Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Kalyoncuo, Servet" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Diyabetik Nöropatili Hastalarda Ağrı Yönetiminde Refleksoloji Uygulaması
    (2025) Kalyoncuo, Servet
    Diabetes mellitus; sinirleri, pleksusu ve/veya kökleri etkileyen çeşitli akut ve kronik nöropatilere neden olabilen kronik bir hastalıktır. Diyabetik nöropatiler yaşam kalitesinde önemli bir azalmaya yol açan DM’nin en yaygın komplikasyonudur ve diyabet hastalarının yaklaşık yarısını etkilemektedir. Diyabetik nöropatide en sık görülen semptomlardan biri ağrıdır. Nöropatik ağrıda parestezi, disestezi, hiperaljezi, allodini ve hiperpati gibi semptomlar görülür. Bu semptomlar, hastaların yaşam kalitelerini de önemli ölçüde etkilemekte, psikolojik durumlarını tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle diyabetik nöropatili hastalarda ağrı semptomunu azaltmaya yönelik farmakolojik girişimlerin yanı sıra nonfarmakalojik girişimlerden yararlanılmaktadır. Non-farmakolojik yöntemlerden biri olan refleksolojinin en yaygın ve etkin uygulama yöntemlerden biri olan ayak refleksolojisi, ayak tabanındaki refleks noktalarına bası yapılması sonucunda vücuttaki organ ve sistemlerin uyarılmasına dayanan yöntemlerinden biri olarak bilinmektedir. Refleksolojinin endorfin teorisine göre ayakta bulunan refleks noktalarına yapılan baskı vücuttaki endorfin salınımını uyarır. Salınan endorfin beyne giden ağrı sinyallerinin sinirsel iletimini engellemekte, kaygı ve ağrı düzeylerini azaltmakta ve bu sayede vücudun kendi kendini iyileştirmesini sağlamaktadır. Diyabetik nöropatili hastalarda ağrı tedavisinde refleksolojinin etkileri ile ilgili çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu açıdan, refleksolojinin diyabetik nöropatili hastalarda gelişen ağrıya etkisini tespit etmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Refleksoloji hemşirelerin bağımsız fonksiyonlarından biri ve hemşirelik bakımının bir parçasıdır. Bu derlemede diyabetik nörpatili hastalarda ağrı yönetimnde refleksoloji kullanımının yararları ve hemşirelikte kullanım alanlarından bahsedilecektir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Kronik Hastaların Akılcı Antibiyotik Kullanım Tutumları ve Etkili Faktörler
    (2025) Akeren, Zahide; Semerci, Vahide; Kalyoncuo, Servet
    Amaç: Araştırmanın amacı kronik hastalığa sahip bireylerin akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları ve etkili faktörleri belirlemektir. Araçlar ve Yöntem: Tanımlayıcı-kesitsel tipte olan araştırma 228 kronik hastalığa sahip birey ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri ‘Hasta Tanıtım Formu’ ve ‘Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Bilgi-Tutum Ölçeği’ kullanılarak toplandı. Bulgular: Katılımcıların %58.3’ünün hipertansiyon, %39’unun diyabet, %30.3’ünün kardiyovasküler hastalığının ve %23.7’sinin böbrek hastalığının olduğu belirlendi. Ayrıca %52.6’sının antibiyotiği hastalıkla ilgili şikayetleri geçene kadar kullandığı ve %27.2’sinin hekime muayene olmadan antibiyotik kullandığı bulundu. Kronik hastaların Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği toplam puanı 60.27±13.26 (32-80) idi. Modele dahil edilen değişkenlerden erkek, okur yazar olmama, tavsiyeyle ilaç kullanma, kendi başına ve şikayeti bitene kadar antibiyotik kullanma, sağlık eğitimi almama durumları akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları olumsuz yönde etkiledi (p<0.05) ve varyansın %65’ini açıkladı (R2=0.657, F=20.968, p<0.001). Sonuç: Kronik hastalığa sahip bireylerin akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumlarının ortalamanın üzerinde olduğu ve olumlu tutuma sahip oldukları belirlendi. Erkeklerin, antibiyotiği hastalıkla ilgili şikâyet bitene kadar kullananların ve sağlık eğitimi almayanların akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları daha düşüktür. Ayrıca ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve üzeri mezun olanların, komşuları, yakınları ve arkadaşlarının tavsiyesi ile ilaç kullanmayanların ve hekime muayene olmadan antibiyotik kullanmayanların akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları daha yüksektir.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Perceived burdensomeness and happiness in cohabiting older adults: The serial mediating roles of mental well-being and loneliness
    (Mosby-Elsevier, 2026) Akeren, Zahide; Akeren, Ihsan; Kalyoncuo, Servet
    Background: Aging-related changes and increased dependence on family members may negatively affect older adults' psychological well-being. Perceived burdensomeness refers to the belief that one is a burden on others and has been associated with lower happiness, reduced mental well-being, and greater loneliness. Among adults living with their families, mental well-being and loneliness may explain how perceived burdensomeness relates to happiness in later life. Purpose: This study examined the associations between perceived burdensomeness and happiness among older adults living with their families and evaluated the serial mediating roles of mental well-being and loneliness. Methods: This cross-sectional study included individuals aged >= 65 years residing with family members in a city in Turkey's Eastern Black Sea region. Data were collected from 273 older adults; after preliminary screening, 7 cases were excluded, resulting in a final analytic sample of N = 266. Measures included the Geriatric Feelings of Burdensomeness Scale, WHO-5, the Happiness Scale, and the Loneliness Scale for the Elderly. Serial mediation was tested using a regression-based approach with bootstrap confidence intervals. Results: Perceived burdensomeness was associated with lower mental well-being and higher loneliness. The total association between burdensomeness and happiness was negative (beta=-0.467), and more than twothirds of this association operated indirectly through mental well-being and loneliness. Conclusion and Implications: Perceived burdensomeness was associated with lower happiness among older adults living with their families, primarily through reduced mental well-being and increased loneliness. In geriatric nursing and primary care, routinely assessing these psychosocial factors and implementing familycentered and social support-oriented interventions may help improve happiness. (c) 2026 Elsevier Inc. All rights are reserved, including those for text and data mining, AI training, and similar technologies.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Supportive Care Needs and Nursing Care Perceptions in Cancer Patients Receiving Targeted Therapies and Immunotherapy: A Cross-Sectional Study
    (Ataturk Univ, 2026) Dogan, Nurhan; Kartin, Pinar Tekinsoy; Kalyoncuo, Servet
    Objective: This study was conducted to determine the supportive care needs of cancer patients undergoing targeted therapies and immunotherapy as well as their perceptions of nursing care. Methods: In this study, a cross-sectional research design, a quantitative research method, was used. The study was conducted with 210 individuals between 04.10.2021 and 28.02.2022. In the study, data were collected using the Individual Description Form, Supportive Care Needs Scale (SCNS-SF), and Patients' Perception of Nursing Care Scale (PPNCS). Results: Individuals with a mean age of 59.18 +/- 12.53 years had a SCNS-SF mean score of 121.42 +/- 11.80, and a PPNCS mean score of 23.41 +/- 10.64. In the study, a significant difference was found between individuals' needs and care perceptions in terms of gender, educational level, cohabitants, working status and disease stage (P<.05). There is no significant correlation between the PPNCS total score and the SCNS-SF total score (r=-.03, P=.653). Conclusion: It was determined that the care needs of the individuals were moderate to high, and their perceptions of nursing care (degree of expected needs and patient satisfaction) were low.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    The effect of dietary education on attitudes and behaviors in hemodialysis patients: A randomized trial
    (Elsevier Science Inc, 2025) Akeren, Zahide; Cakmak, Vahide Semerci; Kalyoncuo, Servet
    Background: Hemodialysis patients are at high risk for poor dietary status, primarily due to limited adherence to complex dietary regimens. Inadequate adherence may lead to complications and negatively adversely affect treatment outcomes. Promoting positive dietary attitudes and behavioral change is essential to improve health in this population. Aim: This study aimed to evaluate the impact of a structured dietary education program on dietary attitudes, daily diet intake, and vital signs in hemodialysis patients. Methods: The study was conducted between December 15, 2023, and March 27, 2024, with 34 patients (17 experimental, 17 control) receiving treatment at a public hospital in northeastern Turkey. Data were collected using the Patient Information Form, 24-Hour Diet Recall, Attitude Scale for Dietary Therapy of Hemodialysis Patients (ASDTHP), and Vital Signs Form. The experimental group received structured dietary education in two weekly 40-min sessions. Analyses were performed using BeBIS 9.0 and