Yazar "Taban, Zeyd" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Asıl hadisler bağlamında Buhârî'nin şartları(Bayburt Üniversitesi, 2024) Taban, Zeyd; Coşkun, SelçukTasnif döneminin başlamasıyla birlikte İslami ilimlerle ilgili bâblara asıl olacak hadisler de hadis müellifleri tarafından belirlenmeye başlamıştır. Şüphesiz belirlenen bu asıl hadisler müelliflerin gözettiği kriterlere göre değişiklik arz etmektedir. Bu noktada hadis ilimleri içerisinde önemli bir konumu bulunan Buhârî'nin asıl hadislerin tespiti konusundaki yerinin ve farkının ne olduğunun incelenmesi çalışmanın çıkış noktası konumundadır. Bu sebeple çalışmada bir hadisin bir bâba asıl olması için Buhârî'nin gerekli gördüğü asgari şartların ne olduğunun Sahîh'e aldığı ve Sahîh dışında bıraktığı hadisler üzerinden incelenmesi hedeflenmiştir. Buna göre çalışma asıl hadis terimiyle kastedilen mananın, çalışmanın amacı ve hedeflerinin netleştirildiği giriş bölümüyle başlamaktadır. Birinci Bölüm'de tarihi süreç içerisinde Buhârî'nin şartlarıyla ilgili dile getirilen tespitlerin değerlendirmesi yapılmış, ricâle indirgendiği görülen şartlar yeniden gözden geçirilmiş, somut verilerle elde edilen metin ve isnâdla ilgili şartlar ortaya konmaya çalışılmış ve bunların asıl hadisle irtibatı incelenmiştir. İkinci Bölüm'de Buhârî'nin kendi dönemi ve ondan öncesi ile mukayesesi yapılarak onun asıl hadislerle ilgili tasarrufları, bu husutaki farklı yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca burada başka müelliflerin asıl olarak kabul ettiği ancak Buhârî'nin Sahîh'ine almadığı hadislerin Buhârî açısından ne anlama geldiği tartışılmış, onun bu konudaki farkının somut şekilde görülebilmesi için kitabına aldığı hadislerden çok, almadığı asıl hadislerin incelenmesinin önemi vurgulanmıştır. Üçüncü Bölüm'de başka muhaddisler tarafından asıl kabul edilip Buhârî'nin Sahîh'ine almadığı hadislerin herhangi bir illeti haiz olup olmadığı örnek rivayetler üzerinden incelenmiş ve bunun "sahih hadis" konusuyla irtibatı araştırılmıştır. Böylece çalışma Buhârî'nin kitabına aldığı hadislerde gözettiği şartlar konusunu "asıl hadisler/asıllar" üzerinden ele alarak ve buna "Buhârî'nin almadığı asıl hadisler" konusunu da dâhil ederek farklı bir perspektif ortaya koymaya çalışmıştır.Öğe Namazda Salât Meselesi ve Buhârî’nin Yaklaşımı(Bingol University, 2026) Taban, ZeydSalâtüselâm getirmek Müslümanların Hz. Peygamber’e olan saygı ve bağlılıklarını gösteren sembollerden biridir. Salli-Bârik duaları ise Salâtüselâmın kapsamlı bir formu olup daha çok namazla birlikte anılmaktadır. Bu duanın namazda okunmasıyla ilgili farz veya müstehap/mendup gibi farklı hükümler verilmiş, terk edenin en azından kusurlu olduğu ifade edilmiştir. Buhârî’nin ise İslamî ilimlerin tamamıyla ilgili hüküm ve bilgileri sahih hadislere dayandırma gayesiyle telif ettiği anlaşılan es-Sahîh’inde bu duayı namazla ilişkilendirmediği, teşehhüdden sonra yapılacak duaya da bir bağlayıcılık atfetmediği anlaşılmaktadır. Nitekim onun, Salli-Bârik dualarını es-Sahîh’in birçok yerinde naklettiği ve namazda veya teşehhüdden sonra dua ile ilgili başlıklar açtığı hâlde bu duaları namazla ilgili bölümlerde aktarmadığı görülmüştür. Bu uygulamayla ilgili fakihler tarafından verilen muhtelif hükümler ve Buhârî’nin farklı tutumu Müslümanların her gün eda ettikleri namaz ibadetini etkileyebilecek bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Bu sebeple mezkûr duaların namazla ilişkisinin tekrar gözden geçirilmesi önemlidir. Bu durum araştırmacıyı tarafların delil olarak sunduğu rivayetleri incelemeye ve bu yerleşik uygulamanın dayanağını araştırmaya sevk etmiştir. Konuyla ilgili daha önce yapılmış akademik bir çalışmaya rastlanmadığından bu makalede namazda salât okumanın Hz. Peygamber’in sünnetine dayanıp dayanmadığı meselesi, ilgili rivayetler üzerinden incelenmiş, sahâbe ve tâbiûn döneminde bu uygulamanın varlığı sorgulanmıştır. Buna ilaveten namazda salâtın sonraki dönemlerdeki durumu araştırılmış, bu uygulamanın yerleşmesinin arkasındaki amiller üzerine fikir yürütülmüştür. Ardından bu sürecin hadis kitaplarına yansıması üzerinde durulup Buhârî’nin fakihlerden ve diğer musanniflerden farklı olan bu tasarrufunun ilgili rivayetlerin isnâd veya metinlerindeki zafiyetten kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Buna bağlı olarak Sahîh-i Buhârî’nin salt hadis kaynağı olarak görülmemesi ve Buhârî’nin tercihlerinin ilmî meselelerde mutlaka dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.












