Arı ve Arıcılık Teknolojileri Dergisi

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 20
  • Öğe
    BALARISI (Apis mellifera L.) KOLONİLERİNİN FARKLI KOLONİ YÖNETİM ŞEKİLLERİNDE BAZI DAVRANIŞ ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ
    (Bayburt University, 2023) Cengiz, Mahir Murat
    Araştırma, 20 adet kontrol ve 50 adet deneme kolonisi olmak üzere toplam 70 adet koloni ile 6 farklı işletmede yürütülmüştür. Bu çalışmada, Erzurum Bölgesi şartlarına en iyi uyum sağlamış arı ekotipinden kontrollü olarak yetiştirilen ana arılarla oluşturulan kolonilerde hırçınlık, yağmacılık ve oğul eğilimi gibi davranışsal özellikler incelenmiştir. Hırçınlık ve yağmacılık eğilimi bakımından gruplar arasındaki farklılıklar önemsizken, oğul eğilimleri bakımından gruplar arasındaki farklılık istatistik olarak çok önemli (p
  • Öğe
    RAKIM FARKININ BALLARIN BAZI KİMYASAL ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE ETKİSİ
    (Bayburt University, 2022) Erdoğan, Yaşar; Çıvracı, Sadik
    Ballı bitkilerin türleri ve yoğunlukları rakıma bağlı olarak değişir. Bu da farklı rakımlardaki kovanlarda üretilen balın miktarının ve fizikokimyasal yapısının değişmesine neden olur. Bu çalışmada Eylül ayının ilk haftasında aynı havza içerisinde, farklı rakımlara yerleştirilmiş bal arısı kolonilerinden bal hasadı gerçekleştirilmiştir. Alınan bal örneklerinin bazı fizikokimyasal özelliklerini belirlemek için standart laboratuvar yöntemleri kullanılmıştır. Bal örneklerinin analizleri sonucunda elde edilen minimum ve maksimum ortalama değerlerden bazıları; nem %15,60 ve %19,70, serbest asitlik 20,10 meq/kg ve 25,90 meq/kg, pH 3,20 ve 4,30, EC 0,20 ve 0,41 mS/cm, früktoz %31 - %45, glikoz %19,70 - %26,60, sakaroz %0,13 %0,19, maltoz %0,86 ile %1,97 arasında değişmiştir. Farklı yüksekliklerde üretilen balların fizikokimyasal yapılarının istatistiksel olarak birbirinden farklı olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, yükselti farkının balın miktar ve fizikokimyasal yapısına etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır.
  • Öğe
    THE EFFECT OF THE MAGNETIC FIELD ON THEIR ACHIEVEMENT
    (Bayburt University, 2023) Erdoğan, Yaşar; Çıvracı, Sadık
    Honeybees use the geomagnetic field for navigation and location determination. This study was carried out at Bayburt University Beekeeping Research and Application Station in 2022 to determine the effects of the magnetic field on honey bees. In the study, the effect of Electro Magnetic Field (EMF) on the ability of honey bees to find the feeding place and the waiting time in the feeding box (BK) was determined. Helmholtz coil was used as the electromagnetic field source. Electro Magnetic field values of the coils were fixed as 0 µT, 25 µT, 75 µT, 125 µT, 175 µT. Feeding containers (Petri dishes) filled with 1/1 sugar syrup were placed in the centers of the Helmholtz coils. The most visited application was BK1 (0 ?T) (average 20.06±0.76 bees) and the least visited application was BK5 (175 ?T) (average 11.53±0.63 bees). Bees in the control group application BK1 (0 ?T) were able to wait an average of 34.26±7.08 seconds here, and in the U5 (175?T) feeding containers where the magnetic field was applied at the highest level, they were able to wait for a very short time, such as 12.61 seconds on average. As a result of this study, it was seen that honey bees were greatly affected by the electromagnetic field.
  • Öğe
    KİMYASAL İÇERİK VE BİYOLOJİK AKTİVİTE AÇISINDAN PROPOLİS
    (Bayburt University, 2023) Yılmaz, Yahya Yasin
    Propolis milattan önce Mısır, Roma, Pers ve Yunanlılar tarafından tedavi edici özellikleri amacıyla açık yaralarda, mide rahatsızlıklarında kullanılmıştır ve diğer arı ürünleri (bal, polen, arısütü) gibi tarih boyunca dikkat çekilmiştir. Propolis çeşitli ve zengin kimyasal içeriğe sahiptir ve bu durum kullanım çeşitliliğini ve önemini artırmaktadır. Bu özelliği propolisin biyolojik aktivitesini artırmakta, tıp,eczacılık ve gıda sektöründeki kullanım çeşitliliğini artırmaktadır. Ayrıca kimyasal içeriğinin çeşitliliğini oluşturan bitkilerin bulunduğu yöre, iklim, coğrafya ve kıtalara özgü propolis özellikleri de değişiklikler göstermektedir. Bu derlemede propolisin kimyasal içeriği ve farmakolojik etki alanları verilmektedir.
  • Öğe
    ARDAHAN'DA ARICILARIN VE ARICILIK İŞLETMELERİNİN YAPISAL DURUMU
    (Bayburt University, 2022) Cengiz, Mahir Murat; Diler, Abdulkerim; Yazıcı, Kemal
    Ardahan province is an important gene center of the Caucasian honey bee (Apis mellifera caucasia) and is a place housing one of the four important bee races which are economic values in the world. Ardahan province has an important potential with its delicious, high quality and patent honey production. This research was carried out in Ardahan and its 5 districts to determine the structural condition of the beekeepers and beekeeping enterprises. The data of the study were obtained from the questionnaires of 213 settled and migratory beekeepers selected randomly. The obtained data were analyzed by using chi-square test. In addition to the knowledge run in family and skills, it has been determined that reading and practicing this knowledge is effective in learning beekeeping. This rate was determined as 59.40% for the settled beekeepers and 57.90% for the migratory beekeepers. The difference between learning beekeeping methods of the migratory and settled beekeepers was statistically significant (P
  • Öğe
    ARI SÜTÜNÜN TEMEL ÖZELLİKLERİ
    (Bayburt University, 2023) Yılmaz, Yahya Yasin
    Bu çalışma ile arı sütünün temel özellikleri ve fonksiyonları verilmeye çalışılmıştır. Arı sütü %60-70 oranında nem içermektedir ve kuru maddenin önemli bir kısmını protein ve peptidler oluşturmaktadır. Bunun yanında arı sütü lipit, karbohidrat, vitamin, mineral ve çeşitli küçük bileşenlerden oluşmaktadır. Arı sütü içeriği sayesinde antiviral, antibakteriyel özellikler göstermekle beraber yaşlanma karşıtı etkileri, kardiyovasküler sistem, sinir sistemi, sindirim sistemi, immün modüle edici özelliği bakımından tüketiciye fayda sağlamanın yanında kronik toksisite ve alerjen etkileri bakımından daha fazla çalışma yapılmasına gerek duyulan, önemli bir arı ürünüdür.
  • Öğe
    INVESTIGATION OF THE ANTI-CANCER PROPERTIES OF BEE VENOM AND MELLITIN PEPTIDE
    (Bayburt Üniversitesi, 2024) Yılmaz, Yahya Yasin
    Mellitin (MEL) and thus bee venom (BV) are potential animal drug source candidates for cancer treatment. In various cell culture and animal model studies, MEL has anti-cancer properties such as cytotoxicity, hemolytic activity, and growth inhibition. However, this peptide is not yet suitable for human use due to its specific cytotoxic protection. However, various appropriate transportation systems are being used to resolve the problems. With this study, we present information about the anti-cancer properties of bee venom and MEL, the studies carried out and the current perspective, and their possible effect systems.
  • Öğe
    INVESTIGATION OF POLEN COMPONENTS IN TERMS OF QUALITY STANDARDS
    (Bayburt University, 2022) Yılmaz, Yahya Yasin
    Pollen collected from various plants by honey bees is considered food, and national pollen standards have been established by many European, Asian, North and South American countries. In order to establish pollen standards, first of all, it is necessary to determine the composition of the pollen and to determine which analytical methods will be used to analyze these compositions. Here, the aim of this study is to examine together the compositional character of pollen with commercial value and the analytical methods used in the analysis of high quality bee pollen. Based on the results of the analysis of the pollen contents produced in different countries and the results of the researches, determining the quality criteria of the pollen, keeping these criteria under standard conditions due to its contact with the open areas and possible pollutants where beekeeping activities are carried out primary measure in ensuring the protection of public health.
