Yazar "Deveci, Mutlu" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Muzaffer Buyrukçu’nun ‘Dışardaki Rüzgâr’ Romanı Üzerine Bir Tahlil Denemesi(2023) Deveci, Mutlu; Aytaç, AslıhanYazın yaşamında toplum sorunlarına değinen Muzaffer Buyrukçu, gerçekçi bir yaklaşımın izdüşümünde şekillendirdiği eserleri ile yaratıcılığını üretkenliğe dönüştürür. Gündelik gerçekliğin farklı görünümlerini yansıttığı eserleri ile yazar, birey- toplum ilişkisi bağlamında bir yapı kurarken toplumsal açmazların bireye yansıyan yüzünü irdeler. Ayrıntıların önemine dikkat çeken yazar, dış dünya gerçekliğinin kuşatması altındaki anlatı kişilerinin psikolojik, ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel mücadelelerini detaylandırarak çıkarımlarda bulunur. Gözlemci gerçekçi yönelimi ile Muzaffer Buyrukçu, ‘Dışardaki Rüzgâr’ romanında, bireyin içinde bulunduğu sosyo- ekonomik ve sosyo- kültürel açmazları bürokratik hayat düzleminde konu edinir. Bu bağlamda roman ‘dışardalık’ kavramıyla ilişkilendirildiğinde, ben’in, öteki/ başkaları ile birlikte varoluşunu imler. Ben/ başkişi, toplumsal olana karıştığında (dışardalık), olup- bitenin sorgulamasını yaparken tiranlaşan ötekilerin davranış biçimleriyle şekillenen bürokratik hayatın pençesine yakalanır. İdealize edilen anlatı başkişisi Erdal, dışardaki’lerin rüzgâr’da yönlendirmesiyle rüzgâr’da savrulur ve böylece travmatik deneyimlerin öznesi hâline gelir. ‘Dışardaki Rüzgâr’ı, gündelik hayat gerçeğinden hareketle meydana getiren yazar; toplumsal sorunları, bireyin bakış açısını esas alarak aynalamayı tercih eder. Bu bakımdan başkişinin deneyimleri aracılığıyla sosyal adaletsizlik ile yozlaşma izlekleri çok yönlü biçimde ön plana çıkarır. Bununla birlikte bireyin dünyayı algılama biçimi ve sosyal değişimler karşısındaki görünümleri de yapı unsurları ile birlikte netleştirmeye çalışır. Olay örgüsü ise geçmişin, hâl zamandaki yansımalarıyla irdelenirken zaman ve mekân, roman kişilerine göre fonksiyonelleştirilir.Öğe Reşat Nuri Güntekin’in ‘Kızılcık Dalları’ Romanında Efendi-Köle İlişkisi(2021) Deveci, Mutlu; Aytaç, Aslıhanİnsanlık tarihi boyunca pek çok toplumda varolan kölelik, insani temel hak ve özgürlükleri gasp edilen bireylerin, ötekilerin emri altına girip nesne konumuna indirgenmesiyle meydana gelen bir kurumdur. İnsan haklarına aykırı bir yapılanma olan kölelik kurumunda birey, yaşam hakkını emeğiyle elde etmek zorunda bırakılırken hayatı üzerindeki söz hakkını yitirir. Hükmetme ve emir verme yetkisiyle köleyi himayesi altına alan efendi ise onun üzerindeki hak sahibi kişi olur. Kölelik kurumu, Osmanlı İmparatorluğu’nda yüzyıllarca devam eden toplumsal bir yapı olduğundan romanlarda sıklıkla yer verilen konulardan biri haline gelir. Bu yönüyle Cumhuriyet dönemi Türk romanının önemli yazarlarından biri olarak edebiyat tarihindeki yerini alan Reşat Nuri Güntekin, anlatmaya dayalı edebî metinlerinde, bireyin ruh halini detaylı biçimde açımlarken gözlemci kimliğiyle toplumsal yaşamı yansıtmayı ihmal etmez. Bu nedenle toplumsal sorun şeklindeki kölelik kurumunu, ‘Kızılcık Dalları’ isimli romanında irdeler. Eserde efendi-köle ilişkisi, toplumsal hiyerarşi bağlamında çok yönlü biçimde ele alınır. Köle sahibi bir efendi olmak, gösteriş unsuru biçiminde kullanılmakla birlikte iktidar/ erk belirtisine de dönüşür. ‘Kızılcık Dalları’nda, efendi ve köle arasındaki çatışmaya dayalı ilişki, dramatik aksiyonun kurulmasını sağlayan başat izlek şeklinde kullanılır. Bu yönüyle roman başkişisi Gülsüm köle; Şekip Paşa’nın eşi Nadide Hanım ise efendi konumundadır. Bu açıdan romanda Nadide Hanım, hükmeden, yöneten, ezen; Gülsüm ise hükmedilen, yönetilen, ezilen görüngüsü ile yer alır.