Baberti
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Fransa'da Laiklik ve Müslüman Toplumun Entegrasyonu: Çatışmalar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri(Bayburt Üniversitesi, 2024) Er, NeslihanBu çalışma, Fransa'da Müslümanların karşılaştığı zorlukları, laiklik ve entegrasyon sorunlarını, dini temsilin önemini ve bu konularda yapılan önerileri sunmaktadır. Aynı zamanda, toplumsal uyum ve çeşitliliğin korunması, kamusal alanda dini ifade özgürlüğünün ve laikliğin dengeli bir şekilde sağlanmasının önemi üzerinde durulmaktadır. Fransa'da yaşayan Müslümanların durumunu, özellikle laiklik anlayışı ve toplumsal entegrasyon bağlamında ele almaktadır. Didier Leschi'nin gözlemleri ve analizleri temelinde, Fransız laiklik modeli ve Müslüman topluluğunun bu modele uyum sürecindeki zorluklar irdelenmektedir. Leschi, Fransa'da İslam'ın resmi bir adresinin olmamasının ve dini temsil eksikliğinin hem toplumsal hem de kamusal alanda çeşitli zorluklara yol açtığını vurgulamaktadır. Çalışmada ayrıca, Fransa'da "Fransız İslamı"nın oluşturulmasına yönelik çabalar ve bu sürecin hem ulusal hem de uluslararası düzeydeki etkileşimlere katkısı değerlendirilmektedir. Fransa'nın İslam'ı toplumsal hayata entegre etme ve kamu alanında tanınmasını sağlama çabaları hem kamusal alanda laikliğin korunması hem de dini ifade özgürlüğünün sağlanması arasında denge kurulmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Radikal İslamcılığın gerçekte çok küçük bir azınlıkta yer aldığı, demokratik ve laik vatandaşlık kültürünü benimseyen genç Müslümanların yeni oluşumlarının ortaya çıktığı belirtilmektedir. Bu yeni nesil, dini kimliklerine bağlılıklarını sürdürürken, laik ve cumhuriyetçi Fransız değerlerine tam bir saygı göstermeyi hedeflemektedir. Bu süreç, Müslüman topluluklarında olumlu iç dönüşümleri teşvik etmekte ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeye katkı sağlamaktadır.Öğe BÜVEYHÎLERİN ABBASÎLERE HAKİM OLDUĞU YÜZYILDA EĞİTİM-ÖĞRETİM VE KURUMLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME(Bayburt Üniversitesi, 2023) Fırat, NurullahBüveyhiler, 334/945 yılında Bağdat'ı ve Abbasi hilafetini ele geçirerek bir asır Sünni coğrafyaya hakim olmuş Şii anlayışa sahip bir hanedan devlettir. Abbasilerin iki asır boyunca oluşturduğu ilim, kültür ve medeniyet iklimini, kendi mezhepsel inançları özelinde farklı inanç ve anlayışlara daha fazla özgürlük alanı açarak ve destekleyerek gelişmesine öncülük etmişlerdir. X. ve XI. asırda ortaya çıkan bağımsız / yarı bağımsız devlet ve emirliklerin oluşturduğu ilmi-kültürel hareketlilik ve çeşitlilik, farklı düşünce ve ekollerin gelişimine, ilim adamlarının desteklenmesi ile de bilimsel çeşitlilik ve zenginliğe ortam hazırlamıştır. Büveyhiler, Abbasilerden miras olarak devraldıkları ilmi birikimi, hakim oldukları coğrafyanın zenginliği ile birleştirerek ve mezhebi düşünce farlılıklarına destek olarak dönemin; 'İslam medeniyetinin altın çağı' olarak adlandırılmasına kaynaklık etmişlerdir. Ayrıca mezhebi politikaları ile de Şii düşüncenin gelişmesine, sistemleşmesine ve kendi görüşlerini içeren kaynak eserlerin ortaya çıkmasına katkı sağlamışlardır. Bu çalışmada; Büveyhilerin yaklaşık yüz yıl Bağdat'a hakim olduğu dönemde, ilmi-kültürel hayata yapmış olduğu katkılardan ve dönemin eğitim kurumlarından bahsedilecektir.