  • Öğe
    ARI EKMEĞİNİN (PERGA) FONKSİYONEL ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN İNCELENMESİ
    (Bayburt Üniversitesi, 2024) Yılmaz, Tuğrul; Yılmaz, Yahya Yasin
    Bu makalede, arı ekmeği (perga) adlı değerli arı ürününün kimyasal, biyolojik ve besinsel özellikleri incelenmiştir. Perga, polenin arılar tarafından fermantasyona uğratılmasıyla oluşan ve hem arılar hem de insanlar için önemli faydalar sağlayan zengin bir besin kaynağıdır. Arılar için enerji ve bağışıklık desteği sunarken, insanlar için probiyotik, antioksidan, antimikrobiyal ve antiinflamatuar etkileriyle öne çıkmaktadır. Makalede, pergadaki fenolik bileşikler, amino asitler, vitaminler ve minerallerin etkileri ile apiterapi ve fonksiyonel gıda alanındaki kullanımları ele alınmıştır. Ayrıca, pergadaki probiyotik özelliklerin arı sağlığına ve fermantasyonun besin değerine olan katkıları detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Perganın gelecekteki araştırmalarda daha kapsamlı şekilde ele alınarak modern sağlık ve beslenme sistemlerinde daha yaygın kullanılabileceği vurgulanmıştır.
  • Öğe
    ARI SÜTÜ 10-HDA İÇERİĞİNİ ETKİLEYEN BAZI FAKTÖRLER
    (Bayburt University, 2023) Demir, Ferhat; Sandalcıoğlu, Zihni Serbay; Erkan, Cengiz
    Bal arılarının bitkisel üretimde tozlaşmaya olan katkısı bilinen bir gerçektir. Bunun yanında arıcılık faaliyetleri elde edilen ürünler hem işletmeye sağladığı gelir hem de insan sağlığına olan katkısı açısından önemli bir yere sahiptir. Her geçen gün kullanımı artan arı sütü, genç işçi arıların hipofarengeal ve mandibular bezlerinden salgılanan homojen bir yapıda, rengi kremsiden koyu sarıya kadar değişebilen akıcı jel kıvamında bir sıvıdır. Arı sütü genç larvaların beslenmesi ve buna bağlı olarak koloni içerisinde sosyal sınıfların belirlenmesi için esastır. Karmaşık kimyasal yapısının da etkisiyle uzun yıllardır apiterapide kullanılan arı sütünün yapısında hormonal etkinliğinin de olduğu ileri sürülen ve ayırıcı özellik olarak değerlendirilen kısa zincirli hidroksi yağ asitleri bulunmaktadır. Arı sütünün ana yağ asidi olarak kabul edilen 10-hidroksi-2-dekonoik asit (10-HDA), kuru ağırlığının yaklaşık %0.5-3.5'ini oluşturmaktadır. Bununla birlikte ürünün kimyasal bileşimi ve biyoaktif özellikleri çeşitli faktörlerden etkilenebilmektedir. Bu derlemede, önceki çalışmalar dikkate alınarak arı sütünün saflığı ve kalitesi için kriter olarak öne çıkan 10-HDA içeriğini etkilemesi olası bazı faktörler değerlendirilmiştir.
  • Öğe
    THE IMPACT OF CLIMATE AND ENVIRONMENTAL CHANGE ON HONEY BEES AND BEEKEEPING
    (Bayburt Üniversitesi, 2024) Acar, Veli; Erdoğan, Yaşar
    Climate and environmental change is one of the biggest challenges of the twenty-first century. Extreme weather conditions and natural disasters have caused great harm to honey bees. It is clear that climate and environmental change will be a very important stress factor for bee colonies and beekeepers, increasing bee colony losses and decreasing income levels. In this study, we propose the main challenges that beekeepers will face in the future due to the changing climate and some precautions that should be taken (beekeepers moving to pollen-rich areas, providing additional food supplements to colonies, providing clean water sources, changing the type of hives, afforestation in the apiary, changing the harvest time). In addition, beekeepers face serious constraints and by integrating climate conditions with existing knowledge and local practices, we can strengthen beekeepers' adaptive capacity.
  • Öğe
    VARROA DESTRUCTOR'A KARŞI DOĞAL VE ALTERNATİF YÖNTEMLER
    (Bayburt Üniversitesi, 2024) Çıvracı, Sadık
    Varroa Destructor, Dünya'da arı yetiştiriciliğinin en önemli sorunlarından birisi olup bal arılarının verimliliğini ve sağlığını dünya çapında olumsuz etkileyen en önemli bal arısı parazitidir. Varroa Destructor, bal arılarının hemolenfini emerek bal arısı kolonilerine büyük zararlar vermektedir. Varroa Destructor parazitinin zararlı etkilerini ortadan kaldırmak için birçok çalışma yapılmıştır ve genetik, kimyasal, mekanik ve biyolojik mücadele yöntemleri geliştirilmiştir. Bal ve balmumu başta olmak üzere tüm arı ürünlerinde bal arıları ve insan sağlığına zararlı olacak kalıntılar bırakmadan V. Destructora karşı mücadele etmek son derecede önemlidir. Bu nedenle varroa mücadelesinde kimyasal kullanımının yerine doğal ve alternatif yöntemler giderek önem kazanmaktadır.
  • Öğe
    EXPERIMENTAL APPLICATIONS OF NATURAL AND TECHNOLOGICAL DRUGS WITH HONEY BEES: STATUS, OPPORTUNITIES AND CHALLENGES
    (Bayburt Üniversitesi, 2024) Cengiz, Mahir Murat; Bektaş, Mehmet; Nadaroğlu, Hayrunnisa; Bariş, Özlem; Babagil, Aynur
    Beekeeping is a field of study that requires considerable attention due to both workload and easy effects from environmental factors. The intensive coexistence in culture and the preference of yield-based breeds increase the frequency of various bee diseases. These diseases and their control can be quite difficult with the effects of climate change. Existing bee diseases can be caused by more than one microorganism group such as parasites, fungi, bacteria and viruses. Although there are various chemicals for the control of microbial diseases, these chemicals can cause problems such as environmental damage or residues in bee products, and even there are completely banned chemicals (OTC etc.). An alternative method of control is the deployment of natural or technological (micro or nano technological) products that are completely harmless or do not leave residues. The application of these products should be done directly in the field and with bee colonies rather than in laboratory conditions. In this case, it is quite easy to apply to honey bees in colonies in hives and it can be practical to get the results. However, environmental conditions (wind, rain, amount of flowers and nectar, etc.) and uncontrolled parameters can produce results far from standard work.
  • Öğe
    From Flower to Food: Honey Bees and Their Role in Crop Production
    (Bayburt Üniversitesi, 2024) Selamoğlu, Zeliha; Naeem, Muhammad Yasir
    Honey bees (Apis mellifera) are fundamental to the functioning of global agricultural systems, providing essential pollination services that significantly enhance crop yields, quality, and economic value. As key pollinators, honey bees facilitate the reproduction of many flowering plants and crops, making their role crucial for both biodiversity and agriculture. This review examines the multifaceted contributions of honey bees to agriculture, highlighting their critical role in the pollination of key crops including fruits, vegetables, nuts, and oilseeds. Empirical studies reveal that honey bee pollination can lead to substantial increases in agricultural productivity: up to 20% for apples, 80% for blueberries, and 33% for cucumbers. Additionally, honey bee activity is vital for high-value crops such as almonds and canola, with reported yield increases of 40% and 25% in nut set and oil content, respectively. Despite their importance, honey bee populations are under severe threat from a range of challenges including pesticide exposure, habitat loss, diseases, parasites, and climate change. These stressors compromise bee health and pollination efficiency, with potential negative repercussions for agricultural productivity and food security. Addressing these challenges requires a multifaceted approach encompassing improved agricultural practices, habitat restoration, and integrated pest management. This review underscores the urgent need for concerted efforts to support and sustain honey bee populations to ensure the continued provision of their vital pollination services, which are crucial for the stability and productivity of global agricultural systems.
  • Öğe
    TÜRKİYE'DEKİ ARICILIK FAALİYETLERİ VE BESLEMENİN ÖNEMİ
    (Bayburt Üniversitesi, 2024) Can, Mazhar Burak; Köksal, İbrahim
    Arıcılık, bal arıları ve çevreleri arasındaki ilişkinin kapsamlı bir şekilde anlaşılmasını gerektiren karmaşık bir uygulamadır. Arılardan istenilen verimi alabilmek için besin gereksinimlerini karşılayacak dengeli diyete ihtiyaçları vardır. Diğer taraftan beslenme arı kolonilerinin refahında çok önemli bir rol oynar. Doğru beslenme arı fizyolojisi, biyokimyası, bağışıklığı ve larva gelişimi için gereklidir. Habitat kaybından kaynaklanan beslenme stresi, bal arısı kolonilerinin çöküşüyle ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle etkili beslenme yönetimi, arı kolonilerinin hayatta kalmasını ve üretkenliğini sağlamak için çok önemlidir. Türkiye'de arıcılık sektörü, büyümesini ve sürdürülebilirliğini etkileyen çeşitli zorluklar ile karşı karşıyadır. Bunlar arasında düşük bal verimi, hastalık ve zararlıların yönetimindeki problemler, sınırlı üretim çeşitliliği, fiyat istikrarsızlığı ve ihracat kısıtlamaları gibi sorunlar yer almaktadır. Bu kalıcı sorunlar, Türkiye'deki arıcılar için en iyi sonuçların alınmasını engellemektedir. Türkiye'deki arıcıların karşılaştığı zorlukları ele almak için potansiyel çözümler arasında sürdürülebilir arıcılığın teşvik edilmesi, hastalık yönetiminin geliştirilmesi, genetik çeşitliliğin korunması ve araştırma-eğitim desteklenmesi yer alır. Pazar geliştirme, CBS kullanımı ve iş birliği de önemlidir. Bu çözümlerle Türkiye'de daha sürdürülebilir bir arıcılık sektörü oluşturulabilir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki arıcılık faaliyetlerini inceleyerek mevcut yapı ve sorunlara ilişkin çözüm önerileri ortaya koymaktır.
  • Öğe
    BAL ARILARINDA NOSEMOSİS HASTALIĞININ KOLONİ ÜZERİNE ETKİLERİ
    (Bayburt Üniversitesi, 2024) Çıvracı, Sadık
    Mikrosporidia türüne ait zorunlu hücre içi mantar grubundan olan Nosema cerenae ve Nosema apis bal arılarını enfekte ederek nosemosis hastalığı meydana getirmektedir. Hastalık bal arısı kolonilerine büyük zararlar vermektedir. N. cerenae Dünya'da nosemosis hastalığının en tehlikeli ve yaygın etkenidir. Kolonide arıların ortalama yaşam sürelerinin kısalması, işçi arıların görevlerini yerine getirememesiyle birlikte ana arının yumurtalama düzeninin bozulması, yavru bakımlarının düzenli bir şekilde yapılamaması, arılardaki hareket kabiliyetinin zayıflaması ve buna bağlı olarak besin maddesi tedariğinin bozulması, açlık, ishal, kış kayıplarının yükselmesi, bal üretiminin ve polen toplama faaliyetlerinin zayıflaması ve buna bağlı olarak yetersiz karbonhidrat ve protein alımı, sindirim sistemi bozuklukları nosemosis hastalığı sonucunda meydana gelmektedir. Özellikle N. cerenae'nın oldukça hızlı yayılım göstermesi ve virulansının yüksek olması kolonilerin sönmesine neden olmaktadır. Hastalık aynı zamanda viral, bakteriyel ve protozoal hastalıklarla beraber de seyredebilmektedir. N. apis dizanteri ile karakterizedir ve bazı klinik belirtiler geçte olsa farkedilmektedir fakat N. cerenae'nın yayılım hızı ve klinik belirti göstermemesi tehlikenin büyüklüğünü göstermektedir. Hastalıkla ilgili tedavi yöntemlerinin kısıtlı ve yetersiz olması koruma ve kontrol yöntemlerinin oldukça önemli olduğunu ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    EFFECT OF PESTICIDE USE ON HONEYBEES (APIS MELLİFERA L.)
    (Bayburt Üniversitesi, 2024) Acar, Veli
    Pesticides are chemicals that represent a wide variety of chemical compounds such as insecticides, herbicides, fungicides and plant growth regulators, are widely used throughout the world, and are in the second group after fertilizers in terms of quantity. Pesticides harm not only pollinators but also the entire environment and natural life. Honey bees are the most economically important pollinator insects around the world. Due to a deficiency in the number of genes encoding detoxification enzymes, honeybees are much more sensitive to toxins than other insects. For this reason, farmers' application of pesticides during the flowering period of plants has great destructive effects on bees. In order to make the beekeeping sector sustainable, farmers engaged in crop production and beekeepers should communicate among themselves. It is very important to move the hives or close the flight holes at the time of pesticide application.
  • Öğe
    NAVIGATION IN HONEYBEES
    (Bayburt Üniversitesi, 2024) Acar, Veli
    Karl Von Frisch is a famous animal scientist of German-Austrian origin who lived between (1886-1982). Karl Von Frisch specialized in the field of animal behavior and spent his life researching animal behavior. He carried out significant research on insect species, and especially on bees. He spent a significant part of his life on bee behavior and specifically on "Tail Wagging Dance", one of the most important bee behaviors. He spent it on (Waggle Dance). In the communication system of honey bees, honey bees use a special method called "bee dance". Dance movements were discovered by Austrian scientist Karl von Frisch. Karl von Frisch figured out how honeybees transfer information to each other in the hive by using a unique dance. Honeybee (Apis) dance communication is arguably the most celebrated among animals. Bees dance to communicate the location of valuable resources to their nestmates, and dances are effective in recruiting additional foragers to these resources. Bees dance as an interesting communication system. When worker bees or bees, defined as field bees, find a food source and come to the hive, they teach the direction, distance and amount of the source to the other bees in the hive with their unique movements called "bee dance". In this way, bees can find the food source kilometers away from the hive without wasting too much time and energy.
  • Öğe
    TÜRKİYE ARICILIĞINDA VERİM DÜŞÜKLÜĞÜNÜN SEBEPLERİ
    (Bayburt University, 2022) Dodoloğlu, Ahmet; Erdoğan, Yaşar
    Ülkemizdeki arıcıların önemli bir kısmı arıların bakım ve beslenmesi, yemleme teknikleri, arı hastalık ve zararlıları, arıların biyolojisi, kışlatma kayıplarının azaltılması, kaliteli ana arı yetiştiriciliği ve arı ıslahı gibi konularda yeterli teknik bilgilere sahip değildir. Ekolojik koşullar arıcılığa çok uygun olmasına rağmen, arıcıların arı yönetimiyle ilgili yanlış uygulamaları nedeniyle her yıl çok sayıda koloni sönmekte ve yaşayabilenlerde verim çok düşük olmaktadır. Başka bir ifade ile modern arıcılıkta yüksek verim almak için arıcıların; eğitim, kayıt tutma (ıslah), damızlık ana arı yetiştiriciliği, bakım besleme ve hastalıklar gibi konularda yeterli donanıma sahip olması gerekmektedir. Bunun için arıcıların eğitimi birinci elden yani konunun uzmanları tarafından verilmelidir. Arıcılar arılıkta yapmış oldukları her türlü faaliyetlerini kayıt altına almalıdır.
  • Öğe
    TİCARİ OLARAK SATIŞA SUNULAN BAZI BAL ÖRNEKLERİNİN POLEN ANALİZİ İLE BOTANİK ORİJİNLERİNİN TESPİT EDİLMESİ
    (Bayburt University, 2022) Bayram, Nesrin Ecem
    Bal temel bir besin maddesi olarak kullanılmasının yanında dikkate değer fonksiyonel özellikleri sebebiyle yüzyıllardır insanoğlu tarafından tercih edilen doğal ürünlerden birisidir. Bu nedenle, bu ürünün otantisitesini ve kalitesini tespit etme noktasında bilgi sunan polen analizi araştırmaları önem arz etmektedir. Bu çalışmada ticari olarak farklı etiketlenmiş 25 bal örneğinin bitki kaynaklarını tespit edebilmek için melissopalinolojik analiz yürütülmüştür. Yapılan melissopalinolojik analizler, bal örneklerinde 31 farklı bitki familyasına ait çeşitli bitki polen tiplerinin bulunduğunu göstermiştir. Elde edilen sonuçlar özellikle Trifolium spp., Onobrychis spp., Astragalus spp. and Echium vulgaris spp. taksonlara ait olan bitkilerin arılar tarafından yoğun bir şekilde ziyaret edildiğini işaret etmektedir. Bu nedenle ülkemizdeki arıcılık faaliyetlerinin artırılması ve aynı zamanda sürekliliği açısından ilgili bitki kaynaklarının korunmasının/ekim alanlarının artırılmasının önemli olduğu söylenebilir.