Yazar "Bulut, Mesut" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 5 / 5
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe ATATÜRK'ÜN TÜRKÇEYE YÖNELİK ÖZLEŞTİRME/SADELEŞTİRME ÇALIŞMALARI VE BU BAĞLAMDA YAŞANAN DİL TARTIŞMALARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME(2014) Bulut, MesutHer toplumun, her milletin kendine göre değer verdiği, önemli saydığı liderleri vardır. Bu liderler, toplumun hafızasında derin izler bırakmış, ülkesinin ve milletinin refahı ve mutluluğu için kendisinden fedakârlıklarda bulunmuş, emsali az olan şahsiyetlerdir. İngilizler için tarihi kişilik olarak Churchill, Amerikalılar için Washington, Fransızlar için Napolyon, Hintliler için Gandhi gibi şahsiyetler, milletleri için önemli liderler ve tarihi kişiliklerdir. Türk milleti ve mazlum milletler için de Atatürk'ün konumu, tarihi kişiliği çok farklıdır. Atatürk, tek yönlü bir lider değildir. Devrimleriyle yepyeni bir ulus tesis eden Atatürk, tarihi şahsiyet olmanın ötesinde vatandaş, asker, aydın gibi vasıfları bir arada bulundurmuş ender liderlerden biridir. Atatürk'ün hayatı, yalnız Türkiye'de değil, dünyanın birçok ülkesinde binlerce araştırmaya konu olmuş ve birçok yerde ders konusu olarak işlenmiştir. Atatürk'ün önem verdiği değerlerin başında dil gelmektedir. Dil, bir milletin ortak değeri ve yaşam felsefesi olarak tanımlanabilir. Bir ülkede birlik ve beraberliği sağlamanın en önemli aracı hiç şüphesiz dildir. Milleti oluşturan bireylerin ortak bir dille konuşması, millet olmanın en önemli unsurlarındandır. Millî şuurun önemli göstergesi olan dil, birey açısından mensup olunan o millete ait izler taşımasının en önemli sembolüdür. Bir milletin sosyal olarak varlığını hissettirmesi için duygu ve düşünce tarzı tarih, dil ve kültürü arasında bağ vardır. Bu noktada özellikle Atatürk, yeni bir Cumhuriyet temelinin, millî bir dil anlayışı kurmak ile gerçekleşebileceğine inandığı için eğitim dili ve resmî dil olarak Türkçenin sorunlarını öncelikli olarak çözme yoluna gitmiştir. Bunun sadeleştirilmesi/özleştirilmesine önem vermiştir. Bu amaçla kurulan Türk Dil Kurumu ile bu sorunlarının çözülmesini arzulamıştır. Bu çalışmada, Cumhuriyet Dönemi'nden günümüze kadar Türkçeye yönelik olarak yapılan özleştirme/sadeleştirme çalışmalarına Atatürk'ün bakışını özleştirilmesi/sadeleştirilmesi, bilim ve eğitim dili olması amacıyla yapılan çalışmalar ve bu çalışmaların sonucunda ortaya çıkan öz Türkçecilik, tasfiyecilik, uydurmacılık, Osmanlıcacılık, dil faşizmi gibi Türkçe dil tartışmalarına yönelik değerlendirmelerde bulunulmuş, Türkçenin güncel sorunlarına çözüm önerisi sunulması hedeflenmiştir.Öğe BEYİN TEMELLİ ÖĞRENME YAKLAŞIMININ TÜRKÇE ÖĞRETİMİNE ETKİSİ(2014) Bulut, MesutBilgi çağının yaşandığı günümüzde, bilgiye erişim daha kolay olmakla birlikte, bir o kadar zordur; çünkü bilgi teknolojisi ile birlikte bireyler; aynı anda birden fazla işle meşgul olmakta, bu yüzden, fizyolojik ve psikolojik olarak öğrenme eylemine odaklanamama sorunu ile karşı karşıya kalmaktadır. Şüphesiz bu durum bireylerin eğitimöğretimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu noktada, özellikle öğrenci ve öğretmen açısından beyin ve öğrenme psikolojisi önemle üzerinde durulması ve çalışmalara konu olması gereken bir konudur. Bu anlamda eğitim-öğretim programları da çağın gereklerine uygun olarak hazırlanmak ve uygulanmak durumundadır. Türkçe öğretim programı, içeriği ve bu içeriği uygulama noktasındaki öğretmen ve öğrenci önem kazanmaktadır. Eğitim-öğretim faaliyetleri içerisinde dil öğretimi önemli bir yere sahiptir. Bireyin kendini ifade etmesi, saygın bir konuma gelmesi, iyi bir iş sahibi olması, değişen dünya düzenine uyum sağlaması, kültür aktarımının sağlanması, ancak iyi bir dil eğitimi ve öğretimi ile mümkündür. Bu bağlamda, beyin odaklı olarak dil öğretimi ve öğrenimi önemli bir konudur. Her milletin veya devletin üzerinde ciddiyetle durduğu bir konudur. Değişen ve küreselleşen dünyada, eğitim-öğretim programları da sürekli değişiklikler yaşanmaktadır. Bu değişiklikler, durumundadır; çünkü bir toplumu ve milleti ayakta tutan varlığını devam ettiren en önemli öğe dildir. Konuştuğumuz, yazdığımız dil olan Türkçemizin öğretimi konusunda birçok sorun bulunmaktadır. Araştırma, tarama modeli yöntemiyle yapılmıştır. Araştırmada, beyin temelli öğrenme yaklaşımı çerçevesinde Türkçe eğitimi ve Türkçe öğretimi açısından değerlendirmelerde bulunulmuş, çeşitli sonuçlara ulaşılmış, önerilerde bulunulmuştur. Türkçe öğretimi ile ilgili sorunlara çözüm noktasında beyin temelli öğrenme yaklaşımı ve Türkçe öğretimi arasındaki ilişki ele alınmıştır. Türkçe öğretimi ve Türkçe öğretim programından hareketle beyin temelli öğrenmenin Türkçeye yansımaları üzerine yaptığımız bu çalışmanın Türkçeye ve bu konuda yapılacak çalışmalara katkı sunması hedeflenmiştirÖğe DİL BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE YAŞANAN KAVRAMKARGAŞASININ TÜRKÇE ÖĞRETİMİNE ETKİSİ(2014) Bulut, MesutDil bilgisi, bir dili oluşturan kurallar bütünlüğü çerçevesinde, onun en küçük birimi olan ses ve bununla birlikte şekil ve cümle yapıları açısından inceleyen ve bunlar arasındaki ilişkileri kurallara dayalı olarak açıklayan bir bilim dalıdır. Bir toplumu oluşturan, onu millet yapan ögelerin başında hiç şüphesiz dil gelmektedir. Dil birliği, bir milleti millet yapan temel öge olması hasebiyle önem taşımaktadır. Bu nedenle dil eğitimi, her milletin önemle üzerinde durması ve önemsemesi gereken bir konudur. Millet olarak dilimizin gelişiminde birtakım sıkıntılar olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Dil bilgisi öğretimi, kurallar çerçevesinde dil bilgisinin anlamlı bir şekilde açıklanabilme ve anlatılma sürecidir. Dolayısıyla, bir dilin temel yapısını oluşturan, bir ahenk içerisine koyan gramer yapısının etkili bir şekilde eğitimi ve öğretimi hassasiyetle yaklaşılması gereken bir durumdur. Türkçe dil bilgisi öğretiminde birtakım sıkıntılar bağlamında kavram kargaşası yaşandığı bir gerçektir. YÖK tarafından belirlenen ders içeriklerine ve farklı akademik bakış açılarına göre yetiştirilen öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin, MEB müfredatında farklılıklarla karşı karşıya kalmaları, ikilemde unutmalarının istenmesi, uygulanmasının engellenmesi... "Burası üniversite değil ..." vb. söylemlere maruz kalmaları... Bu tür yaklaşımları, dil bilgisi öğretiminde yaşanan kavram kargaşasının ilk yansıması olarak değerlendirmek mümkündür. Dil bilgisine farklı yaklaşımlar elbette olacaktır; fakat farklı yaklaşımlar dilde birliği tehdit pozisyonuna geliyorsa; bu duruma biraz daha itina ile yaklaşılması zaruret hâlini almaktadır. Bu çalışmada, Türkçe dil bilgisi öğretiminde yaşanan kavram kargaşasının dile yansımaları konusu ele alınmış ve bu kavram kargaşasının dilde birlik konusunda ne tür olumsuzluklara yol açtığı sorusuna cevap aranmıştır. Yapılan çalışmada, dil bilgisi öğretiminde yaşanan kavram kargaşasının dilde istikrarsızlığı tetiklediği, dolayısıyla bu durumun en az seviyeye düşürülmesi için tüm eğitimcilerin, dilcilerin konuya eğilmeleri, soruna çare aramaları gerektiği sonucuna varılmıştır. Yaptığımız bu çalışma ile Türkçe dil bilgisi öğretimindeki kavram kargaşası eksenli birtakım sorunlarla ilgili değerlendirmelerde bulunulmuş ve bu sorunlar için çözümler önerilmiştirÖğe DİL VE EDEBİYATIN HARP ORTAMINDA BİREY VE TOPLUM EĞİTİMİNE ETKİSİ: DERS KİTABI ÖRNEĞİ(2014) Bulut, MesutBalkan Harbi'nde ve sonrasında yaşanan savaşlar; Türk milletinin hafızasında derin yaralar bırakmış, çoluk çocuk ayrımı yapılmadan alınlarına bıçakla haç çizilmiş, sarıklarından asılmış din adamlarının, yerlerde sürüklenip her türlü iğrençliklere maruz kalmış masum genç kızların acı ve ızdırap dolu yaşam öyküleriyle dolu, binlerce Müslüman Türk'ün vahşice katledildiği, "felaket yılları" olarak adlandırılmış ve tarihe kara bir leke olarak yazılmış savaşlardır. Bu dönemde Avrupa devletlerinin kirli tezgâhlarıyla koskoca bir imparatorluğun ve bakiyesinin yok olmaya yüz tutması, her taraftan ihanetlerin türemesi gibi yaşanan olumsuzluklar, Müslüman Türk milleti üzerinde üzüntü ve ümitsizliğe neden olmuş, bu nedenle İmparatorluğu kurtarmak için çeşitli fikir akımları ortaya konmuş; fakat bunlar sonuç vermemiş, neticede kısa sürede vatanın her tarafı işgale ve zulme uğramıştır. Böyle bir ortamda, Türk milliyetçiliği ideolojisini kendisine şiar olarak seçen birçok vatanperver aydın ve yazarlar boş durmayıp dil ve edebiyatın eğitim yönünü ön plana çıkarmak suretiyle Türk milletinin moral ve motivasyonunu artırmaya yönelik çalışmalar yapmışlardır. Özellikle Selanik'te yayın hayatına başlayan Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp'in öncülüğünde ortaya çıkan Genç Kalemler, Yeni Lisan Hareketi'yle; dilde sadeleşmeyi, Türkçeden yabancı kaidelerin çıkarılması ve yazı dili ile konuşma dili arasındaki ayrımın ortadan kaldırılmasını, dolayısıyla dilde birlik ve dilde millîleşme amacındaki bu dil ve edebiyat hareketi; Balkan Savaşları neticesinde güçlü bir taraftar kitlesine ulaşan Türkçülük akımının güçlenmesinde önemli rol oynamıştır. Bu dönemde Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp ve M. Fuad Köprülü gibi birçok milliyetçi aydın ve yazarlarca, dil ve edebiyat bir vasıta işlevinde, birey ve toplumun eğitilmesinde, bilinçlendirilmesinde eğitim aracı olarak kullanılmış, dönemin içinde bulunulan şartlarına kayıtsız kalınmamış; bilakis aktif olarak vatanperverlik örnekleri sergilenmiş, millî bir çerçevede Türk milletinin kurtuluşuna çareler aranmış; bu bağlamda Tasvir-i Efkâr gazetesi başta olmak üzere, Türk Yurdu, Türk Ocağı ve Türk Derneği gibi dergilerde, Maarif Nezareti'ne bağlı okullarda okutulacak dersler için hazırlanan Türkçe-Edebiyat ders kitaplarında millî hassasiyetler yoğun olarak işlenmiş, insanların "gaflet uykusu"ndan uyandırılmaları ve bilinçlendirilmeleri hedeflenmiştir. Bu anlamda dil ve edebiyat; Balkan Harbi'nde ve sonrasında yoğun şekilde aydın ve yazarlar tarafından kalem ile millî mücadelede araç görevinde kullanılmıştır. Bu çalışmada, nitel araştırmanın doküman incelemesi yöntemiyle, Balkan Harbi'nde ve sonrasında yaşanan savaşların atmosferindeki dil ve edebiyatın eğitim amaçlı olarak hangi işlevlerde kullanıldığına yönelik olarak M. Fuad Köprülü'nün Osmanlı Dönemi'nde ilköğretim 8. ve ortaöğretim 9. sınıf öğrencilerine yönelik olarak hazırladığı Millî Kıraat (Beşinci Kısım) adlı TürkçeEdebiyat ders kitabındaki örnek metinlerle tespitlerde bulunulmaya çalışılmış, değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışma ile tarihe ışık tutulmuş, edebî metinlerin dil ve edebiyat eğitimindeki rollerine ve işlevlerine dikkat çekilmeye çalışılmış, bu konuda yapılacak çalışmalara katkı sunulması hedeflenmiştirÖğe TÜRKÇE EĞİTİMİ VE ÖĞRETİMİNDE DİL VE KÜLTÜR AKTARIMI ARACI OLARAK ATASÖZLERİ VE DEYİMLERİN ÖNEMİ(2013) Bulut, MesutHer toplum, varlığını devam ettirmek için kendine uygun öğretim programları hazırlar ve uygulamaya koyar. Bir devletin varlığı ve devamlılığı eğitim politikalarıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu eğitim politikalarında amaç; birlik ve beraberliği sağlamaktır. Bireylere millî bilinç veya millî şuurun kazandırılması, bireylerin çok boyutlu düşünebilmesi, kendilerini ifade edebilmesi, kısaca varlığını ortaya koyabilmesi programlarındaki içerik önem arz etmektedir. Bireylere dil ve kültürün öğretilmesi, bu bilincin yerleştirilmesi, dil ve dili oluşturan sözlü ve yazılı edebî ürünlerin verilebilmesi, bunların özümsenmesine bağlıdır. Türk millî eğitiminin genel amaçları doğrultusunda, Türkçenin inceliklerinin, güzelliklerinin kavratılması, bireylerin sosyal ve kültürel açıdan doyurulmasında öğrencilerin; 1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, 2. Maddesi'nde belirtilen; "Türk millî eğitiminin genel amacı Türk milletinin bütün fertlerini; Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasa'da ifadesini bulan Atatürk millîyetçiliğine bağlı, Türk milletinin millî, ahlakî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasa'nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek..." ilkesi paralelinde öğretim programlarının amacına uygun olarak sosyal ve kültürel değerlerin bireyler tarafından özümsenmesinde Türk toplumunda önemli eğitim-öğretim araçlarından birisi olma vasfına haiz, milletimizin önemli kültürel öğelerinden olan atasözleri ve deyimler; dil öğretimi, kültür edinimi ve aktarımında önemli rol oynamaktadır. Atasözleri ve deyimler; anlatımı etkili kılma, söyleneni açıkça, kolay, anlaşılır bir şekilde dile getirme ve bunları yazılı olarak ifade edebilme konusunda çok önemli etkilere sahiptir. Bu anlamda Türkçenin ve Türk kültürünün zenginliğinin en önemli göstergesidir. Atasözleri ve deyimler; Türkçe öğretiminde dil öğrenme alanları; okuma, yazma ve konuşma eğitiminde, dil öğretiminde vazgeçilmez öneme sahiptir. Bu çalışmada, literatür tarama modeli kullanılarak, Türkçe eğitimi ve öğretiminde önemli rol oynayan atasözleri ve deyimlerin kültürel değerlerin doğuşundan, yaşatılmasına ve genç nesillere aktarılmasındaki rolleri, atasözleri ve deyimlerin öğretimindeki eksiklikler üzerinde durulmuş, Türkçe öğretimindeki önemi ve işlevleri ortaya konarak, bu konuda yapılacak çalışmalara katkı sunmak hedeflenmiştir