Öğe Sha'ravi's approach to problematic verses(Bayburt Üniversitesi, 2023) Demiryorgan, ZeynepSince the Qur'an was collected between two covers and was in the hands of the ummah as a book, the complex verses in the Qur'an that seem to contradict each other have attracted the attention of Islamic scholars. The number of articles written on this subject is quite large. Even though Muhammed Mütevelli al-Sha'ravi, one of the last period commentators, did not write a separate work on this subject, he gave maximum place to this subject in his very voluminous commentary. Unlike other authors, he not only reconciled the problematic verses, but also said that there are deep meanings, fine distinctions and even i'jaz between them. This study aims to reveal in detail Sha'ravi's approach to muskil verses.Öğe İBAZÎ/RÜSTEMÎ DEVLETİ'NDE ARAPÇANIN DİN DİLİ OLARAK ÖNE ÇIKMASI(Bayburt Üniversitesi, 2023) Yılmaz, Ali; Benras, MahmoudHz. Ömer zamanında başlayan Arap yarımadası dışındaki fetihler, Müslümanların diğer ırk ve milletlerle tanışmasını sağlamıştır. Onun zamanında İran, Anadolu ve Afrika İslam'la tanışmış ve aynı dilleri konuşmadıkları halde fetih hareketleri başarı ile devam etmiştir. Fetihlerle birlikte hem yeni Müslüman olan milletler hem de Arapların kendi aralarında bazı fikri ayrılıklar başlamıştır. İslam toplumunda oluşan bazı muhalif gruplar, Emevi Devleti zamanında biraz daha toparlanarak mevcut siteme karşı ciddi muhalefet oluşturmuş, merkezden uzak topraklarda taban bulmaya çalışmışlardır. Oluşan bu muhalif gruplardan birisi de Haricilerden ayrılan İbazilerdir. Bu muhalefet grubunun lideri Abdurrahman b. Rüstem, Kuzey Afrika'da ilk bağımsız Harici/İbazi Devleti'ni kurup imam olarak seçilmiştir. Yeni devletin kurulduğu coğrafyada demografi Berberi ağırlıklı olmasına rağmen onları Arapça okuyup yazmaya zorlamamakla birlikte inandıkları dinin dili Arapça olmasından dolayı toplumda tebliğ dili Berberice, idarenin resmi dili de Arapça olarak seçilmiştir. Devletin imamı İbn Rüstem, ana dili olan Farsçayı neredeyse hiç gündeme getirmemiştir. Kurucu imam, Fars asıllı olmasına rağmen demografik yapıyı göz önüne alan başlangıçta Rüstemi idarecileri Berbericeyi resmi dil yapıp yeni maceralara sapmadan İslam'ın temel kaynaklarının da dili olan Arapçayı merkeze alarak orta bir yol tercih etmiştir. Berberiler devletin bu yaklaşımıyla Arapçayı içselleştirmelerine ve bazı ortak kelimeler kullanılarak Rüstemilik şuurunu ön plana alarak bir asrı aşkın süreçte dilsel herhangi bir sorun yaşamamışlardır.Öğe Nesefi'nin Aksamu'l-Kur'an'a Yaklaşımı(Bayburt Üniversitesi, 2023) Karadeniz, Asiye; Kara, MustafaBu makalede "Nesefi'nin Aksamu'l-Kur'an'a Yaklaşımı" incelenmektedir. Makalenin problemi, Nesefi'nin aksamu'l-Kur'an'a yaklaşımının bugüne kadar müstakil bir bilimsel çalışmaya konu edilmemiş olmasıdır. Çalışmanın amacı, Nesefi'nin Medariku't-Tenzil ve Hakaiku't-Te'vil adlı tefsirinde aksamu'l-Kur'an'a yaklaşımını tahlil etmektir. Araştırma, mezkur eserdeki aksamu'l-Kur'an konusuyla sınırlı tutulmuştur. Çalışma, nitel bilgi toplama yöntemlerinden yazılı doküman incelemesine dayanmaktadır. Bu bağlamda, literatür taramasından elde edilen veriler, bütüncül bir bakış açısıyla metin analizine tabi tutularak incelenmektedir. Kur'an ilimlerinin önemli konularından birisi olan aksamu'l-Kur'an, Kur'an-ı Kerim'de yer alan yemin ifadelerini konu edinmektedir. Söz konusu ifade, önemine binaen müfessirlerin ilgi duyduğu alanlardan biridir. Kur'an'da pek çok ayette yemin ifadeleri bulunduğu için aksamu'l-Kur'an meselesi her bir müfessirin eserinde yer verdiği konuların başında gelmektedir. Bu kapsamda adı geçen konu, Ebu'l-Berakat en-Nesefi'nin (ö. 710/1310) Medariku't-Tenzil ve Hakaiku't-Te'vil adlı eserinde de işlenmektedir. Nesefi bu tefsirinde, kendi metodu ve anlayışı çerçevesinde aksamu'l-Kur'an kavramına çeşitli yorumlar getirmektedir. İşte bu makalede Nesefi'nin aksamu'l-Kur'an'a dair görüşleri ele alınmaktadır. Elde edilen veriler, Sonuç kısmında aktarılmaktadır.