geç ortayaçıkmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kurulmasına yönelik ilk girişimler 2006 yılında başlamıştır.2012 yılına gelindiğinde ise kurulum gerçekleşmiştir. Bu kurum, günümüzde birçok iletişim kanallarını kullanmak suretiyle etkili ve bağımsız bir şikâyetmekanizması oluşturmuştur. Vatandaşların gündelik hayatlarını kolaylaştırmayı, kamu idarelerinidaha ilkeli ve güçlü bir yapıya kavuşturmayı, idareile vatandaş arasında arabuluculuk misyonu üstlenmeyi amaçlayan Kamu Denetçiliği Kurumu, her geçen gün devlet ve halk nezdinde itibar kazanmayadevam etmektedir.Bu çalışmada Kamu Denetçiliği Kurumu’nun halktarafından bilinirliği, imajı ve nasıl algılandığı tespitedilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, Türkiye’denispeten genç bir kurum olan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun imajını belirlemektir. CAWI yöntemininuygulandığı araştırma Türkiye örneklemini oluşturacak olan 26 ilde yapılmıştır. Çalışmada kurumimajına yönelik olumlu ve olumsuz bazı sonuçlaraulaşılmıştır
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Türkiye’de Siyasal Parti Programlarının Aile Olgusuna Yönelik İçerik Analizi
    (2025) Kapusızoğlu, Mehmet; Dursunoğlu, İsmail
    Siyasal partiler, belli bir ideolojik zeminde ve iktidar olma amacıyla kurulan siyasi örgütlenmelerdir. Aile ise yalnızca biyolojik ve duygusal bağlarla sınırlı olmayan; bireyin toplumsal ve siyasal kimliğini inşa ettiği ilk kurumdur. Siyaset, aile yapısını şekillendiren politikalar üretirken; aile de bireylerin siyasal tutumlarını, değerlerini ve tercihlerini belirlemede etkili olmaktadır. Siyasal sosyalleşmenin ilk basamağını oluşturan aile, bireyin devlet, otorite ve siyasal katılım algısını biçimlendirmektedir. Bu nedenle aile ve siyaset arasında çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Çalışmanın temel amacı, siyasal partilerin aileyi nasıl tanımladıklarını, hangi işlevleri ön plana çıkardıklarını ve aile politikalarını hangi kavramlar üzerinden temellendirdiklerini ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırma, partilerin aileye ilişkin söylemlerinde ortak paydaları ve farklılaşan noktaları saptamayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye’de siyasal partilerin aile politikalarına dair genel eğilimleri betimlemektedir. Bu kapsamda 27. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde yer alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İYİ Parti’nin programları içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Parti programlarının detaylı ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde AK Parti’nin aileyi muhafaza etmeyi amaçladığı, CHP’nin ailenin sosyo-ekonomik durumunu hedeflediği, MHP ve İYİ Parti’nin aileyi milli kimlik ve kültürün bir parçası saydığı, HDP’nin ise aile kavramından uzak, kadının kimliğini ön plana çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır.

| Bayburt Üniversitesi | Kütüphane | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Bayburt Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı, Bayburt, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim