Yazar "Kuzu, Mehmet" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 20 / 22
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe A TIME-VARYING DYNAMIC ANALYSIS OF FACTORS AFFECTING THE LEVELS OF UNDERPRICING, AVERAGE PRICING, AND OVERPRICING OF THE US DOLLAR IN GLOBAL DERIVATIVES MARKETS(Suat TEKER, 2022) Kuzu, MehmetPurpose- The aim of this study is to calculate the coefficient parameters of the factors affecting the pricing in the low, average, and overpricing intervals and points of the US Global dollar index and then to investigate the dynamic historical effects of these parameters. Methodology in the study, "Quantile Regression" to calculate parameter differences in pricing intervals and "Kalman Filtering" methods to calculate their historical dynamic effects. Findings- In the design of the study, The intervals are 0.5-0.95 incremental overpricing, 0.5 (Median) average, and 0.05-0.5 (Median) underpricing (low-pricing). The study's results show that model 0.4. quantile has respectively the highest value R2 and adjusted R2 values, approximately 53.2 percent and 49.1 percent. Additionally, the probability value of all 19 estimated models is statistically significant at the 0.05 level. While the coefficients of the Baltic Dry Index (at 5%), the Global gold prices (at 5%), and the US 10-year bond yields (10%) are negative, the coefficients of the Nasdaq (10%) and Vix (5% and 10%) have positive signs. These variables are significant in the underpricing quantiles that conducted interval of the US Dollar index (0.05-0.5) in the research design. The price point that represents the median value yields the same results. From that point of view, only the Vix index is significant and only at a 10% level. The Baltic Dry Index (5%), Bitcoin and Gold prices (5% and 10%), US 10-year interest rates-yields (5%), and CDS premium are among the factors that are relevant in the highquantile overpricing range of the US Dollar index (0.05-0.5). (5 percent and 10 percent ), Although the variables' coefficients are negative, the coefficients for inflation (at 5% and 10%), Nasdaq (at 5%), and the VIX index (10%) are positive. The dynamic coefficients determined historically and dynamically using the Kalman filtering technique in all quantiles have had the same values. Conclusion- Since Kalman analysis and quantile regression analysis have different theoretical background, parameter differences in underpricing and overpricing periods may be eliminated when historical dynamics are examined. As a result, even though the findings of quantile regression and the results of Kalman analysis were roughly parallel, the predicted parameters for some variables did not closely match the effects of either technique. The literature has noted that research utilizing both methodologies might run into such statements that can be encountered in the study's findings under comparable circumstances (Bernardi v., 2016: 34). Additionally, as the geopolitical risk index conveys countercyclical hazards, the rising geopolitical risks in the historical coefficients raised the US dollar index, according to Kalman's study.Öğe BİST-SPOR ENDEKSİNDE İŞLEM GÖREN ŞİRKETLERİN FİRMA DEĞERLERİNİN TESPİTİ(Bayburt University, 2018) Kuzu, MehmetFinans teorisi firma amacının ne olması gerektiği problematiğini hissedarların servetlerinin maksimize edilmesi gerekliliğini ileri sürerek çözmektedir. Hissedarların servetlerinin değerinin maksimize edilmesi, firmanın değerinin maksimize edilmesi anlamına gelmektedir. Firma değerinin hesaplanmasında çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri öz sermayeye serbest nakit akımları yöntemidir. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor spor kulüpleri anonim şirketlerinin hisse senetleri BİST-SPOR endeksinde işlem görmektedirler. Bu çalışmanın amacı hisse senetleri BİST-SPOR endeksinde işlem gören Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor kulüpleri anonim şirketleri firma değerlerinin öz sermayeye serbest nakit akımı yöntemi ile tespit etmektir. Yapılan hesaplamalar sonucunda şirketlerin firma değerlerinin sıralaması; Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş., Galatasaray Sportif Sınai Ticari Yatırımlar A.Ş, Fenerbahçe Futbol A.Ş, ve Trabzonspor Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği A.Ş. şeklinde gerçekleşmiştir. Negatif öz sermayeye rağmen piyasa ve firma değerlerinin genel olarak pozitif hesaplanmasına etki eden unsurun firmaların spor kulüpleri taraftarlarının hisse senedi alımından kaynaklanan değer artışı olduğu ileri sürülmüştür.