Öğe APPLICABILITY OF THE PRINCIPLE OF "DISPLAYING GOODNESS AND TAKING AWAY FROM EVIL" AS A CRIME PREVENTION TOOL(Bayburt Üniversitesi, 2023) Tekin, ÖzkanThe meaning of "emr bi'l-ma'ruf ve nehy ani'l-munker", which means to encourage good and prevent evil, has been evaluated differently by schools. There have been those who accepted it as an individual obligation as well as those who accepted it as a collective obligation. This duty, which occupies an important place in religion, has been institutionalized as the hisbe organization in Islamic history. The hisbe organization functioned as a mediator and crime prevention institution in Islamic societies. The responsibility of religion in modern society and the expectations of society from religion have changed. Throughout history, religion has existed as an important institution that cannot be replaced in social life. If it does not continue this function, it will lose its position and lose its ability to touch the lives of contemporary people. New security concerns and the reasons behind these concerns are among the main reasons for the existence of religion in the social sphere. In this study, the possibilities of whether the principle of "emr bi'l-ma'ruf ve nehy ani'l-munker" can take a role in Islam's struggle to survive in modern societies will be discussed and the forms of its realization will be examined. In the study, verses and hadiths related to the subject are analyzed, interpretations and approaches are discussed, and current equivalents of historical experiences are investigated.Öğe Kur'an'a Göre Toplumsal Suçlar Bağlamında Haksız Kazanç Türleri(Bayburt Üniversitesi, 2023) Mahmutoğlu, TemelBu makalede gayrimeşru/haksız kazanç kavramı araştırma konusu yapılmaktadır. Araştırmada söz konusu kavrama dört zaviyeden yaklaşılmaktadır. Bu kapsamda a) Kazanç kavramının isim ve fiil formunda Kur'an'da kazandığı farklı anlamlar ve onların bağlam ilişkileri Kur'an ayetleri ışığında ortaya konulmaya çalışılmaktadır. b) Kazanç kavramının başka kavramlarla olan anlam ilişkileri tahlil edilmektedir. c) Haksız kazanç kavramının Kur'an'da kazandığı farklı anlamlar ve onların bağlam ilişkileri Kur'an ayetleri ışığında ortaya konulmaya çalışılmaktadır. d) Haksız kazanç kavramının güncel değeri üzerinde durulmaktadır.Öğe Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ın Ehl-i Beyte Yazdığı Arapça Tavsiyenamenin Dil Açısından Tahlil ve Tercümesi(Bayburt Üniversitesi, 2023) Gözün, Ahmet MahmutTavsiyenameler, hem yazıldığı tarihe ışık tutması bakımından, hem de o tarihte kullanılan dilin özelliklerini tespit etme açısından son derece önem arz etmektedir. Bu çalışma, Akkoyunlu sultanı Uzun Hasan'ın tavsiyenamesinde kullandığı Arapçanın ne kadar edebi olduğunu göstermek açısından son derece önemlidir. Ayrıca Uzun Hasan'ın Arapça edebi sanatları şairane bir üslupla kullanması, onun Arapçayı ileri seviyede bildiğini kanıtlar niteliktedir. Çalışmada tavsiyenamenin orijinal sureti verildiği gibi, okuyuculara kolaylık sağlaması amacıyla hem tercüme edilmiş, hem de Arapçasının edisyon kritiği yapılmıştır.Öğe Siret-Kur'an Bağlamında İbn Hişam'ın es-Siretü'n-Nebeviyye Adlı Eseri(Bayburt Üniversitesi, 2024) Özdemir, Selim; Arslan, İhsanIX. yy. da yaşamış olan Ebu Muhammed Cemalüddin Abdülmelik b. Hişam b. Eyyub el-Himyeri el-Meafiri el-Basri el-Mısri'nin (ö.218/833) kaleme aldığı es-Siretü'n-Nebeviyye adlı eseri, Hz. Peygamber'in hayatını Kur'an ayetleri bağlamında ele alan ilk siyer kaynaklarındandır. Türkçe literatürde oldukça büyük bir boşluk olması hasebiyle İbn Hişam'ın hayatı, eserleri ve özellikle konumuzla olan ilgili eserin tanıtımına kısaca yer verdik. Bu bağlamda Resulullah'ın Mekke ve Medine dönemindeki hayatını konu edinen, İbn Hişam'ın eserini diğer kaynaklarla kıyaslamaya zikretmeye gayret ettik. Sonuç kısmında ise elde ettiğimiz bulguları değerlendirmeye özen gösterdik.