SPSS 25. Results: The mean age of participants in the experimental group was 59.94 +/- 11.80 years; 64.7 % were male, and 64.7 % were primary/middle school graduates. In the experimental group, significant improvements were found in the total ASDTHP score, including the cognition-influenced and diet culture-related behavioral subdimensions (p < 0.05). Additionally, post-intervention analysis showed showed statistically significant reductions in systolic blood pressure, and pulse rate and increase in potassium intake (p < 0.05). Conclusion: Dietary education improved dietary attitudes and positively influenced certain vital signs, including blood pressure, in hemodialysis patients. However, it did not lead to statistically significant changes in other macronutrient and micronutrient intake variables.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    The Effect of Health Literacy Level of Caregivers of Individuals With Diabetes on Care Activities and Supportive Behaviours
    (Wiley, 2025) Cakmak, Vahide Semerci; Akeren, Zahide; Sari, Ebru Sonmez; Kalyoncuo, Servet
    BackgroundTo determine the effect of the health literacy levels of caregivers of individuals with T2DM on caregiving activities and supportive behaviours.MethodsCross sectional study. The sample for the study comprised of people who provided care for 442 individuals who were diagnosed with diabetes. The data were collected using the Personal Information Form, HLS-14 and D-CASS. Descriptive statistics, Independent samples t test, One-Way ANOVA and multiple linear regression analysis were used to analyse the data.ResultsAccording to the results of the multiple linear regression analysis, the model was found to be statistically significant, and the variables that were incorporated into the model were able to explain 68.1% of the variance. Among the variables included in the model, HLS-14, educational status, employment status, income status and diabetes-related education were found to affect the care activities and supportive behaviours of caregivers of individuals with diabetes.ConclusionIn the research, it was determined that care activities and supportive behaviours were higher in those with higher levels of HL, higher levels of education, those who were not employed, those with higher income levels, and those who received education about diabetes. Nurses should develop training programmes to increase the HL levels of caregivers.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    Tip 2 Diyabetli Yetişkinlerin Psikolojik İnsülin Direnci: Kesitsel Çalışma
    (Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, 2026) Çakmak, Vahide Semerci; Sarı, Ebru Sönmez; Akeren, Zahide; Kalyoncuo, Servet
    Amaç: Bu çalışma tip 2 diyabetli yetişkinlerin psikolojik insülin direncinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipte olan çalışmaya tip 2 diyabetli 135 yetişkin dahil edildi. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Psikolojik İnsülin Direnci Ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Independent samples t test, One-Way ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Katılımcıların %65.2’si 18-64 yaş, %55.6’sı kadın, %49.6’sı ilkokul mezunu, çoğu hipertansiyon (%57.8) hastasıdır. Tip 2 diyabetli yetişkinlerin Psikolojik İnsülin Direnci Ölçeği puan ortalaması 35.55 ± 13.08’dir. İstatistiksel modele dahil edilen değişkenlerden eğitim durumu, gelir durumu, destek olan kişinin olması, diyabet konusunda eğitim alma ve sağlık düzeyi algısı değişkenlerinin psikolojik insülin direncini etkilediği (p<0.05) ve varyansın %42.3’ünü açıkladığı saptandı (Adjusted R2= 0.423; F= 10.812; p<0.001). Sonuç: Sonuç olarak tip 2 diyabetli yetişkinlerin psikolojik insülin direnci orta düzeydedir. Tip 2 diyabetli yetişkinlerde; eğitim ve gelir düzeyinin yüksek olması, destekleyici bir kişinin varlığı, diyabetle ilgili eğitim almış olmak ve bireyin sağlık durumunu iyi algılaması, psikolojik insülin direnci üzerinde olumlu etki göstermektedir. Hemşireler, hastaların psikolojik insülin direncini azaltmak için eğitim düzeyi ve sosyoekonomik durumu dikkate alarak bireyselleştirilmiş ve sürekliliği olan diyabet eğitimleri planlamalıdır. Ayrıca, hastaların sosyal destek sistemlerini güçlendirmeli, destekleyici bireyleri sürece dahil etmeli ve sağlık algısını iyileştirmeye yönelik danışmanlık yaklaşımları benimsemelidir.

| Bayburt Üniversitesi | Kütüphane | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Bayburt Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı, Bayburt, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim