Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 761
  • Öğe
    Çocuklar için felsefe yaklaşımının ilkokul öğrencilerinin argümantasyon becerilerine etkisi
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Ayday, Yasin; Boyraz, Celal
    Bu araştırmada, Çocuklar İçin Felsefe (Philosophy for Children – P4C) yaklaşımının ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin argümantasyon becerileri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma, karma yöntemlerden gömülü desenle yürütülmüştür. Araştırma, 2024–2025 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Bayburt ilindeki bir devlet ilkokulunda öğrenim gören 24 dördüncü sınıf öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 10 hafta boyunca haftada iki ders saati müfredata entegre biçimde P4C oturumu uygulanmış, kontrol grubunda mevcut öğretim süreci sürdürülmüştür. Nicel veriler, ön test–son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kapsamında Yazılı Argümantasyon Değerlendirme Formu ile toplanmıştır. Nitel veriler ise öğrenciler ve öğretmenle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanarak içerik analiziyle çözümlenmiştir. Normallik varsayımı sağlanmadığından nicel veriler parametrik olmayan testler yardımıyla çözümlenmiştir. Bulgular, ön test puanları kontrol edildiğinde deney grubu lehine anlamlı fark olduğunu ve P4C uygulamalarının yazılı argümantasyon becerileri üzerinde güçlü bir etki oluşturduğunu göstermiştir. Nitel bulgular, öğrencilerin iddia oluşturma, gerekçelendirme ve farklı bakış açılarını değerlendirme becerilerinde gelişim yaşadıklarını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, P4C yaklaşımının ilkokulda argümantasyon becerilerinin geliştirilmesinde etkili olduğu söylenebilir. Bu doğrultuda bir öğretim yaklaşımı olarak P4C'nin öğretim süreçlerine entegre edilmesi önerisinde bulunulmuştur.
  • Öğe
    Bulanık çok kriterli karar verme teknikleri ile su kalitesinin değerlendirilmesi
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Suiçmez, Özlem; Teke, Çağatay; Özdemir, Akın
    Su, yaşamın sürdürülebilirliği için kritik bir kaynaktır ve kentleşme, tarım, sanayi gibi faaliyetlerin artışı güvenli içme suyu yönetimini zorunlu kılmaktadır. Bu tez çalışmasında sürdürülebilir içme suyu yönetimi amacıyla içme kullanma sularının bütünleşik kalite değerlendirmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla suyun kalitesini etkileyen mikrobiyolojik, kimyasal, fiziksel parametreleri içeren 8 ana kriter ve 44 alt kriter belirlenmiştir. Belirlenen kriterlerin ağırlıklarının hesaplanması için Pisagor Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (PFAHP), alternatiflerin sıralanması için ise İdeal Çözüme Benzerliğe Göre Sıralama Tekniği (TOPSIS) kullanılarak bütünleşik bir bulanık çok kriterli karar verme modeli sunulmuştur. Araştırmanın örneklemini Türkiye'nin Bayburt ilindeki 130 farklı depodan alınan içme kullanma suyu numuneleri oluşturmaktadır. Çalışma sonucu, 130 deponun 90'ında kalite düzeyinin ?0,90, 40 depoda ise <0,90 olduğunu göstermektedir. Sonuçlar, güvenli ve temiz su yönetimi için önceliklendirme ve iyileştirme yol haritası sunmaya yardımcı olmakta ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SDG) 6.1 ve 6.3'e ulaşılmasına katkı sağlamaktadır.
  • Öğe
    Boksörlerin sporda cinsiyet algısı ile sportmenlik yönelimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Özkan, Büşra; Boz, Emre
    Araştırmada boksörlerin sporda cinsiyet algısı ile sportmenlik yönelimleri arasındaki ilişkinin çeşitli parametrelere bağlı incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda araştırmanın evrenini 2025 yılında aktif olarak lisanslı ve en az ulusal düzeyde müsabakalara katılım sağlayan boksörler oluşturmuştur. Örneklem grubunu ise evrenden kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olan 268 boksör oluşturmuştur. Verilerin toplanması sırasında bu örneklem grubuna üç farklı form sunulmuştur. Bunlar; Demografik Bilgi Formu, Sporda Cinsiyet Algısı Ölçeği ve Çok Boyutlu Sportmenlik Yönelimi Ölçeğidir. Tüm bu formlar aracılığıyla elde edilen ham veriler SPSS (26. sürüm) yazılımında çeşitli analiz tekniklerine tabi tutulmuştur. Araştırmanın bu safhasında tanımlayıcı istatistiklere ek olarak parametrik testlerden gruplar arası farklılıkların tespit edilmesi adına t-testi ve ANOVA kullanılırken parametrik olmayan gruplar için mann whitney-u testi kullanılmıştır. İlişki testlerinden ise pearson korelasyon analizindan faydalanılmıştır. İlgili testler aracılığıyla yapılan sınamalar neticesinde boksörlerin cinsiyet algısı puanlarının; cinsiyet, yaş, spor yaşı ve mevcut antrenörünün cinsiyet durumlarına bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgulara rastlanılmıştır. Katılımcıların sportmenlik puan ortalamalarının ise cinsiyet, millilik durumu, yaş ve mevcut antrenörünün cinsiyet durumlarına bağlı istatistiki açıdan anlamlı bulgular tespit edilmiştir. Dahası, her iki ölçek toplam puanları ile alt boyutlar arasında ilişkilerin olduğu bulunmuştur. Ancak ölçek toplam puanları arasında istatistiki açıdan bir ilişkiye rastlanmamıştır. Başka bir deyişle boksörlerin boksörlerin sporda cinsiyet algıları ile sportmenlik yönelimleri arasında ilişkiye rastlanmamıştır. Sonuç olarak boksörlerin sporda cinsiyet algıları ile sportmenlik yönelimlerinin çeşitli parametrelere bağlı farklılık gösterebileceğini fakat her iki değişken arasında ilişkinin olamadığını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Spor, boks, cinsiyet, cinsiyet algısı, sportmenlik.
  • Öğe
    Kayaklı koşu sporcularında zihinsel antrenmanın sporda motivasyon düzeylerine etkisi ve ilişkisi
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Çetinkaya, Ayşenur; Çelik, Hüsniye
    Bu araştırmanın temel amacı, kayaklı koşu sporcularının zihinsel antrenman düzeyleri ile sporda motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda 2024-2025 sezonunda aktif olarak yarışmalara katılan, farklı yaş ve eğitim düzeylerinden 205 kayaklı koşu sporcusu katılımcı olarak kabul edilmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüş olup 3 farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bu veri toplama araçları Demografik Bilgi Formu, Sporda Zihinsel Antrenman Envanteri ve Sporda Motivasyon Ölçeği'dir. Verilerin analizi SPSS 26.0 programı ile yapılmış; betimsel istatistikler, güvenirlik analizleri, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda sporcuların zihinsel antrenman düzeyleri ile motivasyon düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca zihinsel antrenman ve motivasyon puanlarının cinsiyet, eğitim düzeyi, millilik durumu ve spor yaşı değişkenlerine göre farklılık gösterdiği, yaş değişkeni ile de anlamlı ilişkiler bulunduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, kayaklı koşu sporcularının yalnızca fiziksel hazırlık değil, psikolojik hazırlık süreçlerinin de performans üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle zihinsel antrenman tekniklerinin düzenli uygulanmasının sporcuların odaklanma, özgüven ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirdiği görülmüştür. Sonuç olarak kayaklı koşu sporcularının zihinsel antrenman düzeyleri yükseldikçe motivasyon düzeylerinin de arttığı ve zihinsel hazırlığın sporda motivasyon üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya konulmuştur. Bu durum, antrenörler ve spor psikologları için zihinsel antrenman programlarının sistematik biçimde antrenman planlarına dahil edilmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Kayaklı koşu, zihinsel antrenman, motivasyon, sporcu performansı.
  • Öğe
    Türkiye'de vatandaşlık haklarının kurumsallaşması ve yerel ombudsmanlık modeli
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) İldeş, Şahin; Alacadağlı, Esmeray
    Ombudsmanlık uygulaması; hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi temel prensiplerin hayata geçirilmesi, kamu hizmetlerinin denetimi ve vatandaşlık haklarının korunması açısından önemli bir araçtır. Bu uygulama, vatandaşların devletle olan ilişkilerinde daha etkin, hesap verebilir ve şeffaf bir rol oynamalarını sağlayan, aynı zamanda kamu yönetiminin uygulamalarını denetleyen bağımsız bir yapıyı ifade eder. Yerel ombudsmanlık modeli, özellikle yerel yönetimlerde, halkın taleplerine daha yakın bir denetim ve çözüm önerisi sunmayı amaçlamaktadır. Bu model, yerel düzeyde vatandaşların karşılaştığı sorunların çözülmesinde etkin bir araç olarak öne çıkmaktadır. Yerel ombudsmanlıkla ilgili Dünyada mevcut uygulamalara bakıldığında; bu konuda tek bir model olmadığı ama genelde sadece başvuruları değerlendirmekle kalmadıkları, aynı zamanda devletin uygulamaları ile yerel yönetimlerin vatandaşlar üzerindeki etkilerini izleyerek, hak ihlallerinin önlenmesine yönelik önerilerini ortaya koydukları gözlemlenmektedir. Bu çalışmada; Türkiye'de vatandaşlık haklarının kurumsallaşması sürecinin, yerel ombudsmanlık uygulamalarıyla güçleneceği varsayımından yola çıkılarak bu modelin daha geniş bir şekilde uygulanmasının, demokratik değerlerin pekişmesine ve kamu hizmetlerinin daha şeffaf bir şekilde yürütülmesine olanak tanıyacağı öngörülmektedir. Bu bağlamda, yerel ombudsmanlık uygulamalarının hem vatandaşlar için bir denetim aracı olmasında hem de yerel yönetimler için hesap verebilirlik, şeffaflık, yönetişim ve katılımcı demokrasi ilkelerinin işlemeye başlayacağı bir sürecin inşasında önemli bir rol oynayacağını düşündüğümüz bir model önerisi ortaya konulmuştur.
  • Öğe
    Tasavvuf kültüründe çiçek ve koku sembolizmi
    (Bayburt Üniversitesi, 2025) Kırmızıoğlu, Müşerref; Özkan, Ahmet
    Tasavvuf, insanın içsel dönüşümünü ve Hak ile olan bağını sembollerle derinleştiren bir düşünce ve hayat biçimidir. Bu semboller arasında çiçek ve koku, hem zâhirî hem de bâtınî anlam katmanları taşıyan önemli metaforlar olarak karşımıza çıkar. Gül, sümbül, menekşe gibi çiçekler; aşk, sabır, sükûn, nebevî sevgi gibi manevî hâllerin temsilcisi olarak tasavvufî metinlerde ve halk irfanında özel bir yere sahiptir. Aynı şekilde misk, amber ve öd ağacı gibi kokularda, ruhanî sezgilerin, iç huzurun ve nebevî izlerin taşıyıcısı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada çiçeklerin ve kokuların, suf'îlerin eserlerinde ve tarikat erkânında nasıl sembolik bir dile dönüştüğü; Kur'ân ve hadislerdeki göndermelerle, Mevlânâ ve Yunus Emre gibi mutasavvıfların görüşleriyle birlikte incelenmiştir. Ayrıca Osmanlı döneminden günümüze ulaşan arşiv belgeleri ve tarikat kültürü içerisinde yer alan uygulamalar (örneğin tekkelerde buhur yakılması, gül suyu serpilmesi gibi) ışığında, güzel kokunun ritüel değerine odaklanılmıştır. Bu bağlamda koku ve çiçeklerin sadece estetik birer unsur değil, aynı zamanda kalp terbiyesine ve ruhî disipline hizmet eden semboller olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
  • Öğe
    Abbâsî Halifelerinin Anadolu Selçuklu Devletine gönderdiği elçiler ve tasavvufî faaliyetleri
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Polat, Muhammed Nayir; Özkan, Ahmet
    Bu çalışmada, Abbâsî halifelerinin XI–XIII. yüzyıllar arasında Anadolu Selçuklu Devleti ile tesis ettikleri diplomatik ilişkiler bağlamında Anadolu'ya gönderdikleri elçiler ele alınmaktadır. Söz konusu elçilerin, resmî ve siyasî görevlerinin yanı sıra, tasavvufî düşüncenin, manevî değerlerin ve dinî-kültürel birikimin Anadolu'ya aktarılmasındaki etkileri incelenmektedir. Bu çerçevede, elçilerin hem devletler arası ilişkilerde üstlendikleri roller hem de Anadolu'daki tasavvufî çevrelerle kurdukları temaslar üzerinden ortaya çıkan manevî ve kültürel katkıları değerlendirilmiştir. Araştırmanın konusu, Abbâsî elçilerinin Anadolu Selçuklu sarayına kazandırdıkları tasavvufî düşünceler, fütüvvet anlayışları ve bu anlayışların ahîlik kurumu vasıtasıyla toplumsal hayata yansımasıdır. Çalışmanın amacı, Abbâsî elçilerinin yalnızca diplomatik temsil göreviyle sınırlı kalmadığını; Anadolu'da tasavvufî düşüncenin yaygınlaşmasına, vahdet-i vücûd anlayışının temellenmesine, fütüvvet değerlerinin kurumsallaşarak ahîlik teşkilatına dönüşmesine öncülük ettiklerini ortaya koymaktır. Bu açıdan çalışma, Abbâsî-Selçuklu ilişkilerini siyasî boyutun ötesinde kültürel ve dinî açıdan değerlendirmesi bakımından önem arz etmektedir. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülmüş ve çalışmada tarihsel doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini XI–XIII. yüzyıllar arasında Abbâsî halifeleri tarafından Anadolu Selçuklularına gönderilen elçilik faaliyetleri oluşturmakta; örneklemini ise Mecdüddin İshak, Evhadüddîn Kirmânî ve Şihâbüddin Ömer es-Sühreverdî gibi şahsiyetler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak tarihî kronikler, fütüvvetnâmeler, tasavvufî metinler ve modern literatür kullanılmış; elde edilen veriler üzerine yapılan çalışmalar, tarihî-sosyolojik bağlamda içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir.
  • Öğe
    Diyanet İşleri Başkanlığının 2020 yılında yayımladığı hutbelerin tefsir ilmi açısından tahlili
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Bektaş, Abdullah; Topyay, Yusuf
    Bu araştırma, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2020 yılı boyunca yayımlanan hutbelerin tefsirî bakımından incelenip ele alınmasını konu edinmektedir. Türkiye'de milyonlarca Müslüman'a hitap eden bu hutbeler, dinî bilgilerin aktarılmasında ve toplumsal şuurun oluşmasında büyük öneme sahiptir. Çalışma kapsamında hutbelerde yer alan Kur'an âyetlerinin tercih sebebi, yorumlama biçimleri ve bu âyetler vasıtasıyla topluma iletilen dinî ve ahlakî mesajlar incelenmiştir. Araştırma süresince hutbelerde bulunan âyetler, tefsir ilminin prensipleri doğrultusunda incelenmiş olup her bir âyetin bağlamı, anlam ilişkisi ve hutbenin ana temasıyla olan bağlantısı analiz edilmiştir. Bu aşamada hem geleneksel hem de modern tefsir anlayışından faydalanılmış, âyetlerin hutbelerde kazandığı anlamın derinliği ve yorum çeşitliliği belirtilmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde; iman, ibadet ve nebevi örneklik düşünceleri incelenerek Müslüman'ın Allah ile olan ilişkisinin yanı sıra ibadet anlayışı da ortaya konulmuştur. İkinci bölümde ise sabır, sorumluluk ve tevekkül gibi kavramlar üzerinden felaket ve zorluklar karşısında inananların tutumu araştırılmıştır. Üçüncü bölümde ise tarihî bellek, toplumsal birlik ve İslâmî yaklaşım üzerine odaklanılmış, hutbelerin ümmet şuuru ve değerlerin aktarımındaki rolü tahlil edilmiştir. Sonuç olarak bu araştırma, Diyanet İşleri Başkanlığının hazırladığı hutbelerin Kur'an merkezli bir irşad kavramıyla oluşturulduğu, âyetlerin yalnızca bilgi vermek amacıyla değil, yaşam içerisinde bir yol gösterici olarak değerlendirildiğini belirtmektedir. Bununla beraber bazı hutbelerde âyetlerin eksik veya bağlamından ayrı bir şekilde kullanılması, âyetlerin anlam bütünlüğünü bozduğu tespit edilmiştir. 2020 yılı hutbeleri, Kur'an'ın ilettiği mesajları modern yaşam ile bütünleştiren, dinî farkındalık ile sosyal sorumluluk arasında güçlü bir bağ kuran metinler olarak değerlendirilebilir.
  • Öğe
    Edebiyat ve tarih perspektifinde Tevfîk el-Hakîm'in 'Avdetü'l-Va'y ve Vesâik fî Tarîki 'Avdeti'l-Va'y eserlerinin incelenmesi
    (Bayburt Üniversitesi, 2025) Yıldızel, Tuncay; Ünalan, İbrahim
    Mısır, İsrail'le birçok çatışmaya girmiş ve bu çatışmalardan ağır yenilgiler almıştır. Geçmişinde İsrail'den yaralar barındıran bir milletin günümüzde Filistin'e karşı yardımda zayıflık göstermesi ve sınır kapılarını açmaması tartışılacak bir konu olarak dikkat çekmiştir. Bu noktada Mısır'ın bu zihniyete nasıl geldiği ve bu düşünce şekline bürünmesine nelerin sebep olduğu hususları açıklanmalıdır. Birçok yazar Mısır tarihini ele alan eserler yazmıştır. Kadim bir medeniyete ev sahipliği yapan Mısır, günümüze kadar bilinen tarihi ile her ne yaşadıysa masallarda, romanlarda, hikâyelerde ve efsanelerde irdelenmiş ve anlatılagelmiştir. Hem Batı'da hem de Mısır'da yazmış olduğu birçok eserle tanınmış bir yazar olan Tevfîk el Hakîm'in eserleri özellikle 1. ve 2. Dünya Savaşı'ndan sonra İsrail'in ortaya çıkışına, kuruluşuna ve yükselişine tanıklık etmesinden dolayı ele alınmalıdır. Yaşadığı dönemde İsrail'in doğuşuna, Mısır'ın değişim sürecine ve 'Abdu'n-Nâsır'a dair eserler ele almıştır. Bu eserler arasında 'Avdetu'l-Va'y ve Vesâik fî tarîki 'avdeti'l-va'y de yer almaktadır. Yeniden Uyanış ve Yeniden Uyanış Yolunda Belgeler olarak tercüme edilen bu iki eserinde yazar Mısır'ın 'Abdu'n-Nâsır'ın dönemini ve İsrail-Mısır arasındaki çekişmeyi okuyucusuna aktarmıştır. Özellikle yazarın yaşadığı dönemde meydana gelen devrimlerden kaynaklı olarak Mısır'ın İsrail karşısındaki gerileyişini ve bir zamanlar Filistin'i kendilerine dava edinen Mısır'ın bu yoldan da zamanla nasıl uzaklaştığını ele almıştır. Bu bağlamda Mısır'ın güçlü bir ülke konumundayken devrimler döneminde nasıl zayıf düştüğünü ve yanı başındaki Filistin'in günümüzdeki durumunu yazarın kaleminden öğrenmek mümkün olmuştur.
  • Öğe
    Taekwondocularda 6 hafta uygulanan pliometrik antrenmanların atletik performansa etkisinin incelenmesi
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Eren, Kübra; Güder, Ferhat
    Bu araştırmanın amacı, taekwondo sporcularında 6 hafta süresince uygulanan pliometrik antrenmanların atletik performans üzerindeki etkilerini incelemektir. Taekwondo branşının Olimpiyat Oyunlarında yer alması ve müsabaka rekabet unsurlarının çok boyutlu şekilde değerlendirilmesi, hedefe yönelik antrenman programlarının tasarlanması araştırmacıların ilgisini artırmıştır. Araştırma grubu, 2025–2026 yılları arasında Gençler kategorisinde (14–17 yaş) yarışan ve en az kırmızı-siyah kuşak seviyesine sahip 30 gönüllü sporcudan oluşmaktadır. Sporcular, müsabaka takvimi doğrultusunda 6 haftalık bir antrenman sürecine tabi tutulmuş ve araştırma, ön test-son test modeli çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmada vücut kompozisyonu, beden kitle indeksi, vücut yağ yüzdesi, kas oranı, sıçrama performansı (Countermovement Jump [CMJ] ve Drop Jump [DJ]), taekwondoya özgü çeviklik, esneklik ve denge gibi performans parametreleri değerlendirilmiştir. Araştırmada, 6 haftalık farklı antrenman uygulamalarının taekwondo sporcularının performans değişkenleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bulgulara göre, PA grubunda (pliometrik antrenman) bazı motorik özelliklerde (denge ve çeviklik) kısmi gelişmeler gözlense de bu değişimler genel olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde değildir (p>0.05). Ancak Illinois çeviklik testinde PA grubunun performansında anlamlı iyileşme (p=0.041) elde edilmiştir. Kontrol grubunda el kavrama kuvveti anlamlı fark gözlenmiştir. PA grubu ile kontrol grubu arasında sırt-bacak kuvveti performansında anlamlı bir farklılık gözlenmiştir (p =0.022). Genel olarak, uygulanan antrenman programlarının performans değişkenleri üzerinde olumlu yönde etkiler oluşturduğu ancak bu etkilerin çoğunun istatistiksel olarak anlamlı düzeye ulaşmadığı belirlenmiştir. Özellikle taekwondo temelli pliometrik egzersizlerin çeviklik ve denge gibi branşa özgü beceriler üzerinde kısmi gelişim sağladığı görülmüştür. Bu sonuçlar, taekwondo sporcularında antrenman programlarının planlanmasında pliometrik egzersizlerin branşa özgü uygulamalarla birleştirilmesinin performans artışı açısından önemli olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Taekwondo, pliometrik antrenman, atletik performans, vücut kompozisyonu, çeviklik, anaerobik güç, sıçrama performansı.
  • Öğe
    Sosyal medyada RC araç yayıncılığının yeni kamu diplomasisi bağlamında araştırılması
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Canbay, Mehmet Akif; Keskin, Savaş
    Bu tez, radyo kontrollü (RC) araçların insan-bilgisayar etkileşimi bağlamında kültürel nitelikli sosyal bir aktör olarak konumlanmasını ve bu konumlandırmanın Türkiye'nin yeni kamu diplomasisi için nasıl yenilikçi bir model sunabileceğini kapsamlı bir biçimde incelemektedir. Teknolojinin geleneksel bir araç olmanın ötesine geçerek kültürel etkileşimlerde aktif bir özneye dönüşmesi, RC araçların aksiyon, atraksiyon, reaksiyon ve interaksiyon temelli dijital hikâye anlatımları vasıtasıyla uluslararası düzeyde dikkat çekmesini mümkün kılmaktadır. Araştırma, iki uluslararası YouTube kanalı olan Kael Schoerlin ve Robot Gary ile Türkiye'de faaliyet gösteren Turbo Truck kanalı üzerinden toplam 75 videoyu incelemektedir. İnceleme süreci, üç aşamalı bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. İlk olarak, RC araç aksiyonlarının dramatik çerçevesini değerlendiren Reaktif Etkileşim Analizi kullanılmıştır. İkinci aşamada, dikkat çekme stratejilerini inceleyen Dikkat Stratejileri Analizi uygulanmıştır. Son olarak, 750 kullanıcı yorumunu sistematik bir şekilde sınıflandıran Betimleyici Analiz süreciyle veri yapılandırma tamamlanmıştır. Yapılan analizler, RC araçların izleyicilerde pozitif duygular, empati, eğlence ve kültürel merak yarattığını göstermektedir. Uluslararası kanallar, daha güçlü bir hikâye altyapısı ve karakterizasyon sunarken, Turbo Truck kanalı, yerel kültürel kodlara yaslanan oyunlaştırıcı bir performans tarzı geliştirmektedir. Bu bulgular, RC araçların izleyici kitlesi üzerindeki etkisini ve kültürel temsil süreçlerindeki rolünü önemli bir ölçüde ortaya koymaktadır. Tezin sonuçları, RC araçların Türkiye'nin kültürel temsili için yenilikçi bir kamu diplomasisi aracı olarak nasıl kullanılabileceğini noktasında bazı kültürel tespitler ve uygulama yönlü öneriler içermektedir. RC araçların kültürel içerik taşıma, dijital hikâye yaratma ve pozitif reaksiyon üretme kapasitesi, diplomatik etkiyi artırma potansiyeline sahiptir. Bu bağlamda tez, RC araç temelli yeni bir kültürel diplomasi modelinin kavramsal ve yöntemsel temellerini sunmakta, bu modelin uygulanabilirliğine dair kapsamlı bir çerçeve çizmektedir.
  • Öğe
    Antrenörlerin çok yönlü liderlik, öz yeterlik ve antrenörlüğe yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Yakışkan, Doğukan; Akyüz, Hayri
    Araştırmanın amacı, spor branşlarında antrenörlük yapanların çok yönlü liderlikleri, öz yeterlikleri ve antrenörlüğe yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada örneklem grubu toplam 204 (n) katılımcının bulunduğu spor branşlarında aktif antrenörlük yapan bireylerden oluşmaktadır. Katılımcıların konu ile ilgili görüşlerinin alınması için dört ayrı form kullanılmıştır. Bunlar; Kişisel Bilgi Formu, Çok Yönlü Liderlik Yönelimleri Ölçeği, Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği ve Antrenörlüğe Yönelik Tutum Ölçeğidir. Elde edilen tüm ham veriler SPSS (26. Versiyon) yazımında test edilmiştir. Verilerin analiz sürecinde ilk olarak tanımlayıcı analizler gerçekleştirilmiştir ve Parametrik testlerin kullanıma uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda; t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ilişki testlerinden pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, kadın antrenörlerin çok yönlü liderlik yönelimi algılarının erkek antrenörlere kıyasla daha yüksek olduğunu; ancak cinsiyete göre antrenörlük öz yeterlik algılarının ve antrenörlüğe yönelik tutumlarının anlamlı bir farklılaşma göstermediğini ortaya koymuştur. Bunun yanında, antrenörlerin yaşı ve antrenörlük deneyimi ile çok yönlü liderlik, öz yeterlik ve tutum değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Analizler ayrıca, antrenörlerin çalıştıkları kurum türüne (kamu–özel) veya Millî takım düzeyinde görev yapma durumlarına göre ilgili değişkenlerde anlamlı bir farklılık olmadığını göstermiştir. Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, çok yönlü liderlik yöneliminin artmasıyla birlikte antrenörlerin öz yeterlik algılarının ve antrenörlüğe yönelik tutumlarının da yükselmesidir. Benzer şekilde, öz yeterlik algısının artması antrenörlüğe yönelik tutum düzeyinde de olumlu bir artışa karşılık gelmektedir. Bu sonuçlar, liderlik özelliklerinin ve öz yeterlik algısının antrenörlük tutumunu destekleyen önemli yapılar olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Antrenör, liderlik, öz yeterlik, tutum.
  • Öğe
    KE-diplomasi: Kedilerin uluslararası sosyal medya etkilerinin Türkiye ulus markasına katkı bağlamında araştırılması
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Doysal, Yaşar; Keskin, Doç. Savaş
    Bu tez, Türkiye'nin ulus markalama ve kültürel diplomasi stratejilerini, sosyal medyada dolaşıma giren popüler kültür temelli içerikler üzerinden yeniden düşünmeyi amaçlamaktadır. Özellikle YouTube, Instagram ve TikTok gibi platformlarda yaygın biçimde paylaşılan "Türkiye'nin kedileri" temalı videoların, ülkenin uluslararası imajına yönelik olumlu ve özgün bir temsil alanı ürettiği varsayımından hareket edilmektedir. Bu içerikler; hayvan sevgisi, merhamet, gündelik yaşamla iç içelik ve kültürel sıcaklık gibi temalar aracılığıyla Türkiye'ye dair olumlu bir algı oluşturmakta ve oryantalist temsillerin dışında alternatif bir anlatı zemini sunmaktadır. Çalışma, yeni kamu diplomasisi yaklaşımlarını popüler kültür ve dijital platformlar ekseninde ele alarak, "kedi" fenomeninin bir yumuşak güç unsuru olarak işlev görme potansiyelini tartışmaktadır. Bu çerçevede geliştirilen "Ke-Diplomasi" kavramı, K-Pop örneğinden esinle, kedileri mikro-ünlüler olarak konumlandırmakta ve özellikle İstanbul şehir markasıyla kurdukları sembolik ilişkiyi görünür kılmaktadır. Böylece influencer kültürü ile ulus ve şehir markalama süreçleri arasında yeni bir kesişim alanı önerilmektedir. Araştırma, keşfedici sıralı karma desenle yürütülmüştür. İlk aşamada yüksek izlenme oranına sahip beş kedi temalı video semiyotik analizle incelenmiş; ikinci aşamada bu videolara yazılan İngilizce yorumlar sekiz kategorili içerik analiziyle çözümlenmiştir. Son aşamada ise yapay zekâ destekli görsel üretim araçları kullanılarak Türkiye ve İstanbul için kedi temalı marka tasarım önerileri geliştirilmiştir. Bulgular, uluslararası izleyicilerin kedi temsilleri aracılığıyla Türkiye'ye yönelik hayranlık, yakınlık ve ziyaret etme isteği geliştirdiklerini; bu algının kültürlerarası karşılaştırmalar yoluyla güçlendiğini göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, kedi odaklı anlatıların Türkiye'nin ulus ve şehir markasına katkı sunabilecek özgün bir kültürel diplomasi aracı olduğunu ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    El-Fütûhâtü'l-Mekkiyye bağlamında Muhyiddin Ibnü'l-Arabî'nin kelam ve felsefe eleştirisi
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Topcuoğlu, Emre; Özkan, Ahmet
    Tezde İbnü'l-Arabî'nin şahıslar bağlamında kelâmcı ve filozoflara; gruplar bağlamında kelâmî ve felsefî ekollere; disiplinler bağlamında ise kelâm ve felsefeye yönelik eleştirileri ontolojik ve epistemolojik açıdan ele alınmaktadır. Çalışmada amaçlanan husus, İbnü'l-Arabî'nin eleştirileri bağlamında, onun bir sûfî olarak düşünce dünyasının, kelâm ve felsefe ya da kelâmcı ve filozoflar arasındaki gerçek konumunu tespit etmektir. Çalışmanın temel kaynağı, İbnü'l-Arabî'nin el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye isimli geniş külliyatıdır. İbnü'l-Arabî'nin zikredilen eserdeki eleştirileri, önemli kelâm ve felsefe metinleri de dikkate alınarak aktarılmakta ve değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda İslâm düşüncesinin bu üç kanalına (tasavvuf, kelâm ve felsefe) ait fikirler mukayese edilmektedir. Çalışma neticesinde İbnü'l-Arabî'nin ontolojik ve epistemolojik bağlamda onu kelâm ve felsefe disiplinlerinden ayrıştıran özgün düşünce sisteminin açıklık kazanmasına katkı sağlandığı söylenebilir. Onun ontoloji alanında teorik fizik ve metafiziğe ilişkin görüşleriyle kendine has bir evren tasavvuru ve vesilecilik anlayışı geliştirdiği; epistemoloji alanında ise özgün bir duyumcu/deneyimci tavra sahip olup bilgide de vesileci bir tutum sergilediği görülmektedir.
  • Öğe
    Özel gereksinimli bireylerde fiziksel aktivite düzeyi ve aile yaşam kalitesi arasındaki ilişki
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Atabay, Feyza Özden; Yarımkaya, Erkan
    Bu çalışmanın amacı, özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyi ve aile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bunun yanı sıra çalışmada, özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri ve aile yaşam kalitelerinin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, özel gereksinim türü, düzenli spor yapma durumu ve algılanan gelir düzeyi değişkenleri açısından incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel ve betimsel tarama modellerinde desenlenmiştir. Çalışmaya Bayburt ilinde ikamet eden ve farklı yetersizlik gruplarında yer alan 202 özel gereksinimli birey katılmıştır. Çalışma verileri; Kişisel Bilgi Formu, Serbest Zaman Egzersiz Anketi ve Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analiz edilebilmesi için SPSS 25.0 istatistik paket programından yararlanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde öncelikle verilerin normal dağılım gösterip göstermediği sınanmıştır. Normallik analizinde Kolmogorov-Smirnov testi sonuçları ile Çarpıklık ve Basıklık değerleri dikkate alınmıştır. Veriler, normal dağılıma uygun olmadığı için verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden yararlanılmıştır. Özel gereksinimli bireylerin Serbest Zaman Egzersiz Anketinden elde ettikleri puanlar ile Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeğinden elde ettikleri puanlar arasında ilişki olup olmadığı Spearman Brown Sıra Fakları Korelasyon Katsayısı kullanılarak incelenmiştir. Özel gereksinimli bireylerin veri toplama araçlarından elde ettikleri puanların cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, özel gereksinim türü, düzenli spor yapma durumu ve algılanan gelir düzeyi değişkenleri açısından incelenmesi için Mann Whitney-U, Kruskal Wallis-H testleri ile Spearman Brown Sıra Fakları Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Kruskal-Wallis H testi sonucunda ortaya çıkan anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmek amacıyla ikili gruplar arasında Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre öncelikle çalışmaya katılan özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri (X: 9.31; 13 ve altı "Yeterince aktif değil") ve aile yaşam kalitesi düzeylerinin (X: 56. 25) düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyi ile aile yaşam kalitesi düzeyleri arasında orta düzeyde ve olumlu yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r: 0. 548, p: 0.000). Değişkenler açısından, özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri ve aile yaşam kalitesi düzeylerinin düzenli olarak spor yapma durumu ve özel gereksinim türüne göre anlamlı farklılık sergilediği görülmüştür. Buna karşın, özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri ve aile yaşam kalitesi düzeyleri arasında cinsiyet, yaş ve algılanan gelir düzeyi bakımından anlamlı bir farklılık yada ilişki olmadığı belirlenmiştir. Düzenli olarak spor yapan özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri (U: 2842.50, p<0.05) ve aile yaşam kalitesi düzeylerinin (U: 3017.50, p<0.05) düzenli olarak spor yapmayan özel gereksinimli bireylere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca, fiziksel yetersizliği zihinsel yetersizliği veya otizm spektrum bozukluğu olan özel gereksinimli bireylerin fiziksel aktivite düzeyleri (X2: 49.488, p<0.05) ve aile yaşam kalitesi düzeylerinin (X2: 37.287, p<0.05) dil ve konuşma bozukluğu, özel öğrenme güçlüğü ve down sendromu olan özel gereksinimli bireylere göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Özel gereksinimli bireyler, fiziksel aktivite, aile yaşam kalitesi.
  • Öğe
    İl özel idarelerinde stratejik planların karşılaştırmalı analizi: Karaman örneği
    (Bayburt Üniversitesi, 2025) Cantay, Muhammed Salih; Yazıcı, Sinan
    Kamu yönetimi anlayışı hem dünyada hem de Türkiye'de değişen siyasal, ekonomik ve toplumsal ihtiyaçlara bağlı olarak sürekli evrilmektedir. Gelinen noktada özel sektör yönetim tekniklerinden biri olan stratejik planlama, kamu yönetimi anlayışları tarafından da benimsenmiştir. Ülkemizde 2003 yılında kabul edilen 5018 sayılı Kanun ile kamu kurumlarına stratejik plan hazırlama mecburiyeti getirilmiştir. İl Özel İdareleri de bu kapsamda belirli sürelerde stratejik planlarını hazırlamakla yükümlüdür. Türkiye'de bu süreç için Devlet Planlama Teşkilatı tarafından geliştirilen kılavuzlar kullanılmaktadır. Bu çalışma, Karaman İl Özel İdaresi'nin 2006 yılından itibaren hazırladığı beş stratejik planı zamansal olarak karşılaştırarak ve yürürlükteki kılavuzlara uygunluğunu değerlendirerek, stratejik planlama sürecinin gelişimini ve bu süreçte karşılaşılan sorunları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Tez kapsamında elde edilen verilere; literatür taraması neticesinde ulaşılmış olup bu bağlamda konu ile ilgili kaleme alınmış tezler, makaleler, bildiriler ve diğer bilimsel yayınlar ile ilgili stratejik planlar değerlendirmeye alınmıştır. Analiz sonucunda, Karaman İl Özel İdaresi'nin stratejik planlarının zamanla daha veriye dayalı, ölçülebilir ve kılavuzlara daha uyumlu hale geldiği, kamu yönetimi anlayışındaki değişimlere uyum sağlama çabası gösterdiği, ancak hâlâ iyileştirilmesi gereken yönlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, kamu yönetiminde stratejik planlamanın önemini vurgularken, Karaman İl Özel İdaresi örneği üzerinden bu sürecin aşamalarını, güçlü ve zayıf yönlerini, uyumlu ve geliştirilmesi gereken alanlarını analiz etmektedir.
  • Öğe
    Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin gelecek korkusu ve iş bulma kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (Bayburt Üniversitesi, 2025) Üstün, Muhammed Fatih; Akyüz, Hayri
    Günümüz koşullarında iş gücü piyasasında yaşanan belirsizlikler, üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik kaygı düzeylerini artırmaktadır. Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin mezuniyet sonrası yaşamlarına ve kariyer süreçlerine ilişkin algıları ile gelecek korkusu ve iş bulma kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri oluşturmuş, örneklemini ise 2024–2025 eğitim-öğretim yılında fakültenin farklı bölümlerinde öğrenim gören 408 öğrenci meydana getirmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak çevrim içi anket formu kullanılmış; Kişisel Bilgi Formu, Gelecek Korkusu Ölçeği ve İş Bulma Kaygısı Ölçeğinden yararlanılmıştır. Veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler ve Cronbach's Alpha katsayısı hesaplanmış; verilerin dağılım özellikleri incelendikten sonra parametrik testler uygulanmıştır. Demografik değişkenlere göre farklılıkları belirlemek amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gelecek korkusu ile genel gelecek kaygısı arasında güçlü ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. İş bulma kaygısı ile gelecek korkusu, gelecekten umutsuzluk ve genel gelecek kaygısı arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi ve algılanan gelir düzeyi değişkenlerine göre iş bulma kaygısı ile gelecek korkusu ve genel gelecek kaygısı düzeylerinde anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Genel olarak sonuçlar, öğrencilerin geleceğe dair algıları ile iş bulma kaygısı düzeyleri arasında demografik değişkenlerle anlamlı bağlantılar bulunduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Gelecek korkusu, kaygı, iş bulma kaygısı, genç işsizlik.
  • Öğe
    Tasavvufi temsilin görsel anlatımı: TRT Vefa Sultan dizisi örneği
    (Bayburt Üniversitesi, 2025) Sekmen, Gül; Özkan, Ahmet
    Tasavvuf, insanın içsel olarak dini yaşantısını ve mâneviyatını güçlendiren bir disiplindir. Kişinin inancını yaşayabilmesi için yalnızca dini bilgileri kâğıt üzerinde öğrenerek hıfzetmesi yeterli değildir. Kişi, öğrendiği ilmini amellerine dönüştürebildiği sürece tam anlamıyla gerçek mü'min sayılır. İslâm'ın bize sunmuş olduğu bu manevî yaşantıyı tasavvuf öğretileriyle gerçekleştiririz. Tasavvufi yaşantıda bize örnek olabilecek pek çok şahsiyet olmuştur. Bu örnek şahsiyetler gerek yaşam şekilleri, gerekse öğretileri ile insanlara mânevî rehberlik ederek olgunluğa ulaştırıp, yol gösterici olmuşlardır. Aynı zamanda ahlâki değerleri de ön plana çıkararak toplum içerisindeki ilişkilerin sevgi ve huzur içerisinde devam etmesinde önemli rol oynamışlardır. Günümüzde dijital imkânların çoğalmasıyla birlikte birçok bilgiye daha kolay ulaşabilmekteyiz. Çeşitli platformlarda yayımlanan dizi ve filmler vasıtasıyla da yapımcılar birçok konu hakkında mesajlarını izleyenlere aktarabilmektedir. Tasavvuf, bu gözde konular arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Bu çalışmamızda TRT 1 ekranlarında yayımlanan ve Muslihuddin Mustafa'nın (Şeyh Vefa) hayatını ve mesajlarını ekranlara taşıyan "Vefa Sultan" dizisi ele alınmaktadır. Dizide tasavvuf kavramlarının, sembollerinin görsel olarak nasıl aktarılıp insanların iç dünyasına nasıl dokunabildiği ve dizinin gerçeklikle bağlantısını ne derece kurabildiği, tezimizin problemi olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme tekniği kullanılarak dijital veriler incelenmiş ve tahlil edilmiştir.
  • Öğe
    Boş zaman yönetimi, serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcıları ve öz-kontrol öz-yönetim düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi: Bedensel engelli üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma
    (Bayburt Üniversitesi, 2025) Baş, Sümeyya; Karataş, İsmail
    Bu araştırmanın amacı, bedensel engelli üniversite öğrencilerinin boş zaman yönetimi, öz-kontrol öz-yönetim düzeyleri ile serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Nicel yöntemle yürütülen çalışmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 97 kadın ve 143 erkek olmak üzere toplam 240 bedensel engelli üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak dört bölümden oluşan anket formu kullanılmış olup bu formda sırasıyla Kişisel Bilgi Formu, Boş Zaman Yönetimi Ölçeği, Özkontrol-Özyönetim Ölçeği ve Serbest Zaman Fiziksel Aktivite Kısıtlayıcıları Ölçeği (Engelli Bireyler Formu) yer almıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra farklılık ve korelasyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu analizler doğrultusunda ölçeklerin toplam boyutları bağlamında; katılımcıların yaş değişkeni ile serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algıları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Aktif olarak spor yapan katılımcıların serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algıları, aktif olarak spor yapmayanlara kıyasla daha düşüktür. Katılımcıların algıladığı kişisel gelir düzeyi değişkenine göre boş zaman yönetimlerinde anlamlı farklılıların olduğu görülmüştür (Düşük>Yüksek; Orta>Yüksek). Buna ek olarak, katılımcıların algıladığı kişisel gelir düzeyi değişkenine göre serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algılarında anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir (Düşük>Orta; Düşük>Yüksek). Katılımcıların algıladığı aile gelir düzeyi değişkenine göre öz-kontrol öz-yönetimlerinde anlamlı bir farklılıların olduğu bulunmuştur (Orta>Yüksek). Ayrıca, katılımcıların algıladığı aile gelir düzeyi değişkenine göre serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algılarında anlamlı farklılıların olduğu tespit edilmiştir (Düşük>Orta; Düşük>Yüksek; Orta>Yüksek). Ölçekler arasındaki ilişkiler kapsamında: Katılımcıların öz-kontrol öz-yönetimleri ile serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algıları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Katılımcıların boş zaman yönetimleri ile serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algıları arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı bulunmuştur. Katılımcıların öz-kontrol öz-yönetimleri ile boş zaman yönetimleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların öz-kontrol öz-yönetimleri arttıkça serbest zaman fiziksel aktivite kısıtlayıcı algılarının ve boş zaman yönetimlerinin de arttığı ileri sürülebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Boş zaman yönetimi, öz-kontrol, öz-yönetim, fiziksel aktivite kısıtlayıcıları, engelli öğrenci, serbest zaman.
  • Öğe
    Emniyet teşkilatı mensuplarının meslek algıları: Emekli polislerin görüşleri üzerinden bir inceleme
    (Bayburt Üniversitesi, 2026) Özalp, Abdullah; Kan, Muhammed Enes
    Bu çalışmanın amacı, emniyet teşkilatı mensuplarının meslek algılarını emekli polisler perspektifinden incelemektir. Polislerin mesleki algıları, sundukları hizmetin kalitesini doğrudan etkileyen bir faktör olduğundan, elde edilen bulguların ilgili literatüre ve politika yapıcılara önemli katkılar sunması beklenmektedir. Nitel araştırma desenine uygun olarak yürütülen çalışmada veriler, mülakat tekniği ile toplanmıştır. Amaçlı ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılarak 25 emekli polis memuru ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, meslek seçiminde hem devlete hizmet etme ideali gibi içsel motivasyonların hem de işsizlik ve maddi kaygılar gibi dışsal ekonomik faktörlerin etkili olduğunu göstermektedir. Katılımcılar mevzuatın yetersizliğinden; bilhassa çalışma saatleri, ek gösterge, mesai ücretleri ve tayin zorlukları gibi özlük haklarındaki sorunlardan şikayetçidir. Meslek, diğer iş kollarına kıyasla daha riskli ve stresli olarak algılanmaktadır. Teşkilat içi sorunlarda hiyerarşik ve katı örgüt yapısı, saha çalışmalarında ise vatandaşla doğrudan etkileşimin yarattığı zorluklar ön plana çıkmaktadır. Diğer kurumlarla ilişkilerde ise en temel sorunun koordinasyon ve bilgi paylaşımı eksikliği olduğu belirtilmiştir. Stresle başa çıkma mekanizması olarak aile ve meslektaş dayanışmasının önemine vurgu yapan katılımcılar, kadın polis algısında ise son yıllarda olumlu bir dönüşüm yaşandığını ve kadın personelin iş yaşam dengesindeki zorluklara rağmen başarılı bir performans sergilediğini ifade etmişlerdir.