Öğe BORSA İSTANBUL'DA FİYAT HAREKETLERİNİN İSTATİSTİKSEL VE YAPISAL SÜRDÜREBİLİRLİĞİ: BİR FİNANSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ENDEKSİ ÖNERİSİ(Ufuk Üniversitesi, 2025) Kuzu, MehmetBu araştırmanın amacı, BIST-100 endeksinin istatistiksel ve yapısal düzeyde finansal sürdürülebilirliğini ölçen sürdürülebilirlik endeks formülleri önermek, bunları hesaplamak ve sonuçları analiz etmektir. Bu bağlamda araştırmanın literatüre en önemli katkısı; çevresel faktörlerden ziyade, finansal sürdürülebilirliği istatistiksel ve yapısal bir zeminde inceleyen özgün sürdürülebilirlik endeksleri hesaplama çerçeveleri önermesidir. İstatistiksel çerçevede finansal sürdürülebilirlik endeksi faktörleri; BIST-100 zaman serisi trend, döngüsellik ve volatilite yapıları değişkenleridir. Yapısal düzeyde finansal sürdürülebilirlik endeksi faktörleri; CDS, enflasyon, döviz kuru ve faiz oranı değişkenleridir. İstatistiksel anlamda finansal sürdürülebilirlik yapısal sürdürülebilirliğe bölünerek finansal sürdürülebilirliğin makro ekonomik faktörlere bağımlılığı ölçülmüştür. Araştırmanın yöntemleri, Hodrick - Prescott (HP) filtresi ve önemli bileşenler analizidir. Python programında çalıştırılan HP filtresi ile BIST-100 endeksi zaman serisi içinden trend ve döngüsellik bileşenleri ayrıştırılmıştır. Excel hesaplaması ile BIST-100 için volatilite serisi de elde edilmiştir. E - Views v.12 paket programı yardımıyla, uygulanan önemli bileşenler analizi yöntemiyle BIST-100 endeksinin hedef değişken olduğu modeller vasıtasıyla endekslerde yer alacak faktörlerin ağırlıkları saptanmıştır. Finansal sürdürülebilirlik endeksi sonuçları; 2020'lere kadar yatay ve durağan bir sürdürülebilirlik dinamiğini işaret etmektedir. 2020 sonrası volatil bir şekilde sürdürülebilirlik artmıştır. BIST-100'ün yapısal ve finansal sürdürülebilirliği, makroekonomik kırılganlık dönemlerinde düşerken, 2020 sonrası enflasyon kaynaklı yatırım yönelimiyle yeniden artış göstermiş ve büyük ölçüde makro koşullara bağlı kalmıştır.Öğe Cari Açığın Finansmanı: Türkiye için Bir Model Önerisi(Bayburt University, 2020) Kuzu, Mehmet2000'li yılların başından bu yana gelişmekte olan piyasa ekonomileri düşük kur-yüksek faiz politika çerçevesi ve cari açığa dayalı büyüme politikası uygulamışlardır. Bunun sonucu olarak bu ekonomiler yüksek cari açık vermişlerdir. Yüksek cari açık ve bunun finanse edilememesi döviz kuru riskinin arttığı dönemlerde kur, enflasyon ve faiz arasındaki etkileşimlerdeki dengelenmeyi bozarak ekonominin ısınmasına neden olmuştur. Bu çalışmanın amacı; cari işlemler dengesini ve cari açık sorununu teorik olarak analiz edip Türkiye için cari açık sorununun çözümü için bir program ve politika çerçevesi içeren model önerisi yapmaktır. Önerilen program rekabetçi ve istikrarlı ekonomiye geçiş programı olarak adlandırılmış programın içeriğinde yer alan politika çerçevesi düşük enflasyon yüksek finansal istikrar politika çerçevesi olarak isimlendirilmiştir.Öğe DETERMINANTS OF BENCHMARK INTEREST RATE: EVIDENCE FROM TURKISH BOND MARKETS(Suat TEKER, 2020) Kuzu, MehmetPurpose- The aim of this study is to analyze the determinants of benchmark interest rate for Turkey that on framework of Turkey's economic and financial determinants of the political cycle of Turkey and examine their relationships and the interactions of indicators to determined benchmark interest rates. Methodology- In this study, Augmented Dickey Fuller unit root test was applied to select the method by which long and short term relationships will be determined. Since the series are stationary at the same level, the VAR model was established and the short-term relationships were examined with the long-term vector error correction model with the Johansen cointegration test. Impulse-response analysis, variance decomposition and historical decomposition tests were carried out within the framework of the Granger test test in order to determine the interactions between variables. Findings- The benchmark interest rate is balanced in the short and long term with the selected variables and the deviations in the short term can be corrected in the long term. The variables that affect the benchmark interest the most are gold, inflation and US 10-year bond rates. Conclusion- The sensitivity of the benchmark rate is high against the shock waves arising from gold prices, inflation and US 10-year bond rates. Central bank Weighted average funding cost is more determinant in the formation of market rates than real interest rates. In short, the central bank monetary policy, inflation expectations and interest rates and gold prices abroad determines the formation of market interest for Turkey.Öğe EFFECTS OF MARKET VARIABLES ON NET INCORPORATION: EVIDENCE FROM TURKISH 2018 DEBT AND EXCHANGE RATE CRISIS(Dilek TEKER, 2020) Kuzu, MehmetPurpose- The aim of this study is to determine the periodic effects of market variables on net incorporation during the Turkish 2018 Currency and Debt Crisis in Turkey. Because one of the main problems of the companies in Turkey are higher foreign exchange position. Increased exchange rate, interest rate and inflation shocks increases the fragility of the economy of Turkey. High foreign exchange openings together with the increasing fragility increase the risk of closing on companies. On the other hand, increasing interest shocks increase financing costs and increase the risk of closure, and make it difficult for new companies to open up. Therefore, to create a perspective for the study was selected the 2018 Turkey exchange rate and debt crisis as a case. Methodology- In this essay concept of firm had been used as company or corporate mean. And also concept of firming or net incorporation had been used difference between number of new opening companies and number of closing companies. Exchange rate, interest rate and inflation were selected as market variables. Closing firms and opening firms were selected as firm variables. The model was formed based on the Vector Auto Regressive Model. The values of the variables were observed in the monthly frequency and in the range of 2010 1st month and 2019 12th month. Findings- According to results, inflation and interest had a negative impact on the number of opening firms. And also, the increasing effect of exchange rates on the number of closing firms was generally greater than interest rate and inflation. Conclusion- Consequently, it has been argued that net firm number growth has been increasing in Turkey during periods when exchange rates are stable in a certain band range and inflation and interest rates start to decrease at the same time.Öğe Ertelenmiş Vergi Varlıkları ve Yükümlülüklerinin Firma Değeri Üzerine Etkisi: Bir Vaka Çalışması(2022) Kuzu, MehmetGelişen ve küreselleşen para ve sermaye piyasaları yatırımcıların ihtiyaç duyduğu finansal bilginin kalitesinin optimalize edilmesi için ortak bir finansal raporlama standartlarının tasarımını zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda Uluslararası Muhasebe Standartları Kurumu oluşturularak uluslararası muhasebe ve raporlama standartları hazırlanmıştır. Bu standartlardan en önemlilerinde biri “12 nolu Gelir Vergileri Standardı”’dır. Kurum kazancının vergilendirilmesine ilişkin varlık ve yükümlülüklerin muhasebe ve vergi değeri indirilebilir geçici farklar nedeniyle farklılaşabilmektedir. Bu farklar ertelenmiş vergi varlıkları ve yükümlülükleri olarak raporlanmaktadır. Bu varlık ve yükümlülükler ise ortaya çıkardıkları vergi gelir ve gider etkileri sebebiyle dönem net karını ve\rnakit akışlarını etkilemektedir. Firma değeri kavramı firmanın belirli bir projeksiyon döneminde yarattığı nakit akışlarının net bugünkü değerini ifade etmektedir. Bu çalışmanın amacı belirli varsayımlar altında finansal tabloları düzenlenen örnek birfirma temelinde ertelemiş vergi unsurlarının\rfirma değeri üzerinde etkilerini saptamaktır. Elde edilen sonuçlara göre tahmin döneminde vergi öncesi karın %1’i kadar her dönem gerçekleştiği varsayılan ertelenmiş vergi varlıkları faaliyetlerin, firmanın ve öz sermayenin değerini sırasıyla %1,25 1,24 ve %1,27 artırmaktadır. Vergi öncesi karın %1’i kadar gerçekleştiği varsayılan ertelenmiş vergi yükümlülükleri faaliyetlerin, firmanın ve öz sermaye değerini sırasıyla %0,84, %0,83 ve %0,85 azaltmaktadırÖğe FED Hisse Senedi Değerleme Modelini Etkileyen İşletme İçi ve İşletme Dışı Faktörlerin Analizi: Borsa İstanbul’da Bir Uygulama(2025) Kuzu, MehmetFED modeli; gösterge devlet tahvil faizleri ve kazanç/fiyat oranları arasında bir ilişki kurarak hisse senetlerinin gerçeğe uygun değerini hesaplamayı sağlayan modern bir hisse senedi değerleme yöntemidir. FED modeline göre; kazanç/fiyat oranları 10 yıl vadeli devlet tahvil faizinden düşükse hisse senedi gerçeğe uygun değeri üzerinde aşırı değerli fiyatlanmıştır. Tersi durumda ise hisse senedi gerçeğe uygun değerinin altında fiyatlanmıştır. Eğer bu yargıyı fiyat/kazanç oranı üzerinden okursak; fiyat kazanç oranı tahvil faizlerinden yüksek ise aşırı değerlenme, altında ise düşük değerlenme söz konusudur. Bu araştırmanın amacı; Türkiye için FED modelinin geçerliliğini araştırarak FED modelinin ima ettiği gerçeğe uygun değerden sapma gösteren düşük ve aşırı fiyatlamaları etkileyen işletme içi ve işletme dışı faktörleri analiz etmektir. Literatür araştırması neticesinde çeyreklik frekansta 2021Q3-2023Q4 arasında 16 Mart itibariyle piyasa değeri en yüksek 5 BIST (Borsa İstanbul) şirketi analiz için seçilmiştir. Araştırmada en başarılı modeller yapay sinir ağı modelleri, değişkenlerin etkileri panel robust regresyon ve FED modelinin Türkiye için geçerliliği Johansen eş bütünleşme testi yardımıyla değerlendirilmiştir. Eş bütünleşme sonuçlarına göre FED modeli BIST-100 için geçerlidir. Bu sonuçlar, FED modelinin kısa ve uzun dönemde Türkiye için geçerli olduğuna işaret etmektedir. FED modeli Türkiye için uygulandığında yapay sinir ağı modeli hata metrikleri; ABD örneğinde olduğu gibi modelde 10 yıl vadeli devlet tahvil faizleri kullanımının, 2 yıl vadeli devlet tahvil faizlerinin kullanımına göre daha anlamlı sonuçlar verdiğine işaret etmektedir. Bir diğer yönden FED modelinde gerçeğe uygun değerden sapmaları açıklayan faktörlerden işletme dışı faktörlerin sonuçları daha anlamlıdır. İşletme içi faktörler işletme dışı faktörlerle birlikte modellendiğinde daha anlamlı sonuçlar vermektedir. Araştırmanın literatüre katkıları, FED modelinin Türkiye için geçerli olduğunu ispatlaması, işletme düzeyinde FED modelini analiz etmesi ve farklı vade yapışlarından gösterge devlet tahvil faizlerini de FED modeli kapsamında incelemesi olarak sıralanabilir.Öğe FİNANSAL KRİZ DÖNEMLERİNDE TÜRKİYE’DE NET YATIRIM POZİSYONU AÇIKLARI VE DÖVİZ KURU BASKI ENDEKSİ ARASINDAKİ ETKİLEŞİMİN İNCELENMESİ(2024) Kuzu, Mehmet; Özkan, EsranurBu çalışmanın amacı; Türkiye ekonomisi 2008-2023 dönemi aylık frekansta net yatırım pozisyonu açığının döviz kuru baskı endeksine neden olan etkisini finansal krizler açısından incelemektir. Araştırmada Türkiye döviz kuru baskı endeksini hesaplamak için Kaminsky ve Reinhart (1999) modeli seçilmiştir. Seçilen değişkenler; net yatırım pozisyonu, döviz kuru baskı endeksi, CDS olarak sıralanabilir. Araştırmanın yöntemleri koentegrasyon testleri, VAR modelleri ve Granger nedensellik testleridir. Bulgular; net yatırım pozisyonu, CDS primi ve döviz kurları arasında uzun ve kısa dönemde bir denge olduğunu işaret etmektedir. CDS Risk primi ve net yatırım pozisyonu açığının artması, döviz kurları üzerinde finansal para krizlerine neden olabilecek ölçüde bir baskı oluşturmaktadır. Oluşan bu baskı tekrar CDS primini tetikleyip, net yatırım pozisyonu açığını yükselttiği için finansal kırılganlık ve para krizi sarmalı-döngüsü ortaya çıkmaktadır.Öğe Finansal Küreselleşmenin Kurumlar Vergisi Sorunu Üzerindeki Etkilerinin Dibe Doğru Yarış Teorisi Çerçevesinde Analizi(2022) Kuzu, MehmetGenellikle rekabet olgusu sistem dinamikle- ri üzerinde olumlu etki gösterse de bazı özellikli durumlarda sistem onları bozucu etki de yapabil- mektedir. Bu özellikli durumlardan biri de vergi te- orisinin uygulama alanlarından biri olan kurumlar vergisi sorununu belirlenmesi problematiğidir. Bu bağlamda 1980’lı yıllar ile birlikte başlayan küre- selleşme süreci; ülkelerin çokuluslu işletmelerin yatırımını çekebilmek için kurumlar vergisi oran- larını düşürmek için rekabet etmesine yol açmış- tır. Kurumlar vergisi oranını düşürme anlamında zararlı vergi rekabeti; veri matrahının aşınması, kamu gelirlerinin azalması, kamu hizmetlerinin ak- saması, kamu yatırımlarının azalması, vergi politi- kasının diğer ülkelerin vergi politikalarına bağım- lılığı, kurumlar vergisindeki kayıpların gelir vergisi mükelleflerinin yükümlülüklerini artırılması yoluy- la telafisi, kaynak ve gelir dağılımı adaletsizliği ve refah kaybı gibi sorunlara yol açmaktadır. Li- teratürde bu olumsuz sonuçlar “dibe doğru yarış” teorisi olarak isimlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı; finansal küreselleşme bağlamında küresel- leşmenin kurumlar vergisi oranları üzerindeki kısa dönem, uzun dönem ve tarihsel etkilerini sapta- maktır. Elde edilen sonuçlara göre; küreselleşme şokları küresel ölçekte ortalama kurumlar vergisi oranlarını düşürmekte ve kısa-uzun dönem denge yapısı sağlanmaktadır. Bu şoklardan en etkili olan- ları finansal ve ticari küreselleşme endeksleridir. Tarihsel olarak küreselleşme ivmesinin hızlandığı dönemlerde ekonomik küreselleşme değişkenle- rinin kurumlar vergisi oranı üzerindeki azaltıcı etki artmaktadır. Ayrıca sosyo-politik değişkenlerin ve ekonomik değişkenlerin kurumlar vergisi oranı üzerindeki tarihsel etkileri dönemsel olarak bir- birinin tersi olarak gerçekleşmektedir. Bu durum dibe doğru yarış olgusunun ekonometrik bir başka bulgusu olarak da görülebilir. Çünkü bir dönemde ekonomik küreselleşmenin kurumlar vergisi oran- ları üzerindeki azaltıcı etkisi sonraki dönemlerde sosyo-politik sorunlara neden olacağı için siyasi iradeler ve yürütme organları kurumlar vergisi oranı üzerinde dengeleme yapma eğiliminde ola- caklarından ekonomik ve sosyo-politik değişken- lerin etkileri birbirinin tersi yönde gerçekleşecek- tir.Öğe HEGEMONYANIN SİYASAL VE FİNANSAL ETKİLEŞİMİ ÇERÇEVESİNDE BIDEN DOKTRİNİ VE ABD-ÇİN REKABETİNİN TÜRK DÜNYASINA OLASI ETKİLERİ(2024) Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, FatihHegemonya, bir sistemin alt elemanları ve başka sistemlerin işleyişi üzerinde belirleyici olma gücünü ifade eder. Uluslararası ilişkiler disiplini ve onun alt branşları olan uluslararası ekonomi ve politika alanında hegemonya, genellikle bir devletin-ittifak sisrteminin diğer devletler veya ittifak sistemleri üzerindeki siyasal etkisi olarak tanımlanır. Dünya Savaşları'nı takiben, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 'nde Demokrat partili başkanlar, ABD’nin küresel siyasette tek hegemonik güç olduğu bir uluslararası siyasi ve ekonomik düzeni oluşturma he- defini benimsemişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, denizlerde hâkimiyeti sağlayan ABD ve karasal Av- rasya’yı kontrol eden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)' nin hegemonik garantörlükleri altında So- ğuk Savaş paradigmasından beslenen ve çatışma dinamiklerinin sürekli olduğu iki kutuplu bir uluslararası dü- zen kurulmuştur. 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Soğuk Savaş sona ermiştir ve ABD, küresel düzende tek hegemonik güç olarak ortaya çıkmıştır. Ancak, 1978'den itibaren uygulanan reformlar ve ekonomik-siyasi açıklık politikaları sayesinde Çin, 2000'lerden itibaren küresel düzende ABD'nin başlıca hegemonik rakibi olarak kendini göstermiştir. 2016 başkanlık seçimi sonrası ABD Trump doktrini ile Çin’in ana düşmanı, Rusya’nın ana rakibi olduğu bir politika çerçevesi uygulamıştır. Ancak ABD’nin batı ittifakı sisteminde Çin ile tek başına rekabet etmesi, ABD’nin hegemonik gücündeki zayıflamayı derinleştirmiştir. 2020 başkanlık seçimleri sonrası Biden yö- netimi, Çin’e karşı birleşik batı ittifakı ve Asya-Pasifik ittifak sistemlerini kurarak hegemonik rekabeti daha ileri bir dereceye yükseltmiştir. Bu çalışmanın amacı; hegemonyanın ekonomi ve finans politikaları ile ilişkisi çerçe- vesinde Biden doktrini ve ABD-Çin rekabet dinamikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin Türk Dün- yası ile Türkiye üzerindeki muhtemel etkilerini değerlendirmektir. ABD ve Çin arasındaki hegemonik rekabetin boyutlarını analiz etmek amacıyla SWOT analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem, bir durumun güçlü ve zayıf yönleri ile fırsatlar ve tehditlerini karşılaştırmayı mümkün kılar. ABD-Çin rekabetinin Türk Dünyası için hem avantajlar hem de dezavantajlar sunabileceği öngörülmektedir.Öğe HEGEMONYANIN SİYASAL VE FİNANSAL ETKİLEŞİMİ ÇERÇEVESİNDE BIDEN DOKTRİNİ VE ABD-ÇİN REKABETİNİN TÜRK DÜNYASINA OLASI ETKİLERİ(2024) Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, FatihHegemonya, bir sistemin alt elemanları ve başka sistemlerin işleyişi üzerinde belirleyici olma gücünü ifade eder. Uluslararası ilişkiler disiplini ve onun alt branşları olan uluslararası ekonomi ve politika alanında hegemonya, genellikle bir devletin-ittifak sisrteminin diğer devletler veya ittifak sistemleri üzerindeki siyasal etkisi olarak tanımlanır. Dünya Savaşları'nı takiben, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 'nde Demokrat partili başkanlar, ABD’nin küresel siyasette tek hegemonik güç olduğu bir uluslararası siyasi ve ekonomik düzeni oluşturma he- defini benimsemişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, denizlerde hâkimiyeti sağlayan ABD ve karasal Av- rasya’yı kontrol eden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)' nin hegemonik garantörlükleri altında So- ğuk Savaş paradigmasından beslenen ve çatışma dinamiklerinin sürekli olduğu iki kutuplu bir uluslararası dü- zen kurulmuştur. 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Soğuk Savaş sona ermiştir ve ABD, küresel düzende tek hegemonik güç olarak ortaya çıkmıştır. Ancak, 1978'den itibaren uygulanan reformlar ve ekonomik-siyasi açıklık politikaları sayesinde Çin, 2000'lerden itibaren küresel düzende ABD'nin başlıca hegemonik rakibi olarak kendini göstermiştir. 2016 başkanlık seçimi sonrası ABD Trump doktrini ile Çin’in ana düşmanı, Rusya’nın ana rakibi olduğu bir politika çerçevesi uygulamıştır. Ancak ABD’nin batı ittifakı sisteminde Çin ile tek başına rekabet etmesi, ABD’nin hegemonik gücündeki zayıflamayı derinleştirmiştir. 2020 başkanlık seçimleri sonrası Biden yö- netimi, Çin’e karşı birleşik batı ittifakı ve Asya-Pasifik ittifak sistemlerini kurarak hegemonik rekabeti daha ileri bir dereceye yükseltmiştir. Bu çalışmanın amacı; hegemonyanın ekonomi ve finans politikaları ile ilişkisi çerçe- vesinde Biden doktrini ve ABD-Çin rekabet dinamikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin Türk Dün- yası ile Türkiye üzerindeki muhtemel etkilerini değerlendirmektir. ABD ve Çin arasındaki hegemonik rekabetin boyutlarını analiz etmek amacıyla SWOT analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem, bir durumun güçlü ve zayıf yönleri ile fırsatlar ve tehditlerini karşılaştırmayı mümkün kılar. ABD-Çin rekabetinin Türk Dünyası için hem avantajlar hem de dezavantajlar sunabileceği öngörülmektedir.Öğe The Impact of the Second Karabakh War on the Armenian Economy and Financial Markets in the Framework of Armenia's Foreign Relations(2023) Kocaoğlu, Fatih; Kuzu, MehmetThirty years after the First Karabakh War, the events that developed with Armenia's attack on the city of Tovuz in Azerbaijan started the Second Karabakh War in September 2020. While the first war was an ethnic-based conflict that emerged in the Soviet geography after the collapse of the Soviet Union, the second war was an ethnic conflict and a proxy war based on political economy, apart from the issues of reclaiming the lands that Azerbaijan had lost military control. After Turkey's geopolitical problems with Russia, it has sought to diversify its energy imports and replace Russian gas with Azerbaijani gas to reduce its dependence on Russia. The Tovuz attack, an essential point in delivering Armenian-Azerbaijani gas to Turkey, occurred in this ongoing process. In this primary layer, the Second Karabakh War was a proxy war based on the economy and politics between Russia and Turkey. With the war, Iran supported Armenia, and Israel supported Azerbaijan. In the secondary layer, it was a geopolitically based proxy war between Israel and Iran at a weaker level. Since the founding element of the war was the economic-political plane, this study examines the economic-political dimension of the war for Armenia. In this context, this study aims to analyze the effects of the Second Karabakh War on the Armenian economy and financial markets within the framework of Armenia's relations with Russia and the Western world. According to the results, during the process that turned into a war, the Armenian economy contracted with the increasing public expenditures during the war, and economic and financial fragilities increased. After the armistice, Turkey's internal economic-political and growing confidence in solving the problem provided capital inflows from Russia and the West, supporting economic growth and financial markets. However, the Armenian economy has been susceptible to the geopolitical and military tensions that have risen during the post-war period. On the other hand, Western and Russian capital are energizing the Armenian economy in alternative ways according to the changing geopolitical and alliance system conditions. Russia's relative influence in this dynamic is more significant. At a higher level of analysis, the main reason for this is Armenia's varying relations with Russia and the Western alliance. As Russia's positive impact on the Armenian economy decreased in the post-war period, this effect was replaced with the positive impact of Western capital on the Armenian economy.Öğe Seçmen Davranışlarına Ekonomik ve Finansal Kriz Kaynaklı Enflasyonist Şokların Etkisinin Ekonomik Oylama Teorisi Çerçevesinde İncelenmesi: 2018-2022 Türkiye Örneği(2023) Kocaoğlu, Fatih; Kuzu, MehmetEnflasyonist risk süreçlerinin seçmen davranışında yaptığı etkinin temelinde seçmelerin refah paylarını kaybetmesinin sonucu olarak aşınan satın alma güçleri sorunu yatmaktadır. 2013 yılı sonrası gelişmekte olan ülkelerde artan finansal kırılganlık nedeniyle enflasyonist şok dalgaları başlamıştır. 2020 yılında başlayan COVID-19 pandemisi sonrası küresel tedarik zincirlerinin kırılması sonrasında küresel ölçekte de maliyet baskısı tabanlı bir enflasyonist süreç başlamıştır. Bu çalışmanın amacı; Türkiye Cumhuriyetinde 2018 parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından günümüze dek yapılan seçim anketlerinde ekonomik kriz koşullarında enflasyonist süreçlerin siyasi partilerin oy oranlarına etkilerini tespit etmektir. Araştırma aylık frekansta yapılacak olup, yöntem olarak VAR (Vektör Oto Regresif) metoduna dayalı olarak varyans ayrıştırması, etki-tepki analizi ve tarihsel ayrıştırma metotları seçilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre enflasyonist süreç iktidar partilerin oy oranlarında azalma ve muhalefet partilerinin oy oranlarında artışa sebep olabilmektedir. Yani enflasyonist süreç partiler arasında oy geçişkenliğini de etkilemektedir. Bununla birlikte; maliyet enflasyonunun seçmen davranışı üzerindeki etkilerinin, talep enflasyonundan daha yüksek olduğu gözlenmektedir.Öğe Seçmen Davranışlarına Ekonomik ve Finansal Kriz Kaynaklı Enflasyonist Şokların Etkisinin Ekonomik Oylama Teorisi Çerçevesinde İncelenmesi: 2018-2022 Türkiye Örneği(2023) Kocaoğlu, Fatih; Kuzu, MehmetEnflasyonist risk süreçlerinin seçmen davranışında yaptığı etkinin temelinde seçmelerin refah paylarını kaybetmesinin sonucu olarak aşınan satın alma güçleri sorunu yatmaktadır. 2013 yılı sonrası gelişmekte olan ülkelerde artan finansal kırılganlık nedeniyle enflasyonist şok dalgaları başlamıştır. 2020 yılında başlayan COVID-19 pandemisi sonrası küresel tedarik zincirlerinin kırılması sonrasında küresel ölçekte de maliyet baskısı tabanlı bir enflasyonist süreç başlamıştır. Bu çalışmanın amacı; Türkiye Cumhuriyetinde 2018 parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından günümüze dek yapılan seçim anketlerinde ekonomik kriz koşullarında enflasyonist süreçlerin siyasi partilerin oy oranlarına etkilerini tespit etmektir. Araştırma aylık frekansta yapılacak olup, yöntem olarak VAR (Vektör Oto Regresif) metoduna dayalı olarak varyans ayrıştırması, etki-tepki analizi ve tarihsel ayrıştırma metotları seçilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre enflasyonist süreç iktidar partilerin oy oranlarında azalma ve muhalefet partilerinin oy oranlarında artışa sebep olabilmektedir. Yani enflasyonist süreç partiler arasında oy geçişkenliğini de etkilemektedir. Bununla birlikte; maliyet enflasyonunun seçmen davranışı üzerindeki etkilerinin, talep enflasyonundan daha yüksek olduğu gözlenmektedir.Öğe Speculative House Price Bubble Dynamics and Bursting Mechanisms in Türkiye: A Threshold Regression Model Proposal(İdeal Kent Yayınları, 2025) Kuzu, MehmetOne of the most current social and socio-economic problems in Türkiye is the speculative bubbles that have formed in the housing markets due to the current economic and financial crisis, making it difficult for households to own a house. This study analyzes the dynamics and bursting mechanisms of speculative price bubbles in the Turkish housing market. The GSADF test was applied using monthly data for 2012-2024 to identify bubble periods in the housing market. In the determined bubble periods, robust regression analysis was performed to determine the main factors affecting these price formations. In addition, the Kalman filtering method was used to examine the dynamic coefficients of housing price bubbles that change over time. The findings show that falling interest rates trigger housing price bubbles in Türkiye in an inflationary process; the bursting of the bubbles is associated with increasing domestic and foreign risk premiums, interest rate expectations, and realized interest rate increases. In addition, it investigated how the current housing bubble can burst in a controlled manner through the threshold regression model. The study results reveal that maintaining the interest rate difference between Türkiye and the US within 10% to 17% is critical in preventing financial and economic instabilities regarding housing prices. In addition, it can be argued that the current inflation rate and risk premiums should be managed effectively to ensure stability in housing prices.Öğe The Efficacy of Cash Flow Statements in Elucidating Bankruptcy Risk in High Market Value Enterprises(Harran Üniversitesi, 2025) Kuzu, MehmetThis study investigates the extent to which cash flow statement components explain bankruptcy risk among firms with high market capitalisation. By focusing on financially strong companies, the research ensures consistent result interpretation and provides a unique perspective within the literature. As of March 21, 2025, the sample includes the ten largest firms by market value. The analysis is based on robust regression methodology, with the Altman Z score as the dependent variable. Two separate models structure the independent variables: the first incorporates cash flows from operating, investing, and financing activities throughout the reporting period; the second includes beginning and end-of-period cash balances, total cash flow during the period, and leverage-adjusted cash flows. Findings reveal that operating and investing cash flows reduce bankruptcy risk, while financing cash flows increase it. While substantial end-of-period cash balances reflect technical liquidity and minimize risk, initial and period-total cash flows are associated with increased risk. Both models demonstrate an explanatory power of approximately 15%. This research's key contribution highlights that even firms with high market value may harbour liquidity-related financial vulnerabilities, challenging the assumption that such firması are immune to bankruptcy threats.Öğe The Impact of the Second Karabakh War on the Armenian Economy and Financial Markets in the Framework of Armenia's Foreign Relations(2023) Kocaoğlu, Fatih; Kuzu, MehmetThirty years after the First Karabakh War, the events that developed with Armenia's attack on the city of Tovuz in Azerbaijan started the Second Karabakh War in September 2020. While the first war was an ethnic-based conflict that emerged in the Soviet geography after the collapse of the Soviet Union, the second war was an ethnic conflict and a proxy war based on political economy, apart from the issues of reclaiming the lands that Azerbaijan had lost military control. After Turkey's geopolitical problems with Russia, it has sought to diversify its energy imports and replace Russian gas with Azerbaijani gas to reduce its dependence on Russia. The Tovuz attack, an essential point in delivering Armenian-Azerbaijani gas to Turkey, occurred in this ongoing process. In this primary layer, the Second Karabakh War was a proxy war based on the economy and politics between Russia and Turkey. With the war, Iran supported Armenia, and Israel supported Azerbaijan. In the secondary layer, it was a geopolitically based proxy war between Israel and Iran at a weaker level. Since the founding element of the war was the economic-political plane, this study examines the economic-political dimension of the war for Armenia. In this context, this study aims to analyze the effects of the Second Karabakh War on the Armenian economy and financial markets within the framework of Armenia's relations with Russia and the Western world. According to the results, during the process that turned into a war, the Armenian economy contracted with the increasing public expenditures during the war, and economic and financial fragilities increased. After the armistice, Turkey's internal economic-political and growing confidence in solving the problem provided capital inflows from Russia and the West, supporting economic growth and financial markets. However, the Armenian economy has been susceptible to the geopolitical and military tensions that have risen during the post-war period. On the other hand, Western and Russian capital are energizing the Armenian economy in alternative ways according to the changing geopolitical and alliance system conditions. Russia's relative influence in this dynamic is more significant. At a higher level of analysis, the main reason for this is Armenia's varying relations with Russia and the Western alliance. As Russia's positive impact on the Armenian economy decreased in the post-war period, this effect was replaced with the positive impact of Western capital on the Armenian economy.Öğe THE IMPACT OF VIX RISK APPETITE INDEX ON THE DYNAMICS OF TIME-VARYING MARKET EFFICIENCY IN BORSA ISTANBUL(Suat TEKER, 2025) Kuzu, MehmetPurpose – The purpose of this research is to investigate the time-varying efficient market structure of the Borsa Istanbul (BIST-100) index at a daily frequency from 1988 to 2024, as well as to examine the impact that the risk appetite index (VIX) has on this structure. Methodology – A vector autoregression (VAR) model and a time-varying variance ratio test are used in this research project to evaluate the effectiveness of the market and its time-varying dynamic development. Findings – According to the findings, market efficiency changes over time due to domestic and global political issues. This suggests that market efficiency is not static but rather dynamic. The market had a low level of efficiency between the years 1988 and 1995, then moved to a semi-efficient form between 1995 and 2002, and then reached a strong form between 2002 and 2010, despite undergoing fluctuations. Worldwide crises caused these fluctuations. For the period spanning from 2010 to 2020, the most significant degree of efficiency and the most efficient flow of information is shown. On the other hand, following 2020, market efficiency exhibited a complicated pattern, alternating between semi-efficient and strong forms. Conclusion – Risk appetite shocks favorably impact short-term market efficiency but adversely impact market efficiency over the long term. In this context, information asymmetry and irrational investment conduct seem to contribute to a gradual decline in market efficiency. The research contributes to the existing form of knowledge by providing a methodological framework that can be used to analyze the development of dynamic market efficiency. Furthermore, the results shed light on the need for policymakers to pursue structural changes based on behavioral finance to maintain market efficiency.Öğe Türkiye Altın Fiyatlarını (Gau/Try) Etkileyen Faktörlerin Birbirleri İle Mukayeseli Olarak İncelenmesi(2022) Kuzu, MehmetAmaç – Bu çalışmanın amacı; Türkiye altın fiyatlarını (Gram Altın/Türk Lirası Paritesi) etkileyen\rfaktörlerin birbirleri ile mukayeseli olarak incelenmesidir.\rYöntem – Araştırmada kullanılan değişkenler Türkiye altın fiyatları (Gram Altın/TL) Borsa İstanbul BİST100 endeksi, Türkiye 5 yıllık CDS primi, Türkiye TÜFE yıllık değişim, döviz kuru (Dolar/TL), faiz farkı\r(Türkiye 10 yıllık tahvil faizi-ABD 10 yıllık tahvil faizi), petrol fiyatları (Brent ve Ham petrol fiyatları eşit\rağırlıklı oluşturulan fiyatları ortalaması), Chicago Board Options Exchange (CBOE)'in volatilite endeksi\rolan VIX korku endeksidir. Zaman serileri 2013 Mayıs ve 2021 Kasım tarihleri arasında aylık frekansta\rlogaritmik olarak gözlemlenmiştir. Çalışmada, Johansen eş-bütünleşme testi, VAR metodu ve Granger\rnedensellik testleri kullanılmıştır.\rBulgular – Araştırmada Türkiye altın fiyatlarını açıklayan değişkenler uzun dönemde dengeye\rgelmektedir ve kısa dönemde oluşan dengeden sapmalar uzun dönemde yeniden dengeye gelmektedir.\rNedensellik analizine göre enflasyon, Bist-100, faiz farkı %5 ve VIX korku endeksi % 10 anlamlılık\rdüzeyinde Türkiye altın fiyatlarının nedenidir. Kısa dönemde 1.gecikmeler düzeyinde Dolar/TL dışında\rtüm değişkenler istatistiki olarak anlamlıdır. Bu değişkenlerden kısa dönemde enflasyon, petrol fiyatları ve\rVIX endeksinin katsayısı negatif, diğer değişkenlerin katsayısı pozitiftir. Uzun dönemde ise petrol, fiyatları,\rfaiz farkı %5, Bist-100 endeksi %10 düzeyinde anlamlıdır. Bu değişkenlerden Bist-100 endeksi ve petrol\rfiyatları değişkenlerinin katsayısı pozitif, faiz farkı değişkeninin katsayısı negatif işaretlidir. Varyans\rayrıştırması sonuçlarına göre değişkenlerin altın fiyatlarını açıklamada önem sırası; faiz farkı, TÜFE, petrol\rfiyatları, Bist-100, CDS, Dolar/TL, VIX şeklinde gerçekleşmiştir. Etki-tepki analizine göre; ilk dönemlerde;\renflasyon, faiz farkı ve VIX endeksindeki şoklara altın fiyatları değişkeni negatif yönlü diğer değişkenlere\rpozitif yönlü tepki vermiştir.\rTartışma – Kısa dönemdeki faiz farkı artışları türkiye altın fiyatlarını yükseltirken uzun dönemde altın\rfiyatlarını düşürmektedir. Çünkü uzun dönemde yatırımcıların faiz beklentileri daha yüksek olduğu için\rtasarruflarını altından devlet tahvilleri ve mevduata yönlendirdiği söylenebilir. Enflasyon değişkeni; kısa\rdönemde TL’deki aşırı değer kayıplarının yanısıra etkisinin faizlerin etkisinden daha düşük olması ve kısa\rdönemde ortaya çıkan negatif reel faiz nedeniyle altın fiyatlarını düşürmektedir. Bir diğer yönden artan\rpetrol fiyatları yatırımcılara daha cazip geldiği için kısa dönemde altın fiyatları ile negatif yönlü ilişki söz\rkonusu iken uzun dönemde petrol fiyatları Türkiye’deki altın fiyatlarını artırmaktadır. Ayrıca TL’nin\rucuzlamasıyla azalan reel borsa getirileri de kısa ve uzun dönemde altın fiyatlarını yükseltmektedir. Çünkü\rteorik olarak uzun dönemde altın yatırımcıları genellikle altın yatırımlarından borsa yatırımlarına göre\rdaha çok getiri beklemektedir Ayrıca; Türkiye’de altın fiyatları GAU/TRY şeklinde bir paritedir, değeri\rdüşen TL bu pariteyi artırmaktadır. Bir diğer yönden Türkiye’nin risk primi kısa dönemde etkisi faiz\rfarkından az olmakla birlikte altın fiyatları üzerinde baskı oluşturmaktadır. Döviz kurlarının; kısa ve uzun\rdönemde istatistiki olarak %5 düzeyinde anlamlı bir etkisi gözlemlenmemiş, uzun dönemde %10\rdüzeyinde gözlemlenmiştir. Bunun nedeni; dövizin etkilerinin diğer değişkenler içerisinde gerçekleşmesi\rolarak yorumlanabilir. Kısaca Türkiye’de altın fiyatlarında faiz farkları üzerinden faizler ve enflasyon\rbelirleyici olup kısa dönemde Türkiye’nin risk primi altın fiyatları üzerinde baskı oluşturmaktadır ve döviz\rkurlarının negatif etkisi uzun dönemde gerçekleşmektedir. Küresel piyasalardaki değişkenler ise; petrol\rfiyatları ve Vix endeksi kısa dönemde altın fiyatlarını düşürmekte, uzun dönemde ise petrol fiyatları altın\rfiyatlarını yükseltmektedir. Değişkenlerin kısa ve uzun dönemde değişen katsayı işaretlerinin temelinde\ryatırımcıların altın ve bu değişkenlerden kısa ve uzun dönemde bekledikleri getirilerin farklılaşması yattığı\ryargısı öne sürülebilir












