Yazar "Keskin, Savaş" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 18 / 18
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Afghans ante portas: Looking at immigrants in Turkiye through google's peephole(IGI Global, 2024) Keskin, Savaş; Kömür, GökhanBauman"s approach, conceptualised as "strangers at out door/ante portas", requires a relationship that requires us to look at immigrants from inside the door. This study focuses on how Afghans, who are collectively expected to be hated as the new "dangerous" strangers, appear in Turkiye. The images pro-vided by Google searches become a suffcient "peephole" through which to collectively see and imagine Afghans. This is because the "peephole" metaphor encompasses a symbolic context in which the fear of the "strangers at out door (ante portas)", the desire to see/observe them, and the parallax effect can be symbolically represented at a common root. In the study, by typing "Afghans" and "Afghan Migrants" in Turkish into the Google search bar, the visual (photographic) search results are used to establish relationships with alienation and otherness in the visual representation of Afghan identity. © 2024 by IGI Global. All rights reserved.Öğe Afghans ante portas: Looking at immigrants in Turkiye through google's peephole(IGI Global, 2024) Keskin, Savaş; K?mür, GökhanBauman"s approach, conceptualised as "strangers at out door/ante portas", requires a relationship that requires us to look at immigrants from inside the door. This study focuses on how Afghans, who are collectively expected to be hated as the new "dangerous" strangers, appear in Turkiye. The images pro-vided by Google searches become a suffcient "peephole" through which to collectively see and imagine Afghans. This is because the "peephole" metaphor encompasses a symbolic context in which the fear of the "strangers at out door (ante portas)", the desire to see/observe them, and the parallax effect can be symbolically represented at a common root. In the study, by typing "Afghans" and "Afghan Migrants" in Turkish into the Google search bar, the visual (photographic) search results are used to establish relationships with alienation and otherness in the visual representation of Afghan identity. © 2024 by IGI Global. All rights reserved.Öğe DEMOGRAFYA, İLETİŞİMDE KADER MİDİR? ÖN LİSANS VE LİSANS DÜZEYİNDEKİ ÖĞRENCİLERİN SÖZLÜ İLETİŞİM BECERİLERİNİN DEMOGRAFİK DEĞERLENDİRMESİ(2022) Kömür, Gökhan; Keskin, Savaş; Pabuçcu, HakanBu araştırma, iletişim araştırmalarında güçlü bir determinist paradigma olan demografi etkisinin çağdaş dünyada geçerliğini yitirmeye başladığı varsayımını, Bayburt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin iletişim becerileri özelinde test etmektedir. Özellikle sağlıkla ilgili mesleklerde iletişim becerilerinin yoğun olarak kullanılması bu alandaki meslek sahiplerinin iletişim becerilerinin yüksek olmasını gerektirmektedir. Birçok beceri için temel oluşturan iletişim becerileri bireyler tarafından öğrencilik yıllarında daha aktif bir şekilde geliştirilebilmektedir. Öğrencilerin bu yıllarda almış oldukları dersler ile beraber, olaylar karşısında yaşayarak, duyarak ve görerek edinmiş oldukları tecrübeler, iletişimlerini etkili kılabilecek yeteneklerin kazanılmasına imkân sağlamaktadır. Günümüzde icra edilen mesleklerin birçoğu insan ilişkilerinin yoğun olduğu ve iletişime açık ortamlarda gerçekleşmektedir. İletişim teknolojilerindeki yükselişle birlikte sözel iletişim becerilerinin dijital sistemlerle yöndeşmesi, coğrafi ve demografik bağlayıcılığın da sorgulanması gerektiğini açığa vurur. Uzunca bir dönem ‘kader’ olarak tanımlanan coğrafyanın misyonunu modern zamanda üstlenen “demografya”, hâlâ etkin bir kavrayış odağı olarak iletişim bilim araştırmalarının merkezinde yer alırken artık psikografi ağırlıklı bir anlayışa geçilmesi gerektiği tezi, bu araştırmanın temel dayanağıdır. Yükseköğretimde bir ihtiyaç olan iletişim becerileri tasarımı için gerekli olan altyapı araştırmalarında psikografi temelli düşüncenin daha doğru bir düşünce olacağını tanıtlamak için test gerçekleştirilen anket çalışmasında, demografik bağımsız değişkenler temelinde 7 hipotez sınanmış ve demografyanın genel olarak anlamlı farklılığa neden olmadığı saptanmıştır. Bu sonuç, tarama modelli saha çalışmalarında psikografik tasarıma daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğine dair bir ön tespittir.Öğe Dijital Hikâye Anlatısı Olarak Instagram Kimliği: ‘Biyografi’ Yazma Kültürü Üzerine İnceleme(2022) Sönmez, Gurur; Keskin, Savaş; Laleh, Nafiseh; Kömür, GökhanBu çalışma, Türkiye’de bir grup Instagram kullanıcısının Biyografi kullanım pratikleri üzerinden dijital kimlik üretimine dair bir okuma içermektedir. Kimliklerin yazıldığı ve dijital bir hikâye anlatısı olarak sistemdeki diğer kullanıcılarla paylaşıldığı bir alanı ifade eden Instagram Biyografisi, kişinin kendisi hakkında anlattıklarına genel bir çerçeve çizmekte ve bir prolog olma özellikleri taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Instagram Biyografisi’ndeki (Bio) dijital kimlik anlatılarının sistemli bir panoramasını çıkarmak ve kültüre dönüşen bu pratiği bir grup kullanıcı özelinde anlamaktır. Bir ön araştırma olarak tasarlanan ve evreni dar tutulan çalışmada, tabaka örnekleme yöntemi ile seçilen 300 kullanıcının profillerindeki veriler kodlama cetveli ile yapılandırılmış ve İçerik Analizi metoduyla çözümlenmiştir. Çalışma bulguları, kullanıcıların geleneksel kimlik anlatıları yerine yeni bir biçemi tercih ettiklerini, emoji kullanımının kimlik anlatısında önemli bir detay olduğunu ve Biyografi kültürünün lokal ve evrensel dil kodlarını içeren karma bir kültür biçimini yarattığını ortaya koymaktadır.Öğe Diplomatic transformation of series narrative: Velvet evolution of representation from valley of the wolves to valley of the wolves-ambush(IGI Global, 2022) Keskin, SavaşIn addition to what the studies on the discourse and character modeling of the Valley of the Wolves series say, this chapter argues that there has been a Neo-Ottomanization and religiosity evolution in terms of the discourse and the hero's semiosis. The thesis of this section is that Valley of the Wolves series has evolved in terms of narrative and character since it began to appeal to international target audiences. It is the main assumption of the section that there is a parallel transformation with the public diplomacy practices of the Republic of Turkiye in the process following the fact that the audience groups, especially in Arab geography, Afghanistan and Pakistan, where Islamic influence is dominant, become fans of the Valley of the Wolves. In this section, it is aimed to explain the velvet evolution, which exemplifies the transition from the Republican ideology to the Neo-Ottoman ideology in diplomatic media narratives, through the historical rupture of the Valley of the Wolves. © 2023 by IGI Global. All rights reserved.Öğe Ex Machina: Post-Feminization of Artificial Intelligence and Cinematic Reproduction of Female Sinfulness(Bayburt Üniversitesi, 2023) Keskin, Savaş; Yılmaz, HakanThe film Ex Machina, which adds a new paradox to the paradoxes of the cinematic aspects of the other, works as a reproduction mechanism that synthesizes the mythological sinfulness of female identity and the contemporary sinfulness of artificial intelligence, according to the assumption of this study. As a matter of fact, female identity, known for its symbolic performativity in the semiotics of contemporary discourses, renews post-modern images beyond the body as post-femininity. The dominant view, which interprets the future of the relationship between artificial intelligence and human in a meticulous form as post-humanity, is in a heteronormative silence about the future of the relationship between woman and man (human). This study tests the semiotic identities of artificial intelligence, which appears to be a woman, in the context of its relation to human beings, of "artificial intelligence, which is denigrated as a woman" or "a woman who is denigrated as artificial intelligence". The woman who is denigrated / sinned as a woman is a kind of post-femininity with her form of an artificially dishonored / sinful woman. The aim of this study is to analyze the post-femininity in Ex Machina and the codes that show the relation of this performative symbolism with the man, and to understand how the heteronormative view that dominates the cinema is kept alive in the issues of raciality and sexuality of artificial intelligence. For this purpose, a semiotic reading is made on the demonstrators and demonstrations of artificial intelligence as women and male identities as men, their basic oppositions and systems. Because, a world in which an artificial intelligence appears as a woman, whether cinematographic or organic, necessarily points to the existence of a dominant masculinity. The study is skeptical of who the protagonist in the film is, and finds that the artificial intelligence as a woman actually resembles more of an antagonist.Öğe Improving/Normalizing' the Subordinated Identity Through Social Media: Coming to a Conclusion Successful in Normalizing the Identity in Marriage Groups for the Disabled(Akdeniz Üniversitesi, 2019) Güzel, Meltem; Keskin, SavaşA Facebook group titled 'Friendship Companionship Chatting Matrimony and Disabled Love' was analyzed in this study endeavoring to examine the cultural context of the case in which a group of online disabled individuals transformed the social media to make up for their subordinated identities. In this Facebook group which is composed of members collectively producing activities intended for normalizing/improving the identity of the disabled on the basis of relationships to be established to serve the purpose of marriage and flirting, a heterotrophic cultural experience is also configured. Even though disabled users are self-represented through several online organizations, the selection of marriage communities is associated with the strong link between 'normalization' and marriage. Only if the conventional dispraise for being single and the societal pressures are taken into consideration, then the importance of marriage especially to individuals' achievements of 'normality' can be understood. Netnography method which included global analytical perspective was utilized in the study intended for revealing as to how marriage and love relationships acting as the platform forthe self-representation of disabled users via social media were configured in order to repair the subordinated identity. In the study addressing the online disabled group making its presence felt in Facebook by gaining cultural autonomy, attempts were made to create a mapping for digital identities on the basis of individual and collective posts. Findings of the study indicate that disabled users succeeded in normalizing the current state of feelings of subordination and inferiority in social media where they endeavored to achieve normalization. Moreover, the act of using social media as the heterotrophy of ideal identity against being stuck in the limbo and going ultra marginal is an important detail among findings of the study.Öğe İnsan-Sonrası Sinemada Karakterin Soysuzlaşması, Köken Estetiği ve Artırılmış-Yokluk(İstanbul Üniversitesi, 2024) Keskin, SavaşBu makale, post-hümanizm olarak da duymaya alışık olduğumuz insan-sonrası çağın ya da 'post-antroposen'in sinema evreninde peyda olan yapay zeka-destekli eyleyicinin/karakterin sosyolojik, antropolojik ve bilhassa felsefi bir tahlilini/ eleştirisini becerebilme denemesidir. Bu sosyal bilimsel ve felsefi tahlilin genel çerçevesini hermenötik bir yaklaşımla ifade etmek mümkündür. İnsana basitçe yardımcı olan enstrümantal bir konumdan 'sosyal eyleyici' konumuna yükselen bilgisayarlar, yapay zekaları sayesinde bu makale içinde 'sinematik eyleyici' olarak yeniden düşünülmek üzere bağlamından koparılır ve yalnızca yapısal varlığı ile sınanır. Eyleyici kavramı, 'aktör' kavramının sinema bağlamındaki eril ve toplumsal cinsiyetçi kullanımının eşitsizlik etkisine karşı bir kavramsal tedbir olarak kullanılmıştır. Sosyal Eyleyiciler Olarak Bilgisayarlar (CASA) kavramsalından Sinematik Eyleyiciler Olarak Bilgisayarlar (CACA) kavramsalına geçiş, elbette insanla tamamıyla yer değiştirmiş bir yapay zekanın teknomalisini ('teknolojik anomali' anlamındaki kavramsallaştırma denemesi) içeren McDonaldlaşma yaklaşımıyla sınırlanamayacağı için insan-yapay zeka tümleşmesini daha makul bulan postMcDonaldlaşma yaklaşımı geçerli olacaktır. Çünkü öyle bir tümleşik melezleşme söz konusudur ki, 'artırılmışlık' olarak karakterize edilen yeni varoluş biçimi, gerçekliğin, insanın ve sinematik anlatının tüm kodlarında bir 'aşırılaşma', 'genleşme' ve 'nicel yoğunlaşma' gözlemlenebilir. Bu ilginç mahlukat, yalnızca ekranda söz konusu olan varlığının gerçekleşmediği tüm alanlardaki kökensizlik ve yokluk durumu nedeniyle bir soysuzlaşma sorununu, köken estetiğinin marjinalleşmesiyle birlikte kaçınılmazlaşan köken trans-estetiğini ve artırılmış ya da aşırı fenomenlerin her şeyi temsil etme iddiasının ardındaki mutlak yokluğu ve yokluğun her yerdeleşmesini tartışmak için bize koz verir. Sinema, artık bir imge biçimindeki 'modus' olarak yaratılan karakterlerin de ötesine geçerek imge-ötesi biçimdeki 'codus' (bilgisayar kodu) olarak yaratılan karakterin mahsulü olarak hangi anlamı ifade eder? Bu soruyu tartışmak, sinemanın geleceğini bugüne indirgemekten fazlasıdır. Çünkü karakterin yeni performatif kimliğini anlamak, beklentiler ve umutlar doğrusalına eklenecek eleştirel direnç noktalarını imal etmeye yardımcı olacaktır. Doğal olarak bu makalenin amacı, insan-sonrası sinemanın karakter ontolojisini köken estetiği ve kimlik ilişkisinde yeniden düşünerek 'artırılmışlığın' neden olduğu dejenerasyonun argümantasyonunu yapmaktır.Öğe Kültürel Diplomaside Yeni İçerik Pazarlama Aygıtı: Otonom Duyusal Meridyen Tepkisi (ASMR)(2022) Keskin, Savaş; Kömür, GökhanTürkiye’nin kültürel diplomasi aygıtlarının bazı popüler kültür içerikleri etrafında tartışılması, araştırmacıların ve iletişim profesyonellerinin eğilimlerini belirler. Bir ideolojik mücadele alanı ve itibar rekabeti olarak şekillenen kültürel diplomasi ilişkileri, akışkan kültürlerin yöndeştiği bir çağda ulusların marka değeri olarak sahnelendikleri bir temsil tarihinin de katalizör güçleri halini alır. Kültürün pazarlanabilirlik fikri her ne kadar kültür endüstrileri kavramsalı ile eleştirel teorinin üretim hareketlerini cezbetse de kültürel diplomasinin oluşturduğu pazarın kendine özgü endüstriyel bir değer arz ettiği görülür. Bu çalışma, Türkiye’nin bazı aygıtlara indirgenen ve kısır döngüye girmesi muhtemel olan kültürel diplomasi faaliyetleri için alternatif trendleri tartışmayı ve bu trendlerin kontrollü imaj aksiyonları için bütünleşik bir pazarlama aksamına entegre edilmesi için gereken ilk ilgiyi inşa etmeyi amaçlar. Çünkü kültür endüstrilerinin tüm hamleleri, bir bütünleşik pazarlama stratejisinin parçası olarak trans-medya anlatım sinerjisini gerektirir. Bu kapsamda bir kültürel diplomasi aygıtı olarak tartışılan Otonom Duyusal Meridyen Tepkisi (ASMR), dinleyen/izleyen kişide karıncalanma hissine bağlı bir rahatlamaya neden olan yeni bir tür tahrik edici/tetikleyici anlatım tarzı olması dolayısıyla önemlidir. Bu çalışmada, ASMR’nin kültürel diplomasi boyutundaki iletişim gücüne ilişkin bir teorik okuma yapılarak ulus markalama için yeni imkanlar tartışılacaktır.Öğe Örselenen Kimlik İçin Sosyal Medyatik ‘İyileşme/Normalleşme’: Engelli Evlilik Topluluklarında Kimliğin ‘Mürüvvetini’ Görmek(2019) Güzel, Meltem; Keskin, SavaşBir grup çevrimiçi engelli bireyin sosyal medyayı örselenen/madun kimlikleri için telafi alanına dönüştürmelerinin kültürel bağlamını araştıran bu çalışmada, Facebook’taörgütlenen ‘Dostluk Arkadaşlık sohbet İzdivaç evlilik ve engelli aşk’ topluluğuincelenmiştir. Evlilik ve flört temalı ilişkiler ekseninde engelli kimliğini normalleştirme/iyileştirme faaliyetlerini kolektif olarak üreten üyelerden oluşan toplulukta, heterotopikbir kültür deneyimi de kurgulanmaktadır. Engelli kullanıcıların çevrimiçi birçok örgütlenmeyle öz-temsil edilmesine rağmen evlilik topluluklarının seçilmesinin ‘normalleşme’ile evlilik arasındaki güçlü bağla ilişkisi vardır. Bekâr olmanın geleneksel yollardanayıplanması ve toplumsal baskılar hesaba katıldığında, evliliğin özellikle engelli bireylerin ‘normallik’ kazanımları için önemi kavranabilir. Engelli kullanıcıların sosyalmedyatik öz-temsilinin temasını oluşturan evlilik ve aşk ilişkilerinin örselenen kimliğionarmak için nasıl kurgulandığını açıklamayı amaçlayan çalışmada kültürel analitik perspektifi içeren netnografi yöntemi kullanılmıştır. Facebook’ta kültürel otonomiüreten çevrimiçi engelli grubun varlık gösterisini ele alan çalışmada, bireysel ve kolektifpaylaşımlar temel alınarak bir dijital kimlik haritalaması denenmiştir. Çalışma bulguları,engelli kullanıcıların normalleşmeyi denedikleri sosyal medyada, örselenmenin vemadunluğun mevcut durumlarını da normalleştirdiklerini göstermektedir. Ayrıca, Araf’taolma haline ve ileri marjinalliğe karşı sosyal medyayı ideal kimliğin ‘heterotopyası’olarak kullanma davranışı da bulgular içerisinde önemli bir ayrıntıdır.Öğe Sosyal Medyada Öz-Temsil ve Ötekiliğin 'Öteki Boyutu': 'Karikateist' Toplumsalı Üzerine İnceleme(Mutlu TÜRKMEN, 2018) Özmen, Seçkin; Keskin, SavaşGerçek toplumsal yaşam dinamiğinden farklı bir sosyalleşme pratiği sunan sosyal medya, dezavantajlı gruplar açısından oldukça anlamlı bir toplumsal alan haline gelmiştir. Bu bağlamda, gündelik ilişkiler ve medya temsillerinde bir 'Öteki' olarak sunulan Ateistlerin, sosyal medyayı bir telafi ortamına dönüştürdüğü görülmektedir. Sosyal medya üzerinde örgütlenen enformel Ateist gruplar, kolektif kimliklerini kendi toplumsallıklarının devimselleri çerçevesinde kurgulamakta ve güçlü bir temsile dönüştürmektedir. Bu noktadan hareketle çalışmada, Türkiye'deki en büyük sanal ateist topluluğu olan Karikateist içerisindeki öz-temsil ve toplumsallaşma pratikleri araştırılmıştır. Netnografi yönteminin kullanıldığı çalışmada, topluluk içindeki bireysel ve kolektif performanslar, topluluğun sosyal dinamikleri çerçevesinde irdelenmiştir. Çalışma bulguları, sosyal medyanın sunduğu toplumsal egemenlik ile Ateistlerin de kendi 'Ötekilerini' yaratma ve dini inançları ötekileştirme tahakkümü altında tutma pratiklerine yöneldiğini ortaya koymaktadır.Öğe ‘Tele-education’ in the COVID-19 pandemic process in Turkey: A mental diaspora research specific to Turkish Language Teaching students(Selcuk University, 2020) Ustabulut, Mete Yusuf; Keskin, SavaşThis study tries to map educational processes that have to be transformed into the extraordinary history of the COVID-19 pandemic and adapt to the ‘new normal’ with a relational and metaphoric approach. In the study, the existing physical and mental conditions of the students who are "scattered/dispersed" geographically due to the mandatory "return home" in the pandemic process are conceptualized with the metaphor of the "diaspora". The study aims to draw attention to student-centered social problems by questioning the functionality of tele-education processes, which are designed to compensate for interrupted educational relationships and make them sustainable again. It is aimed to measure the effects of online consciousness that were deterritorialized by human-computer interaction and computer-mediated communication on student performances and to understand student motivations during the tele-education process. Therefore, a survey was conducted at ten universities in Turkey and reached 150 students through the snowball sampling technique. The results of the study show that the student self-perception of the tele-education process coincides with the diasporic identity and this unusual technology integration that cannot be fully compensated triggers mental diaspora feelings. © 2020 JLLS and the Authors - Published by JLLS.Öğe TÜRKİYE'DE REALİTE PROGRAMLAR VE TELE-KİMLİKLER: MEDYATİK TOPLUMSALLIK İNCELEMESİ(Siirt University, 2019) Elitaş, Türker; Keskin, SavaşTelevizyon, toplumsal gerçekliği kendine has bir temsil formuyla yeniden yapılandırmaktadır. Bazı televizyon içerikleri aleni bir kurgusal nitelik taşırken, bazı içeriklerde gerçeklik ile kurguyu ayıran çizginin belirsizleştiği görülmektedir. Realite programlar bu bağlamda, kurgusallığı gerçek kişiler ve olaylar üzerinden üretme iddiasıyla, gerçek ile kurgunun iç içe geçtiği bir yanılsama yaratmaktadır. Son dönemlerde yayın kuşaklarını fazlasıyla dolduran bu formatlar, televizyonculuk pratiklerinin en yaygın türlerinden birini oluşturmaktadır. Bu çalışma, medyatik ya da tele-gerçeklik ile realite programlar arasındaki belirlenimci ilişkiyi kurgusal toplumsallık ve kimlik üretimleri üzerinden açıklamaktadır. Salt bir gerçeklik-kurgu karşılaştırması yerine, ekrana yansıyan toplumsallık ve kimlik kurgusunun somut delilleri üzerinde durulmaktadır. Türkiye'de yayınlanan realite programlardaki tele-yaşamları haritalayan/betimleyen çalışma, Survivor, Yemekteyiz, İşte Benim Stilim ve Zuhal Topal'la formatlarını örneklem almaktadır. Çalışma bulguları, realite program toplumsallığının gerçekliğe ilişkin bir vaha kurarak, kimlik kodlarını 'her zaman var olan' bir gerçeklik türü gibi yaygınlaştırmaya hizmet ettiğini göstermektedir.Öğe Yabancı Dil Olarak Türkçe Eğitimi Alan Uluslararası Öğrencilerin Öğrenme Etkinliğini Geliştirme Amaçlı Sosyal Medya Kullanım-Doyum Motivasyonları(Ondokuz Mayıs Üniversitesi, 2020) Ustabulut, Mete Yusuf; Keskin, SavaşSosyal medyayı uluslararası öğrencilerin yabancı dil olarak Türkçe eğitimine destek olan bir öğrenimsel mecra/aracı olarak varsayan bu çalışmada, Türkçe öğrenme durumu bir ihtiyaç, sosyal medyadaki dil öğrenme amaçlı faaliyetler bir kullanım, öğrenmenin ve dili geliştirmenin gerçekleşiyor olması da bir doyum parametresi olarak kodlanmaktadır. Çalışmanın amacı, öğrencilerin sosyal medyayı kullanım performansları ile dil eğitimleri arasında pedagojik bağıntılar kurmak ve sosyal medyanın öğretici etkinliğini öğrencilerin perspektifinden kullanım-doyum ilişkisi ekseninde ölçümlemektir. Bu amaçla İstanbul Aydın Üniversitesi Türkçe Öğretim Merkezi (AYDIN TÖMER) bünyesinde Türkçe öğrenen 116 öğrencinin katmanlı örnekleme tekniği ile seçildiği örneklem grubuyla anket çalışması yapılmıştır. Uyruklarına göre katmanlara ayrılan öğrencilere yöneltilen sorulara alınan yanıtlar, sosyal medyanın Türkçe öğrenim süreçlerinde giderek artan etkinliğini göstermekle birlikte, formel TÖMER eğitiminin merkezde olduğu bir süreç algısının öğrenciler tarafından korunduğuna işaret etmektedir. Öğrencilerin öğrenim amaçlı sosyal medya uğraşılarını kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde değerlendiren çalışmanın sonuçlarına göre, doğrudan ve dolaylı dil öğrenmeye ilişkin çeşitli kullanım tipleri (dijital performanslar) eğitimin sınırlıklarını aşan ve birbirleriyle ilişkili dijital doyumlar üretmektedir. Bulgulara göre; TÖMER'deki formel eğitim ne kadar net ve özelleştirilmiş amaçlar içeriyorsa, sosyal medya bir o kadar dağıtık, enformel ve kitlesel öz-amaçlar içerme potansiyeli taşır. Bu nedenle öğrenciler sosyal medyada, TÖMER'de olduğu gibi yalnızca dil öğrenmek için bulunmaz. Orada birçok bulunma amacı aynı anda gerçekleşebilir ya da amaçlanmayan bir ilişki kendi gelişim olanaklarını hazırlayabilir.Öğe Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Alan Uluslararası Öğrencilerin Öğrenme Etkinliğini Geliştirme Amaçlı Sosyal Medya KullanımDoyum Motivasyonları(2020) Ustabulut, Mete Yusuf; Keskin, SavaşSosyal medyayı uluslararası öğrencilerin yabancı dil olarak Türkçe öğretimine destek olan bir öğrenimsel mecra/aracı olarak varsayan bu çalışmada, Türkçe öğrenme durumu bir ihtiyaç, sosyal medyadaki dil öğrenme amaçlı faaliyetler bir kullanım, öğrenmenin ve dili geliştirmenin gerçekleşiyor olması da bir doyum parametresi olarak kodlanmaktadır. Çalışmanın amacı, öğrencilerin sosyal medyayı kullanım performansları ile dil öğrenimleri arasında pedagojik bağıntılar kurmak ve sosyal medyanın öğretici etkinliğini öğrencilerin perspektifinden kullanım-doyum ilişkisi ekseninde ölçümlemektir. Bu amaçla İstanbul Aydın Üniversitesi Türkçe Öğretim Merkezi (AYDIN TÖMER) bünyesinde Türkçe öğrenen 116 öğrencinin katmanlı örnekleme tekniği ile seçildiği örneklem grubuyla anket çalışması yapılmıştır. Uyruklarına göre katmanlara ayrılan öğrencilere yöneltilen sorulara alınan yanıtlar, sosyal medyanın Türkçe öğrenim süreçlerinde giderek artan etkinliğini göstermekle birlikte, formel TÖMER öğretiminin merkezde olduğu bir süreç algısının öğrenciler tarafından korunduğuna işaret etmektedir. Öğrencilerin öğrenim amaçlı sosyal medya uğraşılarını kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde değerlendiren çalışmanın sonuçlarına göre, doğrudan ve dolaylı dil öğrenmeye ilişkin çeşitli kullanım tipleri (dijital performanslar) eğitimin sınırlıklarını aşan ve birbirleriyle ilişkili dijital doyumlar üretmektedir. Bulgulara göre; TÖMER’deki formel süreçler ne kadar net ve özelleştirilmiş amaçlar içeriyorsa, sosyal medya bir o kadar dağıtık, enformel ve kitlesel öz-amaçlar içerme potansiyeli taşır. Kurumsal öğretimin biçimsel yapısının öğrencilere verdiği sosyalin görünüşü ile sosyal medyayı ihtiyaçlarına göre bireyselleştiren öğrencilerin öğretim kaynaklı sosyal edimlerinin görünüşü arasındaki fark, dijital teknolojilerle entegrasyon halindeki eğitsel sistemin değerlendirmesi için önemli bir yol gösterici olabilir. Çünkü öğrenciler sosyal medyada, TÖMER’de olduğu gibi yalnızca dil öğrenmek için bulunmaz. Orada birçok bulunma amacı aynı anda gerçekleşebilir ya da amaçlanmayan bir ilişki kendi gelişim olanaklarını hazırlayabilir. Çevrimiçi varlığın eğitsel bir ilişkinin sürdürülmesi için dijital efora dönüştürülmesi, sanal kaynaklardaki kültürel birikimin anlaşılabilmesi için de bir öğretim modeline katkı sunabilir.Öğe Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde İkinci Bir Öğrenme Alanı Olarak Otonom Duyusal Meridyen Tepkisi (ODMT)(2024) Boylu, Emrah; Ustabulut, Mete Yusuf; Keskin, SavaşÇalışmada amaç, son dönemlerde YouTube’da yükselen bir fenomen olan Otonom Duyusal Meridyen Tepkisi (ODMT) kültüründeki dil öğretimine ilişkin içeriklerin, uzman öğreticilerin fenomenolojik yapısal değerlendirmeleri çerçevesinde yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde formal bir Bilgisayar Destekli Dil Eğitimi (BDDE) uygulama ortamı olarak kullanıma uygunluğunu tartışmaktır. Çalışmanın veri tedariği yorumlayıcı fenomenolojik analiz metodunun esasları bağlamında Türkiye’de yabancı dil olarak Türkçe öğreten 13 uzman öğretici ile derinlemesine anlık mesajlaşmalı görüşme yapılması yoluyla toplanmış ve elde edilen veriler yapısal betimleme ilkeleri çerçevesinde analiz edilmiştir. ODMT ’ye ilişkin sistemik yapı yaklaşımını anlamak için belirlenen beş kategori ve alt kategorilere ilişkin bireysel ve ortak kanaatler, nitel olarak yapılandırılmış; olumsuz ve olumsal kanaatlerin gerekçeleri üzerinden sürecin anlamlandırma sistemi tespit edilmiştir. Bireysel kanaatlerin ortak görünümlerini kavramayı hedefleyen çalışmada elde edilen bulgular, deneyimlenen videolardaki aktörün kimliği, yöntemsel eksiklikler, özensizlik, amatörlük, sesletim hataları, amaçsızlık ve spesifik kültürün riskleri gibi gerekçelerin kararsızlığı tetikleyen gerekçeler olmalarına karşın genel bir olumsal ortak kanaatin varlığına işaret etmiştir. Ortak kanaat, ODMT kültüründe üretilen amatör dil öğretimi videolarının profesyonel ve iyi hazırlanmış içerikler biçiminde kurgulanmasının yabancı dil olarak Türkçe öğretim süreçlerine niteliksel katkı sağlayacak ikinci bir Bilgisayar Destekli Dil Eğitimi (BDDE) uygulama ortamı olacağı yönündedir.Öğe Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde İkinci Bir Öğrenme Alanı Olarak Otonom Duyusal Meridyen Tepkisi (ODMT)(2024) Boylu, Emrah; Ustabulut, Mete Yusuf; Keskin, SavaşÇalışmada amaç, son dönemlerde YouTube’da yükselen bir fenomen olan Otonom Duyusal Meridyen Tepkisi (ODMT) kültüründeki dil öğretimine ilişkin içeriklerin, uzman öğreticilerin fenomenolojik yapısal değerlendirmeleri çerçevesinde yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde formal bir Bilgisayar Destekli Dil Eğitimi (BDDE) uygulama ortamı olarak kullanıma uygunluğunu tartışmaktır. Çalışmanın veri tedariği yorumlayıcı fenomenolojik analiz metodunun esasları bağlamında Türkiye’de yabancı dil olarak Türkçe öğreten 13 uzman öğretici ile derinlemesine anlık mesajlaşmalı görüşme yapılması yoluyla toplanmış ve elde edilen veriler yapısal betimleme ilkeleri çerçevesinde analiz edilmiştir. ODMT ’ye ilişkin sistemik yapı yaklaşımını anlamak için belirlenen beş kategori ve alt kategorilere ilişkin bireysel ve ortak kanaatler, nitel olarak yapılandırılmış; olumsuz ve olumsal kanaatlerin gerekçeleri üzerinden sürecin anlamlandırma sistemi tespit edilmiştir. Bireysel kanaatlerin ortak görünümlerini kavramayı hedefleyen çalışmada elde edilen bulgular, deneyimlenen videolardaki aktörün kimliği, yöntemsel eksiklikler, özensizlik, amatörlük, sesletim hataları, amaçsızlık ve spesifik kültürün riskleri gibi gerekçelerin kararsızlığı tetikleyen gerekçeler olmalarına karşın genel bir olumsal ortak kanaatin varlığına işaret etmiştir. Ortak kanaat, ODMT kültüründe üretilen amatör dil öğretimi videolarının profesyonel ve iyi hazırlanmış içerikler biçiminde kurgulanmasının yabancı dil olarak Türkçe öğretim süreçlerine niteliksel katkı sağlayacak ikinci bir Bilgisayar Destekli Dil Eğitimi (BDDE) uygulama ortamı olacağı yönündedir.Öğe Yapay Zekâ Destekli Görsel Sanat Yaratıcılığında Hipostatik Birleşme ve Erkenlik Paradoksu(2024) Keskin, Savaş; Uzun, İmran; İsmail, BirlikBu makale görsel ve plastik sanatlar üst disiplinlerinin bir uzantısı olduğu varsayılan yapay zekâ görselliğini (fotoğraf, resim, grafik tasarım) kapsamaktadır. Makalenin çıkış noktası ise meşhur Cosmopolitan Dergisi’nin, Yapay Zekâ özel sayısının kapağında görünen “Kedi Yürüyüşü Yapan Kadın Astronot” illüstrasyonunun yanına kocaman bir şekilde şu ifadeyi iliştirmesidir: \"Dünyanın İlk Yapay Zekâlı Dergi Kapağıyla Tanışın\". Hatta derginin söz konusu sayısının internet sayfası lansmanında bu ifade biraz değiştirilerek “Dünyanın En Akıllı Yapay Zekâsı İlk Dergi Kapağını Yaptı” biçimine dönüşmüştür. Ancak fail ile fiili arasındaki bu ilişki dönüşümün en önemli ikinci mottosu ise şudur: “Ve onu yapmak yalnızca 20 saniye aldı!”. Belki de daha önce bir yardımcı araç/aparat olarak parçası olduğu modern görsel sanatlara bir yaratıcı fail olarak yeniden dahil olan bilgisayarlar, mutlak hızlılığın hüküm sürdüğü güncel post-McDonaldlaşma akılcılığının belki de en paradoksal akıldışılığı olarak tuhaf bir insan-bilgisayar tümleşmesini mevzubahis kılmıştır. Bu birleşmenin marjinal bir melezleşme mi, yoksa hipostatik bir birleşme mi olduğu ikilemi ise bu araştırmanın tartışma konusudur. Sanat eserinin insan emeği boyutunu ifade etmekte önemli bir parametre olan tekillik, artık melezleşen bir çoklu-fail ya da insansızlaşan fail tarafından her şeyde olduğu gibi erkenlik sorunsalına neden olmaya başlamıştır. Üstelik bu sorunsal, modern ve post-modern görsel sanatların pazarlama mottosuna dönüşmüştür. Sanatsal eylemin böylesine fiillerini erken boşalan failler tarafından sergilenmesi, üretimde bollaşma ile bayağılaşma/kalabalıklaşma arasında sıkışan yeni bir biricikleşme problemine işaret etmiştir. Çünkü Türk Dil Kurumu sözlüğü, gayr-ı meşru bir şekilde ilişki kuran anne ve babanın mahsulü olan çocuğun piç olarak çağrılabileceğini söyler. Baba sıfatına erişen insan ile ana sıfatındaki yapay zekânın bu gayr-ı meşru ve gelenekçilik açısından gayr-ı ahlakî ilişkisinden doğan sanat eseri piç midir yoksa insan emeğinden kopuşu nedeniyle soysuzlaşmanın/kökensizleşmenin bir sonucu mudur? Bu temel soruya ilişkin sorgular üretmek için var olan bu makale, hermenötik düzlemde biçimlenen bir dizi hipostatik birleşme meselesinin özü ve arketipleri hakkındadır.