Öğe Lisans Dönemi Karşılaştırmalı Fıkıh Eğitimi Üzerine Bir Araştırma: Ürdün ve Türkiye Üniversiteleri Arasında Bir Mukayese(Bayburt Üniversitesi, 2024) Sivlim, Ayşe AktaşBu makalede Ürdün ve Türkiye'de fıkıh eğitiminde takip edilen bir yöntem olarak karşılaştırmalı hukukun nasıl ve ne derecede uygulandığı ele alınmakta ve mukayese edilmektedir. Nitekim bu iki ülkedeki fıkıh eğitim sistemi birbirinden farklıdır. Ürdün'de ilahiyat fakülteleri temelde usulü'd-din ve usulü'l-fıkıh bölümlerine ayrılmaktadır. Türkiye'deki İlahiyat Fakültelerinde ise Ürdün'deki gibi lisans döneminde sadece fıkıh ilmine özgü bir ihtisaslaşma söz konusu değildir. Ürdün'de usulü'l-fıkıh kısmında detaylı bir şekilde fıkıh dersleri verilmekte, bu dersler çoğunlukla farklı mezheplere bakılarak karşılaştırmalı olarak okutulmakta ve tek bir mezhebe bağlı kalınmamaktadır. Türkiye'deki fıkıh eğitimi ise çoğunlukla Hanefi mezhebi merkeze alınarak yapılmaktadır. Buna karşın Ürdün'de hocalar öğrencileri belli bir mezhebe yönlendirerek eğitim vermemektedir. Ürdün'de mukayeseli İslam hukuku dersi zorunlu iken Türkiye'de zorunlu değil seçmelidir. Bu iki farklı yöntem; sonuçları ve öğrenciler üzerindeki etkileri açısından da aynı değildir. Netice itibariyle bu çalışmada söz konusu iki ülkedeki fıkıh eğitimi karşılaştırmalı hukukun uygulanması açısından mukayese edilmekte; her iki ülkenin benzer ve farklı yönleri ortaya konulmaktadır.Öğe Osmanlı Modernleşme Çabalarının Giresun İzdüşümleri: Rüştiye Mektepleri(Bayburt Üniversitesi, 2025) Yılmaz, AliXVIII. yüzyıla kadar dünyaya nizam veren İslam medeniyeti, bu yüzyıldan sonra etkisini yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştır. Haçlı seferleriyle batı, İslam dünyasındaki bu ilmi inkişafı kendi yurtlarına taşıyarak reform ve rönasans hareketlerinin itici unsuru olmuştur. Sanayi Devrimiyle devam eden bu gelişim, Osmanlı'ya da bazı tesirleri olmuştur. Osmanlı, toprak kayıplarının beraberinde getirdiği psikolojik ezikliğin batıdan askeri alanda alınacak yeniliklerle mümkün olacağı düşünerek Avrupa'ya eğitim için öğrenciler göndermiştir. Askeri alandaki bu yenileşme hareketiyle birlikte Babıali bürokrasisine nitelikli memur yetiştirmek için medreseler yerine yeni modern mektebler açılmasına karar verilmiştir. İlk modern rüşdiye mektebi, 1847 yılında İstanbul'da açılmıştır. Sıbyan mekteblerini bitiren belli yaşlarda öğrencilerin kabul edildiği rüşdiyeler, 1864'de Karahisar-ı Şarki livasında, 1871 yılında Giresun'da, takip eden yıllarda Bulancak, Tirebolu, Görele ve Alucra'da açılmıştır. Giresun İnas (Kız) rüşdiye mektebini açma çabaları başarılı olamamıştır. Bu mekteplerden mezun olan öğrenciler, bir üst öğretim olan Karahisar-ı Şarki ve Giresun İdadilerine devam etmiştir. Mektebin öğretim programları ve tatil günleri, merkezle paralellik arz etmektedir. Öğrenci ve muallim tecziyeleriyle mükafatlandırılmaları gerekli mercilerle yapılmıştır. Muallimi evvellerinin çoğu, medrese müderrisi iken Darülmuallimin mektebini bitirmişlerdir. Osmanlı-Rus Savaşı'nda bazı mekteb binaları boşaltılarak askeri bina olarak kullanılmıştır. Erzurum kongresinde Giresun delegasyonları bu modern mekteplerden mezun olmuşlardır.Öğe İslam'da Mezar Şekli: Türk-İslam Örneği(Bayburt Üniversitesi, 2023) Gökdere, MeryemMezar yapımı, şekli ve süslemesi mevzusunun tıpkı diğer bilim dallarında olduğu gibi İslam hukukunu da ilgilendiren bir tarafı vardır. Nitekim İslam, insan hayatının her alanında birtakım düzenlemeler yapmış ve insanlar için sınırlar çizmiştir. Bu çalışmada, mezar yapımı ve süslemesi inceleme konusu yapılıp İslam'a uygun mezar şeklinin nasıl olması gerektiği ele alınmıştır. Hz. Peygamber'in konuyla ilgili hadis-i şeriflerine yer verilmiş ve İslam alimlerinin mevzubahis rivayetleri nasıl değerlendirdikleri irdelenmiştir. Ayrıca toplumun her kesiminde farklılaşması mümkün olan mezar yapımı ve mezar taşı süslemesi gibi uygulamaların geleneklerle iç içe olduğuna değinilmiştir. Bu bağlamda Türklerin Müslüman olmadan evvel ölü gömme ve mezar süsleme ile ilgili eylem ve inançlarını kısmen de olsa Müslümanlaşma sonrasında devam ettirdikleri söylenmiştir. İslam fıkhının kültür, sanat ve estetikle olan bağlantısı ve bütün toplumlara birden hitap etmesi, İslam hukukunu bu türden toplumsal ve manevi unsurlarla birlikte değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. Nitekim her toplumun kendini ifade etme biçimi ve hayat düzeni farklıdır. Bu minvalde çalışmamızda ilk olarak İslam hukukunda mezar yapımı ve süslemesi ile ilgili fıkhi görüşlere yer verilerek mezarların iç ve dış tasarımının nasıl olması gerektiği sorgulanacaktır. Dünyevi zevklere hitap eden ve sırf sanatı ön plana çıkaracak şekilde inşa edilen mezarlıklar, mezar ziyaretinde bulunan insanın dünyayı unutup ahireti hatırlaması ve üzülmesi yerine, kendisine dünyevi sanat ve lezzetleri hatırlatan mezar mimarisi ile meşgul olmasına sebebiyet verebilir. Konumuz bakımından önemli görülen tasvir yapma meselesi de mezarlıklar bağlamında ele alınacak ve ulemanın konuyla ilgili görüşleri zikredilecektir. Ayrıca Türklerin İslam öncesi ve İslam sonrasında inşa ettikleri mezar yapıtları mukayese edilerek, Müslümanlaşma sonrasında yaptıkları mezarlarda İslami kurallara ne ölçüde uydukları incelenecektir.Öğe İslam Ahlak Düşüncesinde İlahi Emir Teorisi(Bayburt Üniversitesi, 2025) Şirin, Ayşe Kasımoğluİslam düşünce geleneğinde ahlak üzerine yapılan çalışmalar, çok eski tarihe kadar geri gitmektedir. Özellikle İslam düşünce geleneğini oluşturan üçlü sac ayağında kelam, felsefe ve tasavvufun bulunduğu bilinmekle beraber, incelemesini yapacağımız kitapta yazar Mutezile kelam geleneğinin başat isimlerinden Kadi Abdülcebbar'ı ele almaktadır. Kadi Abdülcebbar İlahi Emir Teorisini reddederek kendi ahlak teorisini inşa etmiştir. Yazar Kadi Abdülcebbar'ın ahlak teorisini irdelerken mensubu olduğu Mutezile ekolünün ahlak ilkelerini de ortaya koymaktadır.Öğe A Translation of the Treatise Entitled De Intellectu by Abu Mu?ammad 'Abdallah Ibn Rushd(Bayburt University, 2025) Dugan, Mehmet (Çeviren)Averroes deeply influenced Latin scholastic thought with his commentaries on Aristotle. At the center of this influence was the thesis of the unity of intellect, based particularly on his Long Commentary on De anima, which sparked serious debates among 13th-century Christian thinkers. The treatise entitled De intellectu, attributed to Averroes' son, Abu Mu?ammad 'Abdallah, was also translated into Latin during the early stages of the debate, before 1240. Abu Mu?ammad 'Abdallah stated that his purpose in writing the treatise was to explain all the comprehensible ways and solid proofs that enable us to know greatest happiness, i.e., whether the active intellect unites with the material intellect whilst it is clothed with the body. Like Averroes, Abu Mu?ammad 'Abdallah also points out that Aristotle left this question unexplained in his book De anima. The author bases his views on Averroes and states that the issue can be proven in three ways. While explaining these ways, Abu Mu?ammad 'Abdallah, who refers to important commentators such as Alexander of Aphrodisias and Themistius , also attempts to clarify the issue through certain methods, such as establishing an analogy between sense and intellect and the potentiality-actuality relationship. This study aims to present a Turkish translation of the treatise in question and to contribute to the literature on the Averroistic understanding of the intellect. The translation is based on the Latin text for two main reasons. First, the text's influence on scholastic thought was shaped through its Latin translations; second, this Latin version contains philological differences from the only surviving Arabic manuscript.Öğe Investigating the Relationship Between Perceptions of Hadith and Sunnah and Internal Spirituality Levels of Students of the Faculty of Theology: A Bayburt University Case Study(Bayburt University, 2025) Demir, Necip Sefa; Okur, SüheybThe problem of this study is the nature of the relationship between the perceptions of Hadith and Sunnah and the levels of internal spirituality among faculty of theology students. The aim of the study is to determine the relationship between the Hadith and Sunnah perceptions of faculty of theology students and their levels of internal spirituality using quantitative research methods. This study is significant for providing insights into the approaches to Hadith and Sunnah and the spiritual conditions of students pursuing theological education. The study's sample consists of 490 undergraduate and graduate students from Bayburt University, Faculty of Theology. The "Hadith and Sunnah Perception Scale (HSÖ)" and the "Internal Spirituality Scale" were used for data collection. The findings of the study indicate that the participants' general perception of Hadith and Sunnah is high, whereas their level of internal spirituality is moderate. No statistically significant differences were found in the levels of internal spirituality and Hadith-Sunnah perception based on gender or academic year. Correlation analyses revealed no significant relationship between the total score for Hadith and Sunnah perception and internal spirituality. In conclusion, the positive perceptions of faculty of theology students regarding Hadith and Sunnah are not directly correlated with their internal spirituality. It is recommended that future studies investigate this topic further with diverse student populations and more comprehensive methodologies.Öğe The Role of Egypt in Modern Arabic Literature and Prominent Poetry Trends(Bayburt Üniversitesi, 2025) Matpan, EbubekirArabic literature, with its deep historical roots, has undergone numerous phases throughout history. At times, it experienced periods of stagnation, while at others, it flourished. Despite these fluctuations, literature has always maintained its significance, serving as a medium that appeals to emotions within society and shaping itself according to time, place, customs, and traditions. After a prolonged period of stagnation, Arabic literature entered a new phase following Napoleon's invasion of Egypt, which initiated interactions with Europe. This study briefly examines the phases Arabic literature has undergone and highlights the prominent centers of each period. Subsequently, it discusses the dual occupation of Egypt by two Western powers, emphasizing how these occupations, despite their negative aspects, contributed to the revival of literature. During this new era, Egypt emerged as a leading force in the literary field, successfully blending classical Arabic literature with Western influences to become a pioneer in the modern era. Furthermore, the emergence of various schools of thought, inherent in the nature of literature, crowned this new period and marked the beginning of a fresh chapter for Arabic literature.Öğe Hz. Peygamber'in Hutbelerinde Tarihsel Bağlam: Mekke'de İlk Hitap(Bayburt University, 2023) Özdeğirmenci, SalihaGünümüzde hutbe, cuma namazlarının bir rüknü olarak bilinirken, tarih boyunca farklı kullanım alanlarına sahip önemli bir iletişim aracı olmuştur. Cahiliye Dönemi Arap toplumunda hutbe, kabile reisleri ve hatipler tarafından kullanılan bir konuşma biçimiydi. Bu konuşmalar, kabile övgüsü, kabileler arası ilişkilerin yönetimi, savaş ve barış dönemlerinde toplumu etkilemek için yapılıyordu. Ancak İslam'ın doğuşuyla hutbe, dini bir kimlik kazandı ve yeni bir rol üstlendi. Hicret, Müslümanların Mekke'deki baskılardan kurtularak Medine'ye yerleşmelerinin ve dini yaşamda özgürlük kazanmalarının önemli bir aşamasıydı. Bu dönemde hutbe, hem dini bir ibadet olarak kabul edildi hem de toplumsal yeniden yapılanmada önemli bir araç haline geldi. Hz. Peygamber döneminde hutbeler, Müslümanlara inançlarını anlatma, toplumsal değerleri güçlendirme ve inananların bir arada tutulmasına katkı sağladı. Ayrıca, Hz. Peygamber hutbelerle toplumsal sorunların çözümünde rehberlik etti ve Müslüman toplumunda dayanışma ve birlik duygusunu pekiştirdi. Bu çalışma, Hz. Peygamber'in hutbelerini tarihsel bağlamla birlikte incelemeyi amaçlamaktadır. Hz. Peygamber'in ilk hutbesi örneği üzerinde karşılaştırmalı rivayet incelemesi ve metin analizi yapılırken, hutbe metinlerinde dönemin olaylarına dair izleri araştırıldı. Çalışmada, hem Hz. Peygamber'in sözlerini hem de dönemin sosyo-kültürel yapısını anlamamıza katkı sağlanması amaçlanmaktadır.Öğe The Place of Qiraat Education in Erzurum Ulema - (Muhammad Halis Emek Example)(Bayburt University, 2023) Çınar, YusufThe Holy Qur'an and the science of Qiraat, which developed in connection with it, were considered among the most valuable sciences in the Islamic world and great attention was paid to the education of Qur'anic sciences. This important branch of science has continued until today and has gained a special place in our society. Although it was interrupted from time to time due to various reasons, it was revived in 1968 with the aşere course organized by the Presidency of Religious Affairs under the leadership of Mehmet Rüştü Aşıkkutlu. After successfully completing the course, Çat Mufti Halis Emek and his colleagues returned to their places of duty and started to provide Qiraat education under the auspices of the Presidency of Religious Affairs. Halis Emek followed his teacher's method in the Qiraat courses he organized and trained new students. In this study, while examining the method Halis Emek followed while giving Qiraat education, the method of education applied by the Presidency of Religious Affairs today is also pointed out. In addition, a partial comparison of these two methods has been made. This comparison provides introductory information on how Qiraat education can be given effectively and how existing methods can be improved.Öğe Examining the Religious Beliefs, Attitudes and Behaviors of Students in Vocational Training Centers ( The Example of Konya)(Bayburt University, 2023) Yavuz, ŞabanThe aim of this study is to conduct a sociological study on the religious beliefs, attitudes and behaviors of apprentices and journeymen studying in vocational training centers and to examine the relationship between religious beliefs, attitudes and behaviors of apprentices and journeymen. A questionnaire was applied as a data collection tool. During the preparation of the question paper, first of all, thesis studies and other sources in this field were scanned. During the preparation and compilation of the questions, expert faculty members were consulted. The survey prepared for this purpose was applied to 350 of 2620 apprentices and journeymen studying at the 100th Year Vocational Training Center in Selçuklu district of Konya province in the 2022-2023 academic year. In the analysis of the collected data and the testing of the hypotheses, the survey model, which is one of the descriptive research methods based on quantitative design, was used. Data analysis was done with the help of SPSS 24.0 package program. The data obtained while creating the article was analyzed under various headings. As a result of the research, determinations were made regarding the religious beliefs and attitudes of apprentices and journeymen who attended education at the vocational training center.Öğe The Educational Grammar Method of Birgivi "A Descriptive and Analytical Study"(Bayburt University, 2025) Süleymanoğlu, AbdülkerimThe city of Izmir, located on the Aegean Sea in western Turkey, is one of the cities that hosted many renowned scholars of Islamic sciences, such as jurisprudence (fiqh), hadith, Qur'anic exegesis, Qur'anic sciences, theology, linguistics, and Sufism. These scholars wrote their works in Arabic, which was the scientific language of the entire Islamic world, and served as the intellectual and spiritual language uniting the followers of Islam despite differences of ethnicity, schools of thought, and languages. Their sincerity in pursuing knowledge, their dedication to it, and their journeys to centers of learning to study under well-grounded scholars greatly contributed to their scholarly excellence and their ability to produce such valuable works. Among the scholars of Izmir who excelled not only within the city or even Turkey, but throughout the Islamic world, was the eminent scholar and ascetic Muhammad ibn Pir Ali al-Birgiwi (929–981 AH). May Allah have mercy on him. He possessed encyclopedic knowledge and produced diverse writings in fields such as jurisprudence, exegesis, hadith, Sufism, grammar, and linguistics. His writings in grammar, in particular, became well-known, earning him recognition as one of its prominent authorities. In all his linguistic works, al-Birgiwi adhered to a pedagogical method focused on simplifying grammar rules by compiling, organizing, and presenting them in a concise, clear, and accessible style that made learning easier for students. This study aims to present al-Birgiwi's approach to pedagogical grammar writing, uncover the characteristics of his methodology, examine its strengths and weaknesses, and explore its possible benefits for applied grammar studies today. The research adopts a descriptive-analytical method and is structured into an introduction and three sections: An introduction to Imam al-Birgiwi,The emergence of pedagogical grammar, its methods, and works, Al-Birgiwi's pedagogical grammar methodology and its features. The study concludes with several findings, including: the features of pedagogical grammar in modern linguistics align with al-Birgiwi's writings; he showed little interest in disputes among grammarians or in favoring one opinion over another; and he was not biased toward any particular grammatical